Arşiv

Şubat 2021

Browsing

Bugünlerce bolca access bars seansı yapıyorum.
Ve her bir seans bizi ortak yerlere getiriyor.
Değerimizi her bir an kabul ediyor olsaydık gerçek, hayatımız neye benzerdi?
Ne olduğunun önemi yok. Birşeyleri hep ama hep kendimizden daha büyük yapıyoruz sanırım. Ve peşinden korku geliyor.
Neyi kendimizden daha güçlü yaptık, daha değerli kıldık ( Değerli, geçerli, doğru , güçlü, haklı… )
Ailemizi mi?
Çevremizi mi?
Patronumuzu mu?
Yakın arkadaşımızı mı?
Eşimizi mi?
Yoksa nazarı mı? ( Nazar değecek korkusuyla , nazarı çok güçlü kılarak ” anlatmamam lazım ya da daha fazlasına sahip olmamam lazım yoksa başıma bir şey gelir diyen ve bu ağırlığı yaratanlar el kaldırsın:) )

Her bir prosesle buralarda dönüşüm sağlamak muazzam . Katman katman, bir anda en derinler. Halı altında olan her şey…

Dün gece şuraya ulaştık.
Hepimizde yeni bir yer açsın diye hemen yazayım dedim.
” Her bir zerremin, her bir saniyemin değerini bilseydim gerçekten hayatım neye benzerdi? Neler olurdu?
Her bir vaktin bana özel hediye olduğunu bilseydim bu ne yaratırdı? “
Ve sonra;
” Sadece ve sadece varlığımla neredeysem orayı onurlandırdığımı bilseydim, olsaydım , alıp kabul etseydim hayatım neye benzerdi? Yap-ma gerekliliğini ortadan kaldırsaydım , öylece orda olmamın hediye olduğunu ben bilseydim hayatım nasıl olurdu, ben kim olurdum? “

Bir söz söylemek, yardım etmek, bildiğini göstermek, mutlaka çaba sarfetmek ,ortaya koyacak mutlaka birşeylerinin olması gerektiğine inanmak , varlığına eklemek zorunda olduğuna inanmak… Bunlar sadece sende yok, sadece bende yok, çoğumuzda az çok hepsinden var. Bunu yanımızda götürmek bir seçim ve tam şuan başka birşeyi seçebiliriz.
Zorundalıktan değil, iyi hafif eğlenceli geldiğinden yana seçimimizi kullanabiliriz.
Kendimiz olmaktan yana seçimimizi kullanabiliriz.
Gücümüzü hatırlamayı her gün seçebiliriz ve alıp kabul etmeyi 🙏🙏

Kolaylıkla.

Hastalıkların psikolojik nedenlerini öğrendiğimizden beri, biri bir hastalığından bahsettiği an, tanı koyma hallerimiz nasıl da arttı son zamanlarda değil mi? 🙂

🌿Herşeyin bir sebebi ve zamanı var.
Çok insani bir yerden yardım etmek istediğimizi farkındayım (genelimiz için). Evet hastalığın kaynağı gerçekten bizim okuduğumuz yerden de olabilir ama bir durayım orda.
Karşımdaki kişi gerçekten bildiğimi duymaya hazır mı?
Bu bildiğimin doğru olmama ihtimali de var mı?
Peki kişi dönüşmeye hazır mı?
Bunu istiyor mu?
Peki benden tanı koymamı istedi mi?
Yardım talep etti mi?
Buralar değerli.

Hastalık-sebep-çözüm konularını detaylıca yazan birçok kaynak var. Fakat hep hatırlayalım ki, bazen bir hastalığın bize anlatmaya çalıştığı şey, genellenenin ötesinde olabilir. ” Kesin şudur” diyemeyiz. O yüzden sadece tanı koymaya çalışarak yardım edemeyiz 🙂
Bu bir yol.

Hastalık kaynaklarından, enerjiden, insana bütünsel yaklaşımdan bihaber olduğum zamanlarda aldığım eğitimde duyduklarım beni fazlasıyla etkilemişti. Her duyduğum bilgiyi hazmetmek için bolca çalıştım ( hala devam ), önce kendi üzerimde inceleyeyim derken bir yandan da yukarıda yazdığım girdaba girmişliğim de çok oldu. Bu konuyu yazmam ondan:) ve zamanla anladım ki:
🌿Herşeyin gerçekten bir sebebi ve zamanı var.
Bu bir tekamül yolu.

Kendi hastalıklarınızla da ilgili keşif yolculuğuna çıkarsanız siz de bir gün, genel bilgileri topladıktan sonra bedeninize soru sorun, hastalığınıza soru sorun ya da sadece soru sorun, cevap akacaktır. Bir yerlerde karşınıza çıkacaktır. Hazırsanız vesile olacak kişi / şey de ortaya çıkacaktır. Kadersel plan , niyet ve seçimle birlikte.
Belki de sadece ” gitmene gönüllüyüm ” dersiniz ve gider.
Bir an.
Hazır olduğunuz tek bir anda, alan hızıyla.
Ve belki de o hastalık ömür boyu orada kalacaklardandır ve orda olmasının hediyeleri vardır. Hediyelerini sormayı deneyin olur mu?
Kurtulma çabasından çıkıp sadece bir kez de olsa hediyelerini sormayı deneyin.
Burda alıp kabul etmeniz gereken şey ne?
Kolaylıkla aksın cevaplar ve oluk oluk da şifa…

Gün içinde kaç kez misafir oluyor bu kelime sana ?

Yetersizim.

Ve ne kadar büyüyor içinde ? Onunla birlikte hareket edemeyecek kadar mı? İçinde kaybolup üzerine çöken ağırlığı anlamayacak kadar mı?

Kocaman bir durdurucu kendisi. Ve farket ki bu öyle özel vakitler yaratıp gelmiyor. Şuan instagramda, facebookta, işte herhangi bir yerde takip ettiğin biri, bir arkadaşın , eşin , çocuğun birçok yerden tetikleniyor olabilirsin. Tetiklendiğini farkedebiliyor musun peki ? Sosyal medyada bu kadar vakit geçirirken hissettiğin şey hafiflik mi , ağırlık mı?
Akşam, dönüp güne bir baktığında , odağın eksik, yanlış, yetersiz olmalarında gezmişse daha çok , nerden başlayabilirsin buna bir bak olur mu? O kişiyi takip etmeyebilirsin bir süre ya da daimi. Yakın çevrenle ilişkilerinse konu, kendi sınırlarının üzerine çalışabilirsin. Hani bizim kimseyle işimiz yok ya, hani konu biziz ya, tetikleyicileri durdurmak da, oralarda mevcut olmamak da ( en azından duygunun yüksek volümü azalana kadar ) senin elinde. Yapabilirsin. Kendi kendinin sınırlarını zorlama bence:) ” Olduğum hal iyi, iyiyim , bu hal tamam ” dile yerleşirken hayatta da kendi şiddetine maruz bırakma kendini ❤ Dilerim .

Dünyada tek sen o işi yapacak olsan durum nasıl olurdu? Ya da tek sen çocuk yetiştiriyor olsan ? Yetersiz hissetmem için bir şeyleri / birilerini değerli, kendimi değersiz yapıyorum, bir şeyleri / birilerini büyük, kendimi küçük yapıyorum, bir şeyleri / birilerini doğru, kendimi yanlış yapıyorum. Sanırım böyle. Enazından bende uyandırdığı böyle.

Buralardan bakmak sende ne uyandıracak merak ediyorum.

Kolaylıkla.

Gaslighting.

Daha önce duydunuz mu bu kelimeyi ?

Hadi gelin biraz hakkında konuşalım, düşünelim . Nerelerde karşılaştık bir bakalım.

Benim kendisiyle tanışıklığım eskiymiş de adını bir eğitimde ve asıl nelere sebep olduğunu araştırınca öğrenmiştim.

Gaslighting, psikolojik manipülasyon türlerinden biri. Adını bir tiyatro oyunundan alıyor. İkili ilişkilerde, karşımızdaki kişinin bilinçli ya da bilinçsiz bizi manipüle etme hallerinden biri.  Hakkında araştırma yaparsanız çok bilgiye rastlayacaksınız, evrelerine , katmanlarına. Çok çeşitli olmakla birlikte , konu aslında tamamiyle gerçeklik ayarlarımızla oynanmasıdır.

Başta söylemek istediğim şey şu ki , eğer bu manipülasyon çeşidine maruz kaldıysanız, ilk başta anlayamayabiliyorsunuz. Bir tuhaflık seziyorsunuz fakat karşınızdaki kişide kişilik bozukluğu olduğunu düşünmek yerine siz kendinizden şüphe etmeye ve bazen de kendinizi suçlamaya başlıyorsunuz. Yani kendinizi yanlış onu doğru kılıyorsunuz. Bazen hissettiğiniz şey sadece şaşkınlık da olabiliyor. Hatta bazen de konular karışıp gaslight uygulayanın kendiniz olduğunu bile düşünüyorsunuz:) Şaka değil, gerçek:)

  • Karşınızdaki kişi ( aile fertleri , arkadaşınız, sevgiliniz, çocuğunuz , patronunuz , iş arkadaşınız, öğretmeniniz …)  sizi rencine edecek, değersizleştirecek tarzda sözler söyler , dalga geçer ve üstüne tüm bunların şaka olduğunu söyler. Ama nasıl şaka:)
  •  Ya da yaptığından veya söylediğinden çok emin olduğunuz şeylerin ardından geçen konuşmalarda sürekli bunları inkar eder, “ben demedim, ben yapmadım” der veya bunları sizin uydurduğunuzu iddia eder ve siz bunlarla ilgili şüpheye düşersiniz. ” Acaba öyle olmadı mı gerçekten, ben mi öyle anladım?”
  • Olanları konuştuğunuz sohbetlerde olayları hep kendi lehine çevirir ve yine inkar eder ” o olay şöyle oldu, çünkü sen şöyle dedin ve ben onu yaptım.” O hiç bir zaman hatalı olamaz , siz mutlaka buna sebep olan birşey demişsinizdir ve O onu yapmıştır. Gerçeklerinizle oynanır. Sizin söylemediğiniz şeyler söylemişsiniz gibi ifade bulur.
  • Araştırınca şu çeşidine de denk geldim ki sanırım bu ileri bir aşama; eşyaların yerlerini değiştirir ve zaman sonra tekrar yerine koyar ve siz yine istediğiniz kadar emin olun  bakıp bakmadığınızdan, şüpheye düşersiniz.

Gaslightingle ilgili özellikle dikkatinizi vermenizi istediğim birkaç nokta var.

1. Bunu 1 kez ya da 100 kez yaşamanız bir şeyi değiştirmez. Olan şey manipüle edilmektir. Fakat zorlayan yeri şu ki; 1 kere de belki sadece şaşkınlık yaşayıp bitecekken, o işyerinde, o okulda, o grupta, o ilişkide kalmaya, o ebeveynle yaşamaya devam ederseniz yavaş yavaş hayatınız, kendinizle ilişkiniz, neşeniz, özgüveniniz yok olmaya başlayabilir, sürekli kendinizi sorgulama halinde olabilirsiniz. ” Ben mi yanlış anladım?” ” Gerçekten onun dediği gibi mi? ” Veya size karşı yaptığı şakalarda hissettiğiniz değersizlik duygusu hayatınıza yayılmaya başlar, yavaş yavaş, siz anlamadan.

2.  Bunu yaşadığınızı anlamama sebeplerinden biri sürekli olarak karşı tarafın iyi niyetli olduğunu düşünmeniz olabilir. Hep hatırlayın ki, gaslightingin niyetle alakası yoktur. O kişi bile bunu yaptığını farkında olmayabilir. ( Farkında olarak yapanlar da var )  Çünkü söylediği, yaptığı şeyler onun da inanmak istediği gerçekliktir.

3. Gaslight uygulayan kişinin de kendine bir gerçeklik yaratma isteğini aklınızda hep tutun. Tek taraflı değil, iki taraflı gerçeklerle oynanır aslında. Onun dediği gibi olduğuna kendisini inandırarak kendisini sürekli doğru yapma , haklı yapma arayışındadır.

4. Yukarıda yazdığım maddeyi baz alarak ( eğer uzun süreli bir ilişkiyse ) onu düzeltmeye / kurtarmaya çalışmayın,  olayların sizin anlattığınız söylediğiniz gibi olduğuna ikna etmeye çalışmayın,bu sadece ve sadece sizi yorar, çünkü öyle emindir ki onun dediği gibi olduğundan, tek konunuz kendinizi burdan çıkarmak olsun. Burda bir seçim sizi bekler.

5. Bazen birilerine anlatmak ve kendinizi sorgulamaktan çıkmak istersiniz ve işte  bazen anlattığınızda çevrenizdekiler maruz kaldığınız şeyi sizden önce farkedebilirler. Onların dediklerini ciddiye alın.

6. Bu duruma maruz kalan kişiler bolca özür diler, kendini hatalı bulur, bazen yalan söylemek zorunda kalır gibi noktaları da var. Bunlar da sizin hayatınızda var mı diye bir bakabilirsiniz.

” Yaşadıklarıma bir son verebilir miyim?”

Eğer okuduklarınızın sizin hayatınızda, sizde bir karşılığı varsa ve ne yapacağınızı bilmiyorsanız lütfen önce profesyonel destek alın. Sonra ihtiyacınız olan yolda karşınıza çıkacaktır.

Hayatınız değerli. Siz değerlisiniz. Bunu hep hatırlayın olur mu?

Kolaylıkla.

 

 

 

 

 

Kaçımız ” senin / sizin için yaşıyorum ” sözlerinin geçtiği bir evde büyüdü? …. Bir çocuğun dünyasında nasıl algılandı ki bu? ” Yaşatmak için yaşamalıyım ve onları buna pişman etmemeliyim , bu büyük emeğin karşılığını vermeliyim ” mi yoksa??? Ve bu yükü omuzlayıp bir de bugünlere kadar taşıdı ?

Peki ya kaçımız sevdiğimiz herhangi birini ” sensiz yaşayamam ” dediği için yaşatmaya çalıştı/ çalışıyor bir yerlerde ? Ya da sen söyledin bunu ona, ne zaman , nerede, kime ? Kendinden öte değerli kıldığın kimler oldu ? .

 Ve bir de ” seni ölene kadar asla bırakmayacağım” ” sonsuza kadar seveceğim” … Ve kaçımız bu söz uğruna bitmesini istediği bir ilişkiden ” neden ayrılamıyorum, kurtulamıyorum? ” diye sebebini hala arayıp duruyor da bulamıyor ?         ( donakaldığım yerlerden biriydi zamanında bulduğum anda ) .

Sanki kulağa iyi gibi gelen kocaman hapisler yarattık biz farkında olmadan. Niyetimiz kötü değildi elbette ki . Yalnız burada birçok yer var hapis yarattığımız , anlamadan. Böyle beylik sözlerle ” daha da anlasın , çok inansın ” lara gerek var mı sevgimizi tanımlarken? Sevgi özgürleştirmiyorsa , nerede kaldı iyileştiriciliği ? 

Bu cümlelerin yarattığı hapisler bedeninin bir yerinde / yerlerinde kilitli. İzin ver açılsın kilit. Kaç yıldır hapsediyorsun bir bak istersen. Bırakmak bir an-ken, kaç yıldır o söz orda kalsın diye enerji harcıyorsun?
Şimdi ” söz büyüdür ” dediğimiz yere geldik işte. Bu söz başka söz. Büyüyü bozma zamanı olsun ister misin? Verdiğin tüüm sözleri hatırla, hatırla. Farketmek özgürleştirir dönüştürmeyi seçersen. Aynı sevgi gibi .

Cümleler nasıl dönüşür ki o zaman ” Uyumumuz devam ettiği sürece seninle birlikte olmaya gönüllüyüm. ” . 

Olur mu?

Var mı senin de aklına gelenler?

– İnsanlara sürekli tavsiye veriyorum ama onlar da istiyorlar.
– Nasıl istiyorlar ?
– İşte anlatıyorlar sorunlarını.
– Anlatıyorlar da sonunda soruyorlar mı peki senin fikrini ya da yardım istiyorlar mı gerçekten?
– E anlatıyorlar ya, bunun için değil mi? Bence öyle.

Acaba sohbet etmenin başka yolu var mıdır? Biri bir şeyler anlatırken, o sormadan akıl vermeden, tavsiyede bulunmadan , orada kalınabilir mi ? Fikrimizi sormadı ki. Birşey anlattı. Belki sadece anlatmak istedi. Belki siz ona iyi geliyorsunuz. Belki kusacak yer aradı sizi buldu, belki yardım istemeyi bilmiyor. Ne fark eder? Sormadı ki 🙂 Peki benim akıl vermek isteyen yanım hangi ihtiyacını karşılıyor olabilir? Niyetiniz tamamen iyi olabilir, onun üzülmesini istemiyor olabilirsiniz, sonunda karşınızdaki kişi ” Aaa bunu daha önce hiç düşünmemiştim ” de diyebilir , yani iyi gelmiş olabilir. Ya da daha kötü hissetmiş olabilir. Giriş ve sonucundan çok , gelişme kısmına odaklıyım ben bu kısımda. Gerçekten sordu mu?.
.
Peki o zaman nasıl sohbet edeceğiz?
.
.
Deneyelim mi bugün ya da bu hafta boyunca? Biri bana anlatmaya başladığında ben nasıl durabilirim, nasıl yaklaşabilirim? Herkesin oradaki duruşu farklı olabilir, o yüzden kendimiz bulalım mı burayı?

Yardım talep etmek konusunda farklı bakış açılarımız olduğu bir gerçek. Yapamıyoruz, aklımıza gelmiyor. Belki bu sayede , biz de birine bir şey anlatırken yardım istemeyi öğrenebiliriz ne dersiniz?

Zamanında burada her haftaya başlarken haftalık çalışmalar yazardım. Uzun süredir ara vermiştim ama bu hafta böyle bir içimden geldi. Hepimize hediyesi olsun.
Neler olacak merak ediyorum kendimde ve sizde? Ben de hatırlatıyorum kendime çokça ” E Eda sormadı ki 🙂 “
Ve öğrenebiliriz biliyorum🙏 Sadece o anı farkında olun , yavaş yavaş dönüşecek.

Kolaylıkla.

Biraz seçim yapmaktan bahsedeyim istedim. Ve bunun öncesinde ihtiyacımız olan halden. İyilik halinden.

Yaşam enerjisi düşük, mutsuz , keyifsiz kaç kişinin seçim yaptığını ve bunlara ulaştığını gördünüz? Sanırım yoktur varsa da çok az olsa gerek. Bu benim ilginç bakış açım.

İstekleriniz gerçekleşsin istiyorsanız öncelikle frekansınızı yükseltmeye yönelin, daha enerjik uyanmak, gün içinde keyifli olmak ve yatarken de kendini iyi hissetmek. Yaşam enerjisinden ve kendi enerjinizden faydalanın. Bunun nasıl olacağıyla ilgili daha önceki postlarda bolca yazdım. Eğer hiçbiri cezbedici gelmediyse kendi rutininizi oluşturun sabahları ve akşamları en az 1 rutin kurun sizin enerjinizi artıracak.
” Bana ne iyi gelir ? ” Yani diğer isteklerinizden önce enerjinizi yükseltmek isteğiniz canlansın içinizde. İlk adım.

Ben bir şeyin hayatıma dahil olmasını istiyorsam – bu şeyin ne olduğu hiç mühim değil istek istektir – önce iyi ,enerjik, keyifli hissedebileyim ki sonra hayal kurayım, planlar yapayım, harekete geçeyim , dostlarımla ailemle bunları paylaşayım , heyecan duyayım değil mi? Bana böylesi olur geliyor.

Bolca bolca bolca hayatınıza neşeyi davet edin. Bu ” O ” kişi olmanıza izin verecek.
Önce olun ve sonra yapın.
Önce neşeli keyifli biri olmayı seçin ve sonra rutinlerinizle bunu destekleyin. Ol-mak ve yap-mak kısmına sonra uzun uzun değineceğim zaten yeniden.
Kendinizi daha zinde , keyifli, neşeli hissetmeniz için hangi enerji, alan , bilinç ve seçim olabilirsiniz ki hayallerinizden de öte istekleriniz hayatınıza kolaylıkla , neşeyle , ihtişamla aksın ?

Kolaylıkla.

Sevgili Jim Rohn’un bize ulaştırdığı en güzel bilgi şudur ki; SEN hayatında en çok yakın olduğun , bolca vakit geçirdiğin 5 kişinin ortalamasısındır.

Bunu şöyle test edebilirsin istersen:

Bundan bir yıl önceye git, hayatında kimler vardı bir etrafına bak. Sağlık durumları, ilişkileri ya da evlilik hayatları , ekonomik durumları, hayalleri ve kariyerleri durumdaydı ve o sırada SEN hangi noktadaydın? Bunlarıı tek tek yaz, çok iyi – iyi – ortalama – kötü diye sınıflandırabilirsin.

Şimdi gelelim bu yıla.Kimler eklendi yakın vakit geçirdiğin alana ? Kimler var etrafında ? Onların bu saydığım yaşam alanları ne durumda? SEN şu an hangi noktadasın? Bir yerlerde mutlaka zihnen, fikren ya da maddesel aynı ortalamalarda olduğunu göreceksin. Bunları da not al.

Peki bu ne işe yarar? Şimdiki çevren sana iyi geliyorsa , ne güzel yerini gördün , güzel vakit geçirdin tebrikler. Fakat sen bir üst basamağa çıkmak istiyorsan kendi kriterlerini belirledikten sonra çevreni gözlemle . kişiler değişiyor mu ? Yoksa birlikte mi gelişiyorsunuz? Değişim varsa izin ver , kendine uyumlu insanları hayatına çekmeye niyet et.

Kendi deneyimlerimden yola çıkıp söylüyorum ki ; o en çok sevdiklerin, dostların , akrabaların tabi ki yine yanında olacaklar. En çok vakit geçirdiklerin değişecek sadece. Sen alan açan tarafta ol ve uyan’ık ol yeter.

Güzel yolculuklar:)

Sen işin değilsin.
Varlığın sadece işinden ibaret değil.
Kendini tanımlarken mesleğini hangi sırada söylediğine bir bak.
İşin dışındaki dünyadaki varlığını görebiliyor musun?
Varlığın … Sıfatların ötesinde… Statü ötesi… Mesai saatlerinden öte… Kendini iş olarak gördüğün her yeri yıkıp yaratımını iptal edelim mi?
” Ben sadece bu konuda iyiyim ” dediğin , diğer yetenekleri , potansiyelini görmeyi reddettiğin, görmezden geldiğin, bildiğini bilmediğin her yer,
Ve tam da burda başarıya yüklediğin tüm anlamlar,
Sana söylenenler,
Ancak o zaman tam olacağına inandığın , illa illa diye tutturduğun ve şuanı, nefesini , varlığını yokettiğin her yer,
Sanki ” o ” olmazsan, yarımmışsın gibi hissettiğin her yer,
” Sen bu konuda çok iyisin ” dediklerinde sadece ordan para kazanmayı seçtiğin, kendini küçülttüğün , daralttığın, birçok gelir olasılığını kapadığın her yer,
Haketmediğini düşündüğün her yer,
O meşhur pasta dilimi realitesini seçtiğin her yer,
Bir gün sonra bambaşka bir meslekle kendine ve dünyaya katkı olacakken her gün her gün her gün katılık yarattığın her yer,
Kendini işinle bir tutup, işin bilincini reddettiğin ve onun dönüşmesine izin vermediğin her yer,
İşi kontrol etmeye çalıştığın her yer.

Belki çalışmak bile sana ait değil.
Zorunda , illa , kesinlikle diye öğretilen her yer – ki burası işin neşesini alır- halbuki konu çalışmak mı, üretmek mi, katkı olmak mı?
Kendin olsaydın , seçeceğin herşey yerine sırf onlar görsün diye, onaylasınlar diye, ispat edebil diye seçtiğin her yer….

Ve şimdi ; işle, senle ilgili şuan bahsettiğim veya bahsetmediğim seni tutan her yeri tüm zaman alan boyut ve realitelerde yıkıp yaratımını iptal edelim mi?
Kendi realiteni keşfetmen için neler mümkün?
Ve şimdi sen sonsuz olasılıklara izin verseydin ne/ neler şekle bürünür ve yoluna çıkardı? Yeni seçtiğin yerde ne hissederdin? O hissin yanında olmaya , hizalanmaya gönüllü müsün?

Kolaylıkla…

Zor olan değerlidir!!!

Kaç tane kolaylığa bu inançla kapını kapadın ya da zorluğa çevirdin onu? Haketmediğini düşündüğünden miydi yoksa tüm olanlar? ” Kolay beni bulmaz ” gibi bir ses mi buna engel oldu, kolay olanı alıp kabul etmene?
Yoksa ispat mı bu, o bu şu ” ne çabaladı ama ” desin diye, kabul gör diye, beğenil ve sevil diye.

Zor olan değersiz demiyorum da zorlaştırmamayı seçebilirsin diyorum. Değerini buna göre belirleme diyorum. Sana katkı olacak , deneyim olacaklara kapıyı arala , belki kolay olan da değerli olacak ne dersin?
Bunu hakediyorsun. Sadece varolman hakediyor.

Mesela ilişki isteğin. Bırak kolay olsun. Zaten içinde emek olacak. Bir de üstüne zorlaştırma. Ya da iş arayışın var ya hani. Önce bir süre cefa çekmene gerek yok ki onunla buluşmak için.

Zor olan değil de sen değerlisin . Bunu hiiiç yanından ayırma olur mu?

” Kolay olanı , kolay geleni hakediyorum. “
“Kolaylığı seçiyorum” de bir süredir aklında olan o isteğin için . Ohhh nasıl bir ferahlık:)

Kolaylıkla olsun, kolaylıkla aksın.