Referanslar

 

ARZU :

” Hayatınızda bir yol ayrımı olur. İşte o yol ayrımına gelmiştim. Hayatımda birşeylerin değişmesini istiyordum ve bunu nasıl yapacağımla ilgili bir fikrim yoktu. Kişisel gelişim kitapları anladığım ancak idrak edemediğim bir dilde yayınlıyordu sanki. İşte böyle gayet hevesli ve yönsüz bir zamanımda karşılaştım Eda’yla. Ben bir yere gitmek istiyordum ancak o yer neredeydi bilmiyordum. İşte orayı bana Eda gösterdi. Nasıl olacak, nasıl yapabilirim sorularının cevaplarını söylemedi ,  buldurdu. Dik kafalıyım ben, birşeyler dikte edilmemeli bana , hitabetim de kuvvetli. Ancak kendi kendime bu kadar şeyi dikte edip nasıl laf cambazlığı yaptığımı Eda ile anladım. Gururla ve inatla savunduğum düşüncelerimin ve paylaşmaktan keyif aldığım takıntılarımın nasıl da omuzlarıma yük olduğunu gördüm. Nefsimin, kibrimin, yalanlarımın nasıl da beni kandırdığını gördüm. iyi hissetmenin nasıl büyük bir hafiflik olduğunu anladım. İnsanın kendi gelişimine katkıda bulunmaya çalışmasının en büyük artısı da kimseyle uğraşmamasıdır . Dedikodu yok, gıybet yok 🙂 Sadece sen varsın ve nasıl daha iyi olurum onun derdindesin.

Bu yazıyı okuyan arkadaşım, seninde sesin gür çıkar ya da sessizsindir . Ya sinirlisindir ya da fazla sakin. Belki de senin istediğin gibi hiçbirşey olmaz , herşey de seni bulur. Şans da yoktur sen de 🙂 Bu listeyi sen de ben de uzatır gideriz. Kendi kendimize neler yapıyoruz görmek için birine ihtiyacımız var bazen. O birisi Eda oldu benim için. Hayatıma öyle bir dokundu ki sonrasında olanlara hep şükrediyorum. Kendimizi farketmemiz ve bunun güzelliğini keşfedebilmemiz için doğru insanla karşılaşmamız dileğiyle…”

BURCU :

‘ Koçluk seansı almadan önce , geçmişimdeki insanlara veya başka şeylere çok takılıyordum. Geçmişimden bir türlü sıyrılamıyordum , başedemiyordum ve çok sinirli biriydim. Öncelikle nefes terapisi ile geçmişimdeki sorunları çözümledim , şuanda ne yapacağımı , nasıl yapacağımı ve yaşadıklarımla nasıl başedebileceğimi öğrendim . Artık daha kolay bir yaşamım var ve olanlara gülerek bakabiliyorum. Anı anda yaşayabiliyorum. Mucizeyi bulduğum, nefes almayı öğrendiğim, daha kaliteli yaşamak nedir sayesinde öğrendiğim mucize kadın…”

CANAN :

‘ Çok sevdiğim bir hikaye vardır… Yok yok hikayeyi anlatamayacağım 🙂 ama özü için şu deyimi söyleyebilirim: ‘ Birşey nasibinde varsa eğer dayak ile de olsa kafana vura vura yaşarsın , öğrenirsin. ‘ ( Buraya dönüş yaparım sonra :)) Hani zaman sınırlaması olmaz bazen hayatında yeri olan insanlarda . Tarihin önemi yoktur yani , senin bilmediğin zamanlarda da varmış gibidir. Eda da öyle benim için. Bilmiyorum nezamandır hayatımda. Tek bildiğim , mis kokulu bir yerde ilk karşılaştığımız an sımsıcak gülüşü ve sımsıcak sarılışıyla hep hayatımda olacağıydı. Unuttuğum, unuttuğumuz her şeyi hatırlatma yanını pek bi severim. Öyle güzel sorular sorar ki ağlatır 🙂 ağlatmakla kalmaz oturur seninle ağlar:), sonra oturur birlikte gülersiniz hale:) Çok güzeldir gülüşü , içinizi ısıtır ağlaması gibi. Öyledir ya ağlamak ve gülmek arasındaki mesafe bilindiğinin aksine okadar da uzak değildir aslında , görürsünüz beraber. Bir de yüreği ile gören gözleri vardır sana senden daha çok inanır ve görmen için kapıları çalıp seninle bekler açılmasını ve o kapıların ardındaki güzellikleri görmen için önce göz olur sana gösterir, ses olur duyurur…Bunları yapmakla da kalmaz , çok inatçıdır , başta anlatmaya çalıştığım hikaye misali kafana vura vura gördüğüne duyduğuna emin olana kadar oralardadır hep .

Son dönem için, hocam , koçum terapistim ; geniş zaman için sırdaşım , arkadaşım ; çoğu zaman için küçük kız kardeşim. Yüreğiyle , ruhuyla , varlığıyla hayatıma , hayatlara sunduğu katkılarıyla , sevgisiyle ,merhametiyle iyi ki iyi ki iyi ki oralarda… ”

DİLEK :

” Eda’yla yollarımız 2014 ‘ te kesişti .  O zaman insanlara pek güvenmezdim ben. Ama onun öyle bir enerjisi var ki yüreğimi döktüm ona. Yarım kalan, kırık bir aşk hikayesi vardı. Kurtulmak istediğim ama bir türlü beceremediğim, başaramadığım. Tam o anda Eda çıktı karşıma ( şükürler olsun ) Bağ kesme çalışması yaptık canım Eda’mla. Tüm anıları iyisiyle kötüsüyle yükledik bir kordona , kestik gitti o bağı 🙂 Ve kısa bir süre sonra kelebekler uçuştu midemde . ( şuan hayatımda değil ama olsun 🙂 ) Aşk hala mümkünmüş anladım . 2. kez yine Eda sayesinde holoterapiyle tanıştım. Hayatı yaşamayı severim ben hem de dolu dolu. Ufacık şeyden mutlu olabilirim. Ama bazı şeyler farketmeye başladım kendimde, bana zarar verdiğini düşündüğüm. Ve Eda’mla 4 seans yaptık . Değişmeye hazırdım zaten. Sadece nasıl yapacağımı bilmiyordum ve bilene sordum 🙂 İlk iki seans zordu, sandıklarım ve gerçekte olanlar o kadar farklıydı ki… Ağır geldi biraz, sarıldım, hıçkıra hıçkıra ağladım Eda’ya. Üzerimde o kadar yük varmış ki , içimdeki o küçük kıza neler yapmışım farketmeden. Ben insanlardan kolay kolay yardım istemem. Kendi göbeğini kendi kesenlerdenim.  ( Şuan düşünüyorum da hiç gerek yokmuş 🙂 ) Bunun sebebi neymiş peki ?  Yük hissediyormuşum ben kendimi insanlara… Ve annemin kocası rolüne girmişim, erkek kardeşimin annesi, babası , hatta ablamın bile ablası… Ama ben Dilek’im. Eda bunu farkettirdi. O kadar yükün altında ezilip bir de kendimi yük hissettirmişler bana. Eda  bunu farkettirdi. Herkesi affettim. Kendimden özür diledim kendime yaptıklarım için ve bunların hepsini Eda sayesinde farkettim ve değiştim.Tüm yüklerden kurtuldum. İlaç gibi geldi Eda. Şimdi yeni bir benle daha mutluyum. Ve Edanın sitesinde paylaştığı gibi ‘ Bir fikre aşık olunması gerekiyorsa eğer, doya doya yaşamak fikrine aşık olunmalı…’ Ben çok aşığım:) ”

CANSEL :

” …Bir gün ofiste dolanıyorum, Eda ile göz göze geldik öylesine… İlginçtir , ‘ naber, nasılsın ? ‘ diye konuşmadık …

O bana , ‘ sen buradan ayrılacaksın , öyle hissediyorum ‘ gibi birşey söyledi. Ne tuhaftır ki böyle bir düşünce aklımda bile yoktu evet ama nasıl olduysa aynı duyguyu yakın zamanda ben de hissetmiştim… Oysa ki ben herşeyin yolunda gittiğini düşünüyordum. İşten ayrılmamı gerektiren bir durum olmamıştı ve nasıl olsa ay sonunda param geliyor, borçlarımı ödüyordum. Birden bütün dikkatim onun üzerinde toplandı. İşte bu noktadan sonra biz daha çok biraraya gelmeye başladık. Birşey vardı onda beni çeken. Sonra neler oldu bakın, kendime neler sordum , sorabildim? Peki ben doğru yerde miydim? O paranın bana gelmesi için aracı olması gereken kaynak , mevcut çalışmakta olduğum işim miydi? Acaba hayatta bazı fırsatlar önüme geliyor da farkında mı değildim? Neden kendi adıma bazı şeyleri yapabilme ihtimalimi değerlendirmiyordum ? 

Bir süre sonra beklenmedik bir şekilde 🙂 çalıştığım yerde ciddi değişimler olmaya başladı . Bir şekilde devam edecek farklı alanlar vardı evet ama oralara geçmek bir türlü kısmet olmadı:) Çünkü ben ne istediğimi ve nerede mutlu olabileceğimi yavaş yavaş görmeye başlamıştım bile… Şu an işten ayrılmama 2 hafta kaldı:)

Uzun lafın kısası; karar almak , yeteneğinin farkında varmak , eğer az da olsa farkındaysan üstüne eğilmek, kendini dışarıdan görebilmek, çoklu seçimler arasında doğru metodlarla analiz yapabilmek, senin için olmazsa olmazlarını ve hayattaki değerlerini bulmak için birçok sihirli dokunuşlar onun sayesinde oldu. İnsanın kendine yetemediğini düşündüğü zamanlar oluyor. Fikir almak, arkadaşınızla , ailenizden biri ya da eşinizle konuşmak iyi geliyor gibi görünse de varmak istediğiniz yer için farklı bir bakışa, farklı sorulara ve yüzleşmeye ihtiyacınız olabilir. İltifat etmiyorum işinde çok iyi :)) Biriyle konuşma ihtiyacı duyduğunuzda umarım karşınıza o çıkar , çünkü çok değerli . Basit, sade , karmaşık değil, akıcı , şeffaf , mutlu ve gerçek.

Kendinin farkında olmak ve neler yapabileceğini  görmek… Bu his çok değerli , yaşama fırsatını kaçırmayın derim…”

GİZEM:

” Öyle birşey ki seninle başlangıcımız, ne anlatılır, ne betimlenir ne de başka bir yolu var bildiğim.Ama biz insanların en özel yeteneklerinden biri var ki; hissettiğimizi hissettirebilme…Belki ben de kelimelerimle biraz olsun hayatımdaki varlığını,  bu hayatta bizimle oluşunun anlamını hissettirebilirim. Kendini bulmaya çalışan iki yabancı olduğumuzu sanarken, iki ‘bir’mişiz aslında. Aynaymışız, özmüşüz, hep tekmişiz.Birbirimizi bulduğumuzda kaybolmuştuk. Ben kendimi bulmaya çalışırken seni buldum ama aslında şimdi gördükçe , yaşadıkça, anladıkça, hissettikçe hayatımdaki varlığını, kendimi bulmuşum…Sana sarıldığım her an, sana anlattığım her an, kendime anlatamadıklarım, kendime söylemeye cesaret edemediğimi sandıklarımmış…Sen her kayboluşumda , kendi kayboluşunu unutup beni bulan, her tökezlediğimde elimi tutan, sürekli öğrenip öğrenip unuturken ben;kendi öğrenmeye çabaladıkların yetmiyormuş gibi, benim unuttuklarımı da aklında tutup , beni hiç kimsenin sarmalamadığı kadar sarıp sarmalayan ” Kendine gel, sen bensin, aynamsın, olmazsan olamadığımsın ” diyen , en gizli yanım, en büyük sırdaşım, beni benden iyi tanıyanımsın. Hayatta olduğu halde sarılamadığım annem, bugüne kadar hep inkar ettiğim anne yanım, çocukluğum, kadınlığım, farkındalığım, inkarım, sığındığım, kılavuzum, pusulam, kaçtığım, yakalandığım, tüm varlığımsın. Varlığının dokunabildiği herkes , her yer çiçeklenir. Her dünya hayat bulur. Senin yaşamın, senin amacın her zaman hepimize ilham oldu, silkeledi , ehlileştirdi , sevdirdi , ‘ iyi ki ‘ dedirtti. Senin hayatta olma amacın yerine ulaştı. Şimdi dünyaya senden bir varlık , senden bir ışık getirerek yine hayatımıza umut verenimizsin… Hayatımdaki varlığının her anına binlerce şükür. Kanatlarını üzerimizden çekme.

ELİF:

” Hayatta kesinlikle tesadüf diye birşey yoktur, buna onlarca koç arayışından sonra yolumuzun seninle kesişmesiyle tekrar emin oldum… Ben güçlü olmayı öyle bir alıp kabul etmişim ki bir de bununla övünüyordum, gururla söylüyordum ‘ hep ben güçlüyüm  kimseye ihtiyacım yok herşeyi ben yaparım ederim’ Meğer beni ne yormuş bu güç, nasıl ağırmış güçlü olup her zorluğun üstesinden gelmeye kalkmak … Ah bu nasıl eziyetmiş , ‘güçsüzüm’ dediğin anda herkes üzerine düşeni yapıyormuş ve hayat çok daha kolaylaşıyormuş. Hele ki kendimi kandırmalarım… Ben nasıl da kızdığım annem olmuşum , nasıl ‘ evlat ‘ değil anneliği alıp kabul etmişim , meğer benim üstümde ne çok yük varmış , meğer ben aslında ben değilmişim . Ah o yargılar yok mu? Şimdi kuş gibi hafifim. Access çok özel ama holoterapi sırasında olanlar ve sonrasında olan ‘ben’ çok çok özeldi. En içim , en özüm kendini buldu. Bitmek bilmeyen , adı konmayan ilişkiler kahramanı ben, öyle bir tercih yaptım ve seçtim ki , hemen akşamında evren bana sonuç gösterdi… Yazmaya devam etsem saatler sürecek çok iyi biliyorum. Ama şunu söylemeden geçemeyeceğim. Sırf para yüzünden bu işi yapmadığın için, her soruma bıkmadan cevap verdiğin için , benim dönüşümümü benden çok istediğin için sana binlerce teşekkür ederim. Ben artık sadece bir koçum var demiyorum , oraya gelince bi ablam, yeri gelince kardeşim, yeri gelince  dostum var. O kadar iyiyim ki şöyle bitirmek istiyorum , bundan daha iyi nasıl olur? ”