Kategori

Blog Yazıları

Kategori

 

Hayatımın sorumluluğunu alıyorum. Sağlığımdan sorumluyum. Mutluluğumdan sorumluyum. Neşemden sorumluyum. Bedenimden sorumluyum. Zenginliğimden sorumluyum . İşimden sorumluyum. Hayallerimden ben sorumluyum. Hayatımın sorumluluğunu alıyorum. ” 

Senin için en güzel adımlardan biri bu olabilir ne dersin? Muhteşem olmaz mıydı tüm hücrelerinde sorumluluğu kendin devralmak? Ondan, bundan, şundan elini çekip kendinle , hayatınla dans etmek muhteşem olmaz mıydı?
Bu hafta, 7 gün boyunca , sabah uyandığında ve akşam uyurken tekrar eder misin?

Önce burundan derin nefes al ve yavaşça burundan nefes ver . Nefesi olabildiğinde karnına doldurmaya çalış. 10 nefes al bu şekilde ve sonra cümleyi oku. Kendine müthiş bir söz vermiş olacaksın ve harika bir seçim yapmış olacaksın. Gün içinde , zihninde etrafı suçlayan sesi her duyduğunda da tekrar edebilirsin. 
7. günün sonunda hafif hafif kıpırdanmalar başlayacak. Hareket etmek, yeni kararlar almak, başkalarını kontrol etmeyi bırakmayı düşünmek, kendine dönmek….Devam etmek istersen de bırak günü ve saati ,aynı şekilde devam et.
Hazır mısın?

Yürekten sevgiler,

Hayatta herkes ne çok şeyin olmasını istiyor değil mi? Peki kaçı bunları gerçekleştiyor?????
Peki ya sen….
Sen sadece isteyen misin?
Yoksa gerçekleştirmek için yola çıkanlardan mı?
Hayatta her günün daha keyifli, daha iyi , daha huzurlu ve enerjik geçseydi bu nasıl olurdu?
Bunun olmasını gerçekten istiyor musun?
Ve istediğini kazanmak için gerekirse kaybedeceklerin de olacaktır , buna hazır mısın?
Karar vermeden önce yazıyı okumanı ve sonra seçimini yapmanı tavsiye ederim…. Cevabın evet olursa aşağıda uygulamada sana kolaylık sağlayacak çalışmaları da yanına al olur mu? Yolda çok ihtiyacın olacak. Sana en uygunlarını seç. Nasıl mı? Ruhun sana hangisinin iyi geldiğini ve geleceğini farkettirecektir.
İstediklerimizle ne alakası var peki enerjimizin ? İsteklerinle – zihnin, bedenin ve ruhun hizalı olduğu sürece onu hayatına davet edebilirsin. ‘ Olmayacağını bile bile neden isteyeyim, neden hayal kurayım ‘ dediğin andaki enerjine bak, negatifte değil mi?
Ama isteğinle hizalanırsa zihnin , yüzünü o tarafa dönersen ve enerjini istediğin yöne verirsen işte o zaman sürprizler seni bekliyor olacak.
optimism
  –
Bazı insanlar hiçbirşey yapmadan keyiflidir hep , çevrende var . Enerjilerinin kolay kolay düştüğünü göremezsin, kendi alanlarını müthiş korurlar, nasıl olur da hiç sinirlenmezler diye merak ederiz hatta değil mi? Algı farkı ve seçimler devrede diyebiliriz buna kısaca. Bazı insanlarda ise dokunsan etkilenir bir hal vardır ve tüm gün , çevresel ve içsel faktörlere bağlı ani inişler-çıkışlar dengesini tamamen bozar, akşam neden bu kadar yorgun ve bitkin olduğunun cevabını arar durur. Yattığı sıradaki frekans alanına bağlı olarak aynı frekansta da uyanır, bu döngü sürekli birbirini tamamlar…
                             Sen neredesin ve bu alanı nasıl dengelersin?
dilek-taslari
” Kendin için mesai yap gerçekten, değerli kullan zamanını. Buna değersin, bunu hakediyorsun. Bu hayata geldiysen , kaliteli zaman ve keyifli haliyle yaşamaya özen göster. Bu çalışma emin ol çok keyifli geçecek senin için,  kararlı , farkında, uyanık! ve sabırlı olursan.”
İşte enerjini yükseltmek için keyifli öneriler;
1. Seçimini yap. Daha iyisi olmak bana ne kazandırır’ dan yola çık ve nedenlerini belirle. Daha iyi olursan ne olur? Bunlar seni şu an’ından bir üste taşıyacaktır.  
2. Şimdiki halin ile yüzleş, eğer bilmezsen nerede olduğunu, hedefi de belirleyemezsin ve arada geçen ‘nereden nereye’ yolculuğu senin için anlamını ve değerini yitirir , gözlemleme şansın sıfır olur. Bu şunun gibi. Diyetisyene gidip ya da diyete karar verip tartılmayanı gördün mü? Sen de önce tart,  kendini gör ,yüzleş , kabul et , sonraki adım zaten % 50 seçim , % 50 eylem olacak.
10 değerini en yüksek hal olarak kabul edersek ve 0’ı da minimal kabul etmemiz halinde sen şuan kendini nerede görüyorsun 0 ile 10 arasında ?
Bu değer senin için ne demek ?
Ve çıkmak istediğin yer neresi ? Orayı da tarifleyebilir misin bana?
Kişi , kendini en iyi gözlemleyendir eğer düzenli takip edebilirse, sürekli uyanık! olursa. O yüzden takip et kendini her gün ve gerekirse günün çoğu anında. Öncelikle küçük bir not kağıdı yeter, aynı skala üzerinden kaç değerinde uyandın bugün ve güne başladın? Bunu not al . Günü bitirmek üzeresin  ve şu an kaçtasın? Aradaki fark nereden oluşmuş olabilir? Yükseldiyse iyi hal , buna vesile olan , sana iyi gelen nedir?
Düzenli bunu yazman halinde enerji iniş çıkışlarını kolaylıkla takip edebilirsin. İstediğin alana doğru çıkıyor musun? Yoksa kendi etrafında dönüp duruyor musun???????
enerjinizi-calanlara-dur-deyin-1024x494***Kendine bir süre ver skalada istediğin alana geçmek için. Hemen 1 günde olmasını bekleme . Yıllarca aynı bilinçte ve alanda yaşadın, çevren de buna uyumlandı , ilk başta bocalaman normal, değiştirmen ve dönüştürmen zaman alabilir. Kendine haksızlık etme ve zaman tanı. 3 ay, 5 ay … Sen belirle bu süreyi. Seçtiğin yere ulaştığında, her gün mesai harcamana gerek kalmayacak, sadece enerjini dengede tutmak için tetikte olman yeterli olacak. Tüm gün , diğer insanlarla ve enerjileriyle etkileşim halinde yaşıyoruz. Doğal olarak etkilenmen , yön değiştirmen an meselesi olabiliyor bazen, ama güzel yanı artık toparlaman eskisinden çok daha kolay olacak.
3. Her sabah kendine söz ver ve niyet et;
 ” Bugünümün daha keyifli geçmesi için elimden geleni yapacağım. Beni bir üste taşıyacak enerjideki insanlarla vakit geçirmeye ve olumsuz tüm enerjilere kendimi kapatmaya niyet ediyorum. “
4. Çevrende enerji emen tüüüümmmm herkesi bir süreliğine uzaklaştır, bu en yakının bile olsa, lütfen lütfen lütfen. Merak etme , hayatından çıkar demiyorum azıcık uzaklaştır, enerji alanından uzaklaştır.  Yineliyorum , gücünü kendine verince ve kontrolü eline alınca bunlara gerek kalmayacak. Enerji emenler ya hayatından gidecek ya da sen enerjini sömürmesine izin vermeden ilişkini devam ettireceksin.
Brain-Training-1
5. Bunu hergün yapmanı gönülden tavsiye ediyorum. Her gün en hareketli şarkılardan bir liste oluştur ve tam yarım saat boyunca keyifle dinle. HER GÜN!!! Uyanır uyanmaz, iş için hazırlanırken, yolda, molada , istediğin her yerde yapabilirsin. O bir yerlerde etrafında çalsın dursun, 1 hafta sonra neler olduğunu göreceksin.
6. Kimse seni sinirlendiremez, kimse seni sinirlendiremez, izin vermezsen kimse enerjini düşüremez,yansımalarını yaşıyor olabilirsin, kişi seni kendi enerjisine düşürmeye çalışıyor olabilir; o an geldiğinde, sinirlendiğinde , üzüldüğünde kendine dön, Bunu ne kadar sürede bitirmek istediğini söyle kendine.Uzun uzun aynı şeye takılı kalma. Şu an,  seni bir adım gerinden koruyacak.
7. ” Önce şu gerçekleşsin,  sonra iyi olacağım” diye bekliyorsan daha çok beklemen gerekecek:)
 Önce enerjini toparla. Bir silkelen ,kendini hisset. Bu yolda, hedefe kadar sana en iyi gelecek olan kendi motivasyonun olacak, iyi olmazsan nasıl yönetebilirsin ki süreci ?
Ayrıca o her neyse ,  olmadan da sen iyi olabilirsin, bunu deneyimle, ya o istediğin hiç olmazsa hep böyle mi yaşayacaksın bir düşün , hayırlı olana inan… 
8. Nefes çalışmalarından faydalan. Kendine bir gün ayır ve nefes çalışmalarına katıl. Evde yapılacak hareketleri de deneyebilirsin.
8. Haftanın 2-3 günü spor yap . Bu öylesine enerjini yükseltecek ki , müzik , spor ve sen. Enfes üçlü:)
9. İşbirlikçi bul kendine.Bir anlaşma yapın birlikte. Enerjin düştüğünde ondan destek al ve sen ona destek ol ama şikayet ederek asla  değil.Enerjini düşüren konu hakkında o sana dışardan bir göz olarak yardımcı olabilir, alanını değiştirebilir ya da onunla keyifli bir sohbet yapabilirsin. Tekrar an’a döndürecek bu seni , gücü geri alacaksın o alandan şu ana. Bu kişiyi biliyorsun . Bak bakalım etrafına sana kim  iyi geliyor?
birbirlerini-opup-sonra-kahkaha-atan-bebekler_9439320-7880_640x360
10. Enerjisi yüksek insanlarla vakit geçir. İnsanlar,  keyifli ve eğlenceli insanlarla vakit geçirmeyi severler değil mi? Sen kimlerle olmayı seviyorsun? Kimler seninle olmayı seviyor ? Esprili kişiliğinle  tanışmadın mı daha, belki de öylesin. Yoksa yukarıda enerji emen dediğimiz yerde misin farkında olmadan, hani o hep şikayet eden, mızmızlanan sen misin? Eğer öyleyse hemen kendine söz ver ve bunun sana iyi gelmediğini hatırlat kendine. Değiştirmek senin elinde.Şikayet geldiği anda diline sus lütfen, farket ve susmaya geç. 1 gün değil , 2 gün değil, en az 1 ay boyunca hiçbir şeyden şikayet etme içten ya da sözel. Olan oluyor zaten. Söylenip olumsuzluk yükleme bedenine. Ruhunu daraltma, ferahlat aksine.
11. Immmmm şöyle güzel bir masaj , cilt bakımı hediyesi fena olmaz değil mi? Kendine bir ödül ver  bu hafta veya bu ay içerisinde. Hemen randevunu al o zaman.
12. Çocuklar müthiş enerji kaynağı. Onları gözlemlediğinde , için kıpır kıpır , yüzün gülümsüyor biliyorum. Onlarla vakit geçirme imkanı oluşturabilirsin kendine. Hani düşüp kalkıp birşey olmamış gibi devam ediyorlar ya, sen de ordan geldin ve tekrar aynı enerjiyle dolman mümkün.
13. Hayatın mükemmel olmayabilir. şu an mevcutta bir konu ile zihnin dolu ve sana engel oluyor olabilir. Önemli olan işte burda enerjini dengelemeyi başarabilmek. Herşey mükemmel olsaydı zaten , bu bilgiye  ihtiyacın olmayacaktı. Seninle aynı durumda olan milyonlarca insan var. yalnız değilsin ama ilham kaynağı olabilirsin.İnsanlar feyz almayı sever. Bu süreçteki deneyimlerin onları motive edebilir.
tumblr_nkwnorX9Z01tt9npso1_1280
13. ŞÜKRET. Neler varsa etrafında, ailen , dostların, elinde olanlar, işin, sevgilin, eşin, çocukların nefesin, zihnin, varlığın , hesabındaki veya cüzdanındaki para, yaşadığın yer… Sevdiğin her şey için HER GÜN teker teker şükret. Yeni birşey geldiyse onu da ekle ; muazzam bi farkındalık yaşayacaksın. Yok dediğin şeyler belki de etrafında ve görüş alanından çıktılar , varlardı aslında kimbilir…. 1 ay düzenli yapmaya var mısın?
 Nedenli-sonuçlu , başlangıçlı-bitişli süreci istediğin zaman başlat, öteleme , hemen şimdi başla. Kendini iyi hissedecek başka neler olduğunu sen benden daha iyi bilirsin. Mucize aramıyorsun değil mi? Senin bilmediğin birşeyi sana söylemiyorum, hareket etmen ve motive olman iyi gelecek. 
Hala iyi hissetmezsen kendini , bireysel destek alabilir, profesyonel destek alabileceğin alanları birlikte bulabiliriz.
Sevgiyle, heyecanla ve coşkuyla kalman dileğiyle… 
Eda ÖZGÜLER
Profesyonel Koç
 
 

^^Başınıza her gelen güzel şeyin daha da ötesini deneyimlemek nasıl olurdu?
^^Ya da sorularınızın cevaplarını inanç kalıplarınızla, yıllardır edindiğiniz bilgilerle düşünmek zorunda kalmasaydınız, olasılıklara kendinizi açsaydınız bu nasıl olurdu?

 

IMG_20161111_172253

 

Eveeet , tekrar blogumda yazılarımla karşınızdayım şükürler olsun . Benim için bol deneyim, keyif içeren 3 ayın sonunda burda olmak çok daha keyifli.

Bugün sizlere yakın zamanda birçok danışanın deneyimlemesine vesile olduğum , dönüşüme şahit olduğum Access The Bars uygulamasından bahsedeceğim.
Ben Access ‘le birkaç yıl önce, bir arkadaşımla sohbet ederken tanışmıştım, konu arasında geçen bu bilgiden çok etkilenmiştim fakat zamanla bilgiyi arka plana atmışım ki inceleme gereği duymadım . Daha sonra deneyimlemeye hazır olduğum bir anda tekrar karşıma çıktı ve görür görmez eğitimine dahil olmaya karar verdim.
Şimdi birçok kişiye seans yapıyor ve bu dönüşümü hep birlikte deneyimliyoruz. Ben de buna sebep olduğum için hep şükrediyorum. Bundan daha iyi nasıl olur ?
Peki nedir bu ACCESS THE BARS , sistem nasıl işler, kimlere yapılır ve kişiler nasıl faydalanır?

Access , bizi hayalini kurduğumuz hayatı yaşamaktan alıkoyan alışkanlık, yargı ve kararları hızlıca, basitçe ve pratik şekilde değiştirebilmemiz için alan açar.
Başımızın üzerinde iyileşme, zaman, umut, farkındalık, yaratıcılık, güç, yaşlanma, cinsellik, para ve benzeri şeylerle ilgili düşüncelerimizin, fikirlerimizin, duygularımızın, inançlarımızın ve kararlarımızın depolandığı 32 nokta vardır. Bars seansında bu noktalara parmak uçları ile yumuşakça dokunularak, bu noktalar aktif hale getirilir. Seans , bu noktalardaki enerji birikiminin serbest bırakılması ile vücudunuzdaki blokajların çözülmesini sağlar.
ACCESS BARS SEANSININ OLABİLECEK FAYDALARI

unnamed
***Bars uyku zorluklarını değiştirmede çok yararlı olabilir . Özellikle bana ulaşan geri bildirimlerden biri bununla ilgili oluyor. Seans sırasında ve seans sonrası uyku ve derin gevşeme hali , seansın ertesi gün daha dinlenmiş kalkılan uyku sürecini beraberinde getirir.

***Zihin ve bedendeki gerilimi yok eder.

***Sınırlı düşüncelerin ötesine geçmenizi sağlar. Olasılıklar dünyasına geçişiniz size düşünmediğiniz, tahmin bile etmediğiniz yenilikler sunar.

***Kişinin anda kalmasına alan açar.
Hani düşünmekten bir hal olduğumuz zamanlar var ya, ilaç gibidir. Daha sakin bir zihin ve denge sağlar.

***Kızgınlık, kırgınlık ve geçmişte unutamadıklarımızdan bizi özgürleştirir.
Geçmişte bizi çok fazla sarsan konular, travmalar artık eskisi gibi büyük anlam içermekten uzaklaşır.

***HAFİFLİK HİSSİ ÇOĞALIR.
***Depresyon, Anksiyetenin dönüşümüne yardımcı olur.

***Korkular, fobiler, kaygı ve endişeleri azaltır hatta tümden yok eder.

***Bedenin yaşlanmasını yavaşlatır, anti aging etkisi yapar.

***Daha derin olan ve daha dinlenmiş kalkılan uyku süreci getirir.

***Hamilelikte kolay, rahat ve sakin doğum sağlar.

***Maddi sıkıntı ve parasal blokajlar çözülür, para akışında belirgin bir artış olur

***Bizi daha enerjik ve daha hareketli yapar.

***Hem rahatlamış, hem de enerjik hissetmenizi sağlar.

***Yaşamın her alanında daha fazla kolaylığa, neşeye, ilerlemeye alan açar , blokajların çözülmesine yardımcı olur.

***Artan farkındalık ve ruhsal gelişme sağlar ve olasılıklardan daha nicesi…
ACCESS BARS HAKKINDA DİĞER BİLGİLER

Eda Özgüler
***Seans yapılan kişilerde hiçbir olumsuz etkiye rastlanmamıştır.

***İlgilenen , ihtiyaç duyan herkese Access yapılabilir.

***Seanslar 60- 90 dakika arası sürmektedir. Kişiye, akışa göre değişen süreler içerir.

***Seans sınırlaması yoktur.İlk seansta da kolaylıkları deneyimleyebilir, eğer isterseniz hayatınıza düzenli dahil de edebilirsiniz.

***Seanslar oturarak ya da uzanma halinde gerçekleştirilebilir, keyifli ve rahatlatıcı olanı uzanma halidir.

***Her birey seans sırasında farklı şeyler hissedebilir. Hiçbir şey hissedilmeyedebilir. Bu etkili olmadığı anlamına gelmez.

En kötü ihtimalle muhteşem bir masaj deneyimi olur ne dersiniz?

En iyi ihtimalle muhteşem dönüşüm ve kolaylıklar sizinle buluşur.

Siz de bu deneyimi yaşamak isterseniz, mail adresimden dönüş sağlayabilir,detaylı bilgi alabilirsiniz.

Sevgiler,

Eda ÖZGÜLER
Profesyonel Koç

Şimdi seninle , enerjini keyifle yükseltecek bir çalışma yapalım ne dersin?

Kendine yarım saat ayır ve eline al kağıt, kalemi. 5 sene sonrasına gitmeni istiyorum. Yani 02.06.2021 de olduğun anı ve günü yaşamanı istiyorum. Kendine mektup yazıyor olsan bir tam gününü nasıl anlatırsın?

images (3)Nerede yaşıyorsun?

Nasıl bir evde uyanıyorsun?

Yanında kimler var?

Evini anlat biraz, ne renk? Enerjisi nasıl? Nereye bakıyor? Mesela eşyalarından , odalarından bahset. 

Günün nasıl geçiyor?

Gün içinde, sana iyi gelen neler yapıyorsun?

Hangi işi yapıyorsun? Gelir kaynakların neler?

Hesabında ne kadar biriktirdin?

^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^

Bu soruların cevaplarını içeren bir mektup istiyorum işte, o kadaaaarrr 🙂 Gerçekten o zamandaymışsın gibi.

Sadece dikkat etmen gereken iki önemli nokta var;

  1. Hislerine odaklan istiyorum. Bu hayatı kurgularken neler hissediyorsun? Nasıl bir enerjiyle uyandığın, sevdiğin işi yaparken ki sevgin, tutkun vb… Hislerini ön planda tutarak yaz mektubunu, cümle aralarında bahset onlardan . Yani birkaç ay sonra o mektubu gördüğünde yine yeniden aynı şekilde heyecanlandırsın seni. Heyecanını kat , neşeni kat, tutkunu kat…

      2. Diğer bir nokta ise; gelecek zamandan bahsedermiş gibi bahsetmek yerine , ‘ uyanacağım – yapacağım ‘ yerine; şimdiki zamanda anlat. Tam o gündeymiş gibi: 

         ‘ Güne …. bir evde uyanıyorum. Günüm …. uğraşı ile geçiyor. Hesabımda … biriktirdim.’ gibi…

                            Dilediğin gibi yazabilirsin artık, sayfalarca uzatabilirsin. 

berrak-deniz-yan-07-3442

En keyifli yere geldik, hazır mısın? İlan ediyoruz şimdi. Kağıdı al eline , okumaya başla sesli bir şekilde. Hatta ayağa kalk, dolan evin içinde, oturarak donuk donuk okuma  istersen. BU SENİN HAYATIN, HAYALİN , HATTA GERÇEĞİN. Söz uçuyor, yazı kalıyorsa , hayallerin kalbinden kağıda döküldü, netlik kazandı ne güzel. Tebrik et kendini. 

İnsan , hayal ettiğine kavuşur. Hiç kurgulamadığı hayale kavuşan insanlar gördün mü? Varolanlar içinde de, o hayatı kurgulamadığı için hiç değerini bilmediğini gözlemlemişsindir. Sen heyecanınla, adımlarınla, kararlılığınla hayaline kavuş. Git peşinden, niyet et onun için, dua et. 

E bu böyle n’olacak şimdi diyorsan eğer, o enerji yüklü mektubu, en sevdiğin kitabın içine koyabilirsin ilk adım olarak. Yeni yazımda , bu yazdığın hayatın için neleri , nasıl yapabileceğin üzerine yazıyor olacağım. Sen bugün hayalinin tadını çıkar yeter:)

tumblr_mgn98zpLtb1s2i3p8o1_500

Geleceği planlarken, anı kaçırma. Aslolan zaman ve gelecek olan zaman arasındaki dengeyi iyi kurmak sana iyi gelecektir.

Sevgiler,

Eda ÖZGÜLER

 

 


Aydınlık bir odada siyah bir ışık yandığını hayal etsek?

Sadece ışığın etrafında küçük bir karanlık alanı oluşur ve oda hala aydınlıktır değil mi? .

MUTLU İNSANLAR için durum tam da böyledir işte. Hayatları, bakışları aydınlık olanlar, küçük karartıların düzen gereği olduğunu kabul edenler, her haline şükredecek birçok sebep bulabilenler.

Ya tam tersi olsaydı?

Karanlık bir odada beyaz bir ışığın yandığını hayal etsek?

Odada aydınlık bir alan oluştusanırım. Rahatlıkla hareket edebilirsin artık. Hatta belki de oda tamamen aydınlandı değil mi? Eve geldiğimiz an ışıkları yaktığımızda aydınlanan odalar gibi…MUTSUZ İNSANLAR için de durum bu kadar umut verici işte şükürler olsun…

Tek bir adım ile aydınlanabilir senin de dünyan.

images (2)

 

Peki nedir o adım?

Önemli olan , en önemlisi aydınlık isteyip istemediğin . Ama gerçekten isteyip istemediğin. Mutsuzluktan besleniyorsan eğer, o hamleyi gerçekleştirmek için sağlam bir karar vermen gerekiyor.

 

Gerçekten mutlu olmayı deneyimlemek ister misin?

Mutluluktan beslenmek nasıl olurdu?

Seçimini yaptığın an  kapının eşiğine geleceksin ve bir bakacaksın kalbin sana neyin iyi geleceğini söyleyecek. İşte o senin ışığın olacak, ilk adımın.Düşün ki artık aydınlıktasın. Derince bir nefes al ve kendini tebrik et. Ne güzel bir karar verdin hatta adım attın kendin için. Bundan daha iyisi nasıl olur?

Kendi hayatıma bakınca da aynı süreci görüyorum. Aynı böyle bir sürecin içinden geçerken ben, aydınlığa nasıl ve ne zaman çıktığımı dün gibi hatırlıyorum. Bir seçimle başladı herşey, nasıl olacağına, ne yapacağıma dair en ufak bir fikrim yoktu benim de.Benim ışığım sadece seçimim oldu. Sonra bir baktım ki herşey seçimimle hizalı ilerlemeye başlıyor.

Senin de bu süreci deneyimlemeni gönülden istiyorum. Eşikte durma, karanlıkta da. Gir odadan içeri ve ışığa izin ver yansın. Öyle ya da böyle seçimini yap. Kurban rolünden çık ve gücünü hisset.
maxresdefault

 

Sonra mı?

Artık o odadan çıkabilirsin.

Artık kocaman dünyana dönebilirsin.

Odalar mı?

Bırak onlar artık ihtiyacı olanlar için çalışma alanı olsun:)

SEN ARTIK FARKINDASIN , DÜNYASIN, İSTEDİĞİN DÜNYADASIN VE PARIL PARIL…

Sevgiler,

Eda ÖZGÜLER

 

Birileri seni çok kırdı biliyorum.

Seni gerçekten üzenler oldu.

Aklına geldiğinde tüylerini diken diken edenler de var.

Verdiğin ve geri alamadığın paraların da oldu.

Ve sonra güvenini sarsanlar ve aldatanlar.

Ve adım atmana engel olanlar.

Ve kendi hayatın yerine başkalarının hayatlarını yaşadığın zamanlar…

Ama geçti. Ya da geçmesine niyetlisin ki bu yazı çıktı karşına.  Bakalım senin düşündüğün kadar zor mu yoksa bir seçimle sana yaklaşan bir mucize mi bu?

Affetme ile tanışalım öncelikle. Tanışmak diyorum , çünkü gerçekten tanırsan, uygulaman çok daha kolay oluyor herşeyi. ‘Rehberin kalbin olsun ‘ olsa da mottom , adım atmak için önce aklına yatsın istiyor insan, sonra kalbi memnun olsun.Tanıdıktan sonra, hazır olduğunda  sen de bu seçimi yapacaksın eminim.

                                           *************************************************************

Uzun zaman önce okuduğum ve adını maalesef hatırlamadığım muhteşem bir kitapta , bununla ilgili harika bir cümle ( tüyo ) vardı. Tam olarak böyle geçmese de şunu ifade ediyordu. ‘’ Bir insanı , bir durumu affettiğinizi anlamak için içinizi dinleyin. Ne zaman ki hatırladığınızda içiniz cız etmiyor, işte o zaman gerçekten affetmişssiniz demektir.’’ Ne kadar doğru olduğunu deneyimleyince farkettim ben de . Pes etmek yok ya , dene-bir adım , tekrar dene-tekrar bir adım ve tekrar dene-tekrar bir adım kısımlarında bolca anımsadım bunu . Sana da sihirli bir hatırlatma olsun!

Seni anlıyorum… Düşünüyorsun ki , affedince karşı taraf zafere erişecek, sen de yenilen taraf olacaksın ( tabi ki bu düşünce biçimine göre böyle ) . Sonra affetmeyerek onu cezalandıracaksın ve o bu durumda yemekten içmekten kesilip , sana yaptıklarından dolayı hayatı kendine zindan edecek. Hadi bu kadarı abartı diyelim , hayat bu ya, o normal hayatına devam ederken sen de ‘ onun umrunda olmasa da ben bu zevki ona tattırmayacağım ‘ diyorsun değil mi bir yerlerde?

Peki o zaman , inat etme de bak bakalım ne yapmak ve nasıl hissetmek sana iyi geliyor?

Tanımakla bitmeyecek tabi, yapabileceklerin de yazıyor denemek istersen:)

freedom

                                                 1.AFFETMEK İÇİN ÖZGÜR OLMA İSTEĞİNLE TANIŞ.

Yenmek-yenilmek , haklı-haksız düşünce biçimi ile sadece egolar kapışır , hep bir kazanan bir de kaybeden vardır. Peki senin yaşadıkların , karşına çıkanlar sana birçok şey öğretmedi mi? Tekrar düşün. Bu durumda sen de kazanan tarafta değil misin ? Yaşaman gereken bir durumdu, yaşadın ve yollarınız ayrıldı. Hatta belki de hala onu görmek durumundasın. Şimdi daha iyi anlaman için sen , kendinden yola çık. Mutlaka kırdıkların, üzdüklerin olmuştur. Bu sadece ara ara aklına geliyor ve üzülüyorsun değil mi? Hatta belki de af diledin bile.

Karşı taraf için de aynı şey oluyordur eminim. Sen ara ara onun aklına geliyorsundur, belki o da üzülüyor belki de ona göre senin düşündüğün kadar büyük bir sorun yoktur ortada. Hatta belki de ona göre onun da haklı! gerekçeleri vardır kimbilir…

tPeki , sen neden o tutsak duyguya bağımlı yaşamayı seçiyorsun? Merak etme , sen istersen eğer, onun affettiğinden bile haberi olmayacak. Kastettiğim tamamen içindeki o ağır duygudan arınmak. Onu senden azad etmek. Özgürleşmek. Baksana öfkene, anlatırken bile ne kadar öfke ile dolduğuna? Sana iyi geliyor mu bu direnç?

 

 

Ya direnmeseydin , kapıyı açsaydın ve gitmesine izin verseydin bu durum senin için nasıl olurdu, ne hissederdin? Bunu bir düşün, hatta uzun uzun düşün. Zaman senin.

 

                                      2. AFFETMEK İÇİN ORGANLARIN DİLİ İLE TANIŞ.

Eğer olumlama kitaplarına bir yerlerde denk geldiysen veya hakkında yazılar okuduysan karaciğer ile affetmenin ilişkili olduğunu görmüşsündür. Öfke ile ilintilidir karaciğer.Stresten midenin ağrıdığını, sinirden tansiyonunun fırladığını söylüyorsun ya,  diğer organların da bir ifadesi var,bir duygu karşılığı var ama belirtileri dışa vurmadığı sürece farkedemiyorsun sadece, o kadar .

Bir diş macunu reklamı var ekranlarda biliyorsundur . Dişeti kanamasının önemini anlatırken, oyuncunun gözünden kan akıyor ve ‘böyle olsaydı durum , bunun için hemen önlem almaz mıydınız?’ diyor . O reklamı izledikçe, hep o görmediğimiz organlarımız geliyor aklıma ve ne durumda olduklarını gerçekten merak ediyorum.

408971_482317648489681_1365013496_nPeki ne yapabilirsin bunun için? Öncelikle bedenini yakından tanımıyorsan , karaciğerin nerede olduğunu bul. Şimdi sakin bir zamanında -hatta uyurken çok iyi geldiğini söyleyebilirim- elini,  o muhteşem enerjinle karaciğerin olduğu yere koy. Tam doğru yerde mi diye düşünmene gerek yok, parmakların açık bir şekilde ona yakın bölgeye koysan bile nasiplenecektir senden .Ve sonra içinden ya da sesli ‘’ Geçmişten bugüne kadar hayatıma giren, beni üzen , inciten herkesi ve herşeyi affediyorum. Kendimi affediyorum, öfkemi serbest bırakıyorum. ’’ diye tekrar ederek 10 dakika kadar devam et.

Kimler , neler gelecek aklına?  Senin için muhteşem bir deneyim bu , yürekten tebrikler…

Bu çalışmayı , ben dahil deneyimleyen herkesten muhteşem geri bildirimler aldım ve almaya da devam ediyorum. Hafifliğini anlatanlar, sürpriz geri dönüşler, çocukluğuna kadar ulaşıp oralarda da affedişleri yaşayanlar ve en sonunda kendine ulaşanlar, kendini de affedenler…

 

                                                3.AFFETMEK İÇİN TESLİMİYET HALİYLE TANIŞ.

Bir yerlerde sen de kullanmışsındır ‘Allah affetsin’ cümlesini. O’na inanmayanı bile bir cümleyle, bir sözcükle, bir duayla hatta belki de sadece kalben anmakla affetmeyi müjdeliyorken Yaradan ve sen O’nun sayesinde varoluyorsan , bizi affetmekten alıkoyan ne, bize gerçekten n’oluyor , bu kibir nereden geliyor ?

Olduğun yeri bilirsen, kibrinden vazgeçersen, teslimiyetle yürekten Allah’ın hikmetine devredersen , işte o zaman izle neler oluyor? Karşı tarafın başına birşeyler gelmesini istemek, uzaktan bunları keyifle izlemek, ‘’ bak etme bulma dünyası ‘’ demek değil ama bu. Bu geçiyorsa içinden daha yolun var demektir.  Hatta devamında,onun başına gelenlere üzülürsen bile şaşırma.

Öyle hemencecik olmayacağını biliyorum. İste ama olur mu? Bunun için kendine izin ver. Tutsaklıklarımızı kendimiz oluşturuveriyoruz farketmeden bazen. Öfke en büyük tutsaklıklarımızdan işte.

İyi yüreklisin sen. Bu muhteşem bedeni, aklı , ruhu veren Allah, muazzam düzenin içinde yüreğine iyi gelecek insanlarla karşılaştırsın seni. Bunun için niyet et. Bir sınav veriyorsun belki de, artık bitir sınavı. Ömrü tek bir sınava sığdırma. Öfkeyi çıkar ki senden, yerine en güzeli gelsin.

Yazımı facebookta sıkça karşılaştığımız yazı ile, kocaman bir yürekle bitiriyorum. Okumadıysanız kesinlikle okumanızı tavsiye ederim.Üzülün diye değil, affetmenin büyüklüğünü farkedin diye…

 

1660826_613127608758228_474872398_n

* MARİE BALTER kendisine bile bakmaktan aciz, alkolik bir annenin evlilik dışı dünyaya gelen çocuğuydu. Beş yaşına geldiğinde çocuk bakım yurduna yerleştirildi. * Daha sonra bir çift tarafından evlat edinildi. Sadist çift, küçük kızı evin mahzenine kapayıp, ona sistematik bir biçimde işkence etti. Çiftin toplum içindeki saygın konumu, küçük kızın yaşadıklarını çevreden kolaylıkla gizliyordu. * Marie on yedi yaşına geldiğinde depresyondan felç geçirdi. Kas spazmları ve boğularak ölmesine sebep olabilecek denli yoğun astım krizleri geçiriyordu. Halüsinasyon da gördüğü için doktorlar ona yanlışlıkla şizofreni teşhisi koydular. * Bundan sonraki onyedi yılı akıl hastanesinde geçti. Umutsuzluk ve çaresizlik içinde kıvranan kız, yemek yiyemiyor, fazla kımıldayamıyor ve intihar etmeyi sıkça düşünüyordu. * Otuz dört yaşına geldiğinde doktorlar Marie’nin durumunu yeniden değerlendirdiler. Onun şizofren olmadığına, ağır depresyon geçirdiğine ve panik atak yaşadığına karar verdiler.Arkadaşlarının ve kendisini seven birkaç sağlık görevlisinin yardımıyla Marie hastaneden çıktı. * Artık yaşamını nasıl sürdüreceğine kendisinin karar vermesi gerekiyordu. Terk edilmiş, işkence görmüş, tacize uğramış, hayatının otuz dört yıllı ziyan olmuştu. Kızgın, öfkeli, umutsuz olmak onun en doğal hakkıydı. Yaşamının sorumluluğunu üstlenmeden, devlet yardımıyla hayatının sonuna kadar yaşayabilirdi. Ama o, bu yolu seçmedi. * Marie üniversiteye girdi ve mezun oldu. Evlendi. Harvard Üniversitesi’nde master yaptı. Psikiyatrik hastalarla çalıştı. Konferanslar verdi. Biyografisini yazdı. * Elli sekiz yaşındayken, on yedi yılını geçirdiği hastaneye yönetici olarak atandı. Haber ajansları onun yeni görevini haber yaparken, o zaferinin açıklamasını şöyle yaptı; * “Eğer affetmeyi öğrenmeseydim, bir adım bile gelişemezdim. Yaşamım ziyan edilmiş bir yaşam olurdu. Ve bugün bu hastaneye yönetici olarak dönemezdim.”

Vay be dediğini duyar gibiyim. Ben de ilk okuduğumda çok etkilenmiştim.

Denemek ister misin sen de?

O zaman şimdi sıra sende:)

Sevgiler,

Eda ÖZGÜLER

mail: info@edaozguler.com

instagram: eda.ozguler

 

Üzerine saatlerce konuşulası , deneyimi en heyecanlı, enerjisi en güzel,anlatıldıkça ferahlatan … Yaratılışının mükemmelliğine olan , Yaratandan başlayan ‘ AŞK‘ .

facebook-kapak-fotoğrafları-16

 

Kaybedenler kulübünü izlediyseniz şu repliği bilirsiniz;

“Bunca insan yalnızken neden bunca insan yalnız? “

Çevremize baktığımızda da gerçekliğini görüyoruz her yerde değil mi? Herkes ilişki arıyor , herkes yalnızlıktan sızlanıyor, kimi ümit ediyor, kimi son derece ümitsiz.

Peki soruyu cevaplamaya ne dersiniz?

Neden?????????

Çünkü ;

bir yanımız ilişki isterken , bir yanımız ona yük diyor.

Bir yanımız ilişki isterken, bir yanımız ‘nerede bende o şans ‘ diye bağırıyor.

Bir yanımız ilişki isterken, bir yanımız aşkın varlığına bile inanmıyor.

Bir yanımız ilişki isterken, bir yanımız çocukluktan gelen inançlarla sonunun kötü olacağından korkuyor, acı çekmekten korkuyor ve sadece bu yüzden kaçmayı seçiyor ve hatta varolanı bile bozuyor.

Bu kadar engel varken de bizi hiçbirşey yalnızlıktan alıkoyamıyor.

GERÇEKTEN BİR İLİŞKİ İSTİYOR MUSUNUZ?

Bu soruyu sorun kendinize .Peşine ama lar, keşke ler, çünkü ler koymadan en içten halinizle cevabını verin.

Hayır ise cevap , yormayın kendinizi yazıya devam edip:) Ama ben yine de derim ki aşkı deneyimleyin dünyevi boyutta. Bir ilişkide kendinizi görün, nerdesiniz , ne kadar değiştiniz, sizin yaşadığınız ilişki nasıl olur, nasıl seversiniz ?

Cevabınız evet ise şunları bir okumakta fayda var.

Öncelik arınmakta…

 

freedom1. Eski ilişkilerinizi azad edin.

İlişkiden çıkarken tüm bağlarımızı kopardık zannederken ya arada hala bağlar kalıyorsa?

Ondan kalan en ufak bir hediye , onu anımsatan bir eşya, onunla yaşananları anlatan uzun uzun konuşmalar ve en önemlisi tümden uzaklaştık sanırken enerji boyutundaki kalan bağımız.

Ona dair ne varsa lütfen kendinizden uzaklaştırın. Onu hatırlatmıyor bunlar derken bile onu hatırlıyorsunuz .

Tüm eski ilişkilerinizi azad edin. Hepsine tek tek tüm hislerinizi anlatan mektup yazın ve tüm sözleriniz bittiğinde o mektubu yırtıp atın. İkinci bir yol ise, tüm sevgililerinizi bir kağıda yazın. Her akşam bunun için kendinize 10 dakika zaman tanıyın ve her gün bir arkadaşınızı zihninizde canlandırın , hayalinizde karşınıza alın ve ona söylemek istediklerinizi söyledikten sonra iyi dileklerinizi iletip yüreğinizden , zihninizden gönderin. İyi dileklerle insanları kendi hayatlarına gönderecek kadar kocaman yüreklisiniz  hatırlayın bunu.

Anne/baba ilişkisi bazen tüm hayatımızı etkileyebiliyor. Onların bizde oluşturduğu algıyı dönüştürmek onları da azad etmek için iki adımı da uygulayabilirsiniz. Hatta ilk onlardan başlamak mükemmel bir hafiflik oluşturuyor.

 

tumblr_ntzl0xHNTc1uv3xfzo1_500

2. İlişki ile ilgili aşağıdaki gibi veya benzeri kalıplarınız varsa onlardan arının.

Kimsenin yüküyle uğraşmak istemiyorum.

Özgürlüğüm elimden gitsin istemiyorum.

Tüm erkekler/kadınlar aldatır.

Hayatıma giren herkes bana acı çektiriyor .

Erkekler / kadınlar güvenilmez.

 

Buna benzer genellemeli, kalıplaşmış , ilişki sohbetlerinde geçen sözlerle iç dünyanızda da karşılaşırsanız , bunları hemen bir yere not edin. Üzerinde düşüneceğiniz , dönüştüreceğiniz mükemmel bir buluş yaptınız tebrikler:) Bundan sonra olumlamalardan faydalanabilirsiniz. Mutlaka etrafınızda düşündüğünüzün tam tersini yaşayan arkadaşlarınız , delilleriniz vardır. İçinizi ferahlatın, herkes aynı değil, her ilişki aynı değil. Egonuzu bu delillerle ikna edebilirsiniz.

Ve hatırlayın ki ; ‘Eğer bu engelleyici inançlar çok yüksek enerji kaplıyorsa hayatınızda, inanın bana mükemmel bir erkeği/kadını bile o düşündüğünüz insan haline getirebilirsiniz.’

Arınmakla ilgili kısmı ciddiye alın. Kalbinizde, zihninizde boşluk oluşturursanız yeniye o kadar büyük ve tertemiz bir alan açmış olursunuz.

3. Bir ilişki tanımı yapın kendinize, ne bekliyorsunuz, ne istiyorsunuz ve ne verebilirsiniz bir ilişkide? Bunlar konusunda çok net olun. Bir ilişkiniz olsaydı bu nasıl olurdu, siz nasıl hissederdiniz? Buna verdiğiniz cevabı önce siz  hayatınızda varolmasını sağlarsanız , bağımlılıktan hazza döner ve aşk işte oralarda bir yerde beliriverir.

4. Kıskançlık hissinden uzak durun. İmrenmek ve kıskanmak arasındaki ince çizgide nerde olduğunuzu inceleyin. Mutlu keyifli çiftelere imrenerek bakıp , ‘benim de hayatımda olsa ne güzel olur’ mu diyorsunuz? Yoksa sizi içten içe kemiren ‘onun bile! sevgilisi var benim neden yok ‘ diye bir ses mi var oralarda? Kendi hayatınıza odaklanın. Birilerinin aşkları sadece size feyz olsun sadece bu kadar…

5.Tüm adımlardan sonra şimdi gerçekten teslimiyeti yaşayabilirsiniz. Ruhunuza uygun eş ile karşılaşmaya niyet ettiyseniz , oturup öylece ben niyet ettim diyip kalbinize gelmesini beklemeyin, işaretleri iyi gözlemleyin, bir davete çağırılma sebebidir beklenen aşk yada zorla götürüldüğünüz bir etkinlik. Bazen de her gün gittiğiniz yerdedir , belki de eski bir tanıdık , belkide bir an karşınıza çıkacak.

yaşam koçu

 

Hayat bir yolsa, kader birçok yol ayrımından biri . Seçtiğiniz yollardan herhangi biri. İstediğiniz yolda ilerlemekte serbestsiniz. İyiyi isterseniz iyiyi, güzeli isterseniz güzeli geliyor. Bir yol söylüyor iç sesiniz ve ordan devam ediyorsunuz. 

Uzun ilişkinin sırrı mı???? Öyle bir sırra ihtiyacınız yok. Siz neyi nasıl yapacağınızı en iyi bilensiniz , eşinizi, kendinizi ve ilişkinizi en yakından tanıyan da. Başarılı bir ilişkiyi uzun ilişki ile karıştırmayın lütfen.  İlişki bitince başarısız olmuyorsunuz. Uzun sürsün diye sebeplerin arkasında durup oldurmaya çalışmayın.Bir sebeple bitiyor ve bu durum ikinizin de bir kalıba girmesi anlamına gelmiyor. 

Keyifli kelimeler yer alsın hep hayatınızda. Olumsuz diye adlandırdığınız kelimelerin azaldığı bir ömür ve keyfinize keyif katacak bir aşk diliyorum. 

Eda ÖZGÜLER

 mail: info@edaozguler.com

  www.facebook.com/yasamkocueda

 

 

Hayata yeni bir anlam kat sen de…

Çoğu sohbetin geldiği yer ‘ zor be hayat , çok zor ‘ cümlesi olduğu için yazıyorum bunları. 

Hayatı sen hangi sıfatla karşılıyorsun? Senin hayat tanımın ne?

81671

***Hayat karmaşası                  ***Hayat yolculuğu
***Hayatın çilesi                         ***Renkli hayat
***Hayat koşuşturması            ***Hayat zor!!!!…

 

Neyle çıkarsan yola onunla devam ediyor ömrün. Seni yoracak kelimeleri farkındasın değil mi? Bunlarla zihnini meşgul etmektense şimdi hayatın kolay, keyifli olduğunu deneyimlemeye niyet et . Yaptığın her işte, attığın her adımda kolaylığı görmeyi dene. Biliyorum başlangıçta biraz tümsekler çıkabilir karşına ama eminim birkaç düşünce denemesi , birkaç farklı , farkındalıklı adım sonrasında senin için de değişecek herşey. Düşüncelerin değiştikçe karşına çıkanlar da değişecek. Adım adım , yavaş yavaş…

Çile, şansızlık gibi anlamlar yüklersen yaşadıklarına, esas anlamdan şaşarsın. Şaşmak yerine asıl mesajı anlasan ne de hafif ilerler yolun değil mi?
Bu, senin hayat tanımın. Herkesin bir deneyimi var ve herkes bu deneyimi yaşıyor.Eylemlerdeki söylemlerinden bahsediyorum hayat tanımını değiştirmeni isterken. herkesin muhteşem bir hayatı olduğundan, herkesin kolay bir hayatı olduğundan bahsetmiyorum. Açlık yaşayanları , evsizleri, uzun süreçli hastalıkla karşılaşan insanları biliyoruz ve bu da onların deneyimi.

*******************************————————————–*******************************************
Benim için de hayatın tarifi zor olduğu yönündeydi önceleri. Benim de konuşmalarım ya zorluğa dair oluyordu ya da zor diyenleri onaylamakla geçiyordu . Hatta ispata yöneliyorsun böyle anlarda, haklı sebeplerin var gibi ; ‘ Zor değil de ne? ‘diye. Sonra bir baktım ağırlaştıkça ağırlaşıyor herşey. Bir kelimeyle değişir mi derseniz aslında en önemli adımlardan biriydi ağzımdan çıkanlar, bunu biliyorum. Sonra yavaş yavaş hayatımda kolaylığın yerini alacağına çok inanmıştım ve aldı da .Peki hiç mi aklıma gelmiyor ya da zorlandığım yerler olmuyor mu ? Tabi ki oluyor. Tıkandığım yerlerde önce şu ana dönüyorum, sonra kolaylıkla olmasına niyet ediyorum ve daha kolay olması için ben ne yapabilirim buna odaklanıyorum.
^^Artık benim için hayat sadece farkındalık dolu ,deneyim dolu bir yolculuk. Yolum , yol arkadaşlarım ,takıldığım taşlar ve tümsekler hepsi olması gerektiği yerde ve olması gerektiği gibi.^^

life-is-beautiful-wallpaper-2
Sen de sıkça tekrar ediyorsan bunu, her ne yapıyorsan sonunda ne kadar kolay olduğunu hatırlat kendine.Tamda bir yerlerde ‘zor‘ diyecekken yakala kendini ve susmayı dene.Hala kolay gelmiyor olabilir, daha yolun başında olabilirsin, bilincin bunu reddediyor olabilir . Ama yine de dene söylememeyi.
Başka bir tanımsa senin ki ve özgürleştirici değilse, tam tersi iyileştirici bir kelime ile değiştir tarifini.
Kendine bir yol geliştir ve zaman tanı kendine. Dene, boz , tekrar başla, tekrar dene, pes etme . İstersen yapabilirsin biliyorsun.

Dönüşüm istikrar ister.

Eda ÖZGÜLER

 

 

Nasıl mı?

Mesela sıfatlar yükleme kendine. Beylik laflar etme. Sahiplenip alma hayatına öyle bir anda hissettiklerini. ”Güçlü-yüm, sakin-im, cesaretli-yim’‘… ‘im’ le bitirdiğin her duyguyu alıp hapsedersin içine, bir bakmışsın sen de hapsolmuşsun içinde .

Serbest bırak duyguları, onlar böyle tependen geçeer gider. Hepsi biraz misafir olur ama sonra mutlaka gider sen tutunmadığın sürece.Olumsuz diye adlandırdıklarına hep böyle yaklaş. Onları vareden de sensin, yokedebilecek güce sahip olan da. Mutluluğu, huzuru daha çok deneyimlemeyi seç o yüzden.Çünkü bir bakarsın onlar da böyle bir anda gider , herşey senin seçimin…,,

 

2edf1f31ec62257d2ed4e886d07abc52
Güçlüyüm ben’‘ diye diye saklamaya çalışma arkada yatan hislerini, yabana atma onları. İhtiyacın olan neyse onu söylemen daha iyi hissettirecektir eminim. Evet, güç hissetmen mükemmel , bunu telkin olarak da kullan kendini daha iyi hissetmek adına ama insansın işte, güçsüz hissettiğin anlar da vardır illa ki. Dilindeki o büyük kelimeyle , yaşaman gereken hissi yaşamayı kaçırma. Güçsüz de olmaya izin ver. Sen de hiç kimseye ” sana ihtiyacım var ” ya da ” yoruldum güçlü görünmekten” demedin mi?

Ağlamam bendiye beylik laflar etme. Öyle düşündüğün gibi güçsüzlük, zayıflık falan değil ağlamak. Kendini deşarj etme hali bazen, bazen içindeki kocaman enerji birikimini atma hali, bazen mutlulukla birlikte gelendir o… Gülmek kadar doğal olmasa , hayatımızda ne işi var? Bu arada ağlayana da üzülme. Ağlıyorsa buna ihtiyacı olduğu içindir. Hatırla eğer bir kez bile ağladıysan, sonrası ne de muhteşem bir hafifliktir onun 🙂

Takıntılıyım ben” deme her seferinde. Dedikçe hayatında daha çok yaşamaya başlarsın. Daha çok yaşadıkça da aklını ondan alamazsın.Senin de takmadığın şeyler olmadı mı hiç? Ya da olsa daha güzel olmaz mıydı?

 

images (6)
Kelimelerin gücüne inan. Herkes için olabilecek, başına gelebilecek, sonra çekip gidebilecek kelimelerle ifade etmesen kendini nasıl anlatırsın ki? Bunu bir düşün…
Sen sensin işte. Her hali yaşamaya izin veren, bazen öfkeli, bazen dingin, bazen güçlü, bazen güçsüz , bazen coşkulu, bazen sevgi dolu, bazen kızgın.. İşte öylesine dolu dolu insan, insansın işte. Yorma kendini, yükler alma, herşey bizim için hatırla…

Özgürsün , hayatın tadını çıkar.

Eda ÖZGÜLER

Her sene olduğu gibi bu yıl da ne çabuk geçti ve daha yapmak istediğim ne çok şey vardı demek istemiyorsanız, daha dolu dolu geçirmenin yollarını düşünmek ve hemen harekete geçmek en uygunu olur sanırım.
Diğer yıllardan farklı kılmak adına neler yapabilirsiniz ve vizyonunuza yönelik ilerlemek isterseniz bu nasıl olur ve de en keyiflisi olan , yılın sonunda geriye dönüp baktığınızda neler görmek istersiniz?
Öncelikle yazmanın gücüne inanın ve delilleriniz olsun kendinize sunacağınız.Sözel anlatırken kendinizi izleyin ve daha sonra yazdıktan sonra bir bakın , daha gerçekçi ve güçlü gelmiyor mu?

Yazarak yaptığınız tüm çalışmalar sizi daha çok motive edecek ve geldiğiniz noktayı, gitmek istediğiniz noktayı çok daha kolay gözlemlemiş olacaksınız. 

images (5)

 * Kendinizle hayatınızla ilgili tüm gelişmeleri yazabilirsiniz.

 * Bu yıl gerçekleşmesini istediğiniz sizle ve çevrenizle ilgili niyetlerinizi, dileklerinizi yazabilirsiniz.

 * Sadece önemli tarihleri ve olayları not edebilirsiniz.

 * Hayatınızda varolan herşey için şükürlerinizi yazabilirsiniz.

Bunlardan birini yapmanız halinde , arada düşerse enerjiniz , tekrar olumlu alana geçmenizi sağlayacak en önemli adımı atmış olacaksınız. Hangisinden istiyorsanız oradan başlayın. Şimdi o defteri tasarladığınızı görüyor gibiyim:)

Ben , bu yolculukta ilk adım olarak kendimle ilgili olan tüm gelişmeleri yazmayı tercih ettim. Başarılarımı, değişimimi, farkındalık seviyemi görmem için o defterde yazılı olan her bir kelime o kadar değerli ki , iyi ki dediklerimin arasında olacak ve hep saklanacak…

Cork board at wooden panel wall interior background

Hazırsa defteriniz, o yazılmaya hevesli bir şekilde başucunuzda kalsın ve siz şimdi bir pano temin edin. Eğer bu çalışmayı bir yerlerde gördünüz ve yaptıysanız etkisini eminim biliyorsunuzdur.
HAYAL PANOSU
* Bu yıl neler gerçekleşsin istersiniz?
* Nerelere gitmek, neleri keşfetmek, neleri deneyimlemek istersiniz?
Yeni bir iş, yeni ev, tatil, evlilik, bir ilişki, yeni bir oda, kazanmak istediğiniz üniversite , deneyimlemek istediğiniz adrenalin dolu bir aktivite… Hedefinizin ne olduğuna karar verin, bu konuda net olun. Genelden detaylara inin.Nasıl bir ev, kaç odalı, içinde neler var  ya da nasıl bir ilişki , birlikte neler yapıyorsunuz? Adı her ne ise hayalinizin, onu zihninizde canlandırdığınız halini fotoğraflayın. Bunu bir dergide bulabilirsiniz, bir gazete sayfasında, internet aracılığı ile temin edebilirsiniz. Görsel hale dökün isteğinizi, hayal ettiğiniz eve benzeyen bir resme denk geleceksiniz eminim ya da hayal ettiğiniz odanın görseline. Sadece buna gerçekten zaman ayırın. Bulduğunuz fotoğraf, her baktığınızda sizi heyecanlandırsın, gözünüze gerçek halini yansıtsın.Yani yapmak için yapmayın.
Görselleriniz hazırsa panoya o fotoğrafları yerleştirmek kaldı geriye. İstediğiniz düzende bir kolaj hazırlayın. Her biri sizin için çok değerli biliyorum. Gerçekleşmesinin önemini de biliyorum. Her birini yapıştırırken o hisse girin.

ŞİMDİ ….. HAYALİM GERÇEKLEŞMİŞ OLSA NASIL OLUR?

Panoyu her zaman görebileceğiniz bir yere asın. Özellikle sabah ilk gözlerinizi açtığınız an ve akşamları uyumaya yakın olduğunuz an, bilinçaltı için verimli zaman dilimleri. Bu zamanları iyi değerlendirin. Olumlama için de bu zamanları değerlendirebilirsiniz 🙂
Hatırlayın, vitrinde gördüğünüz bir giysiyi , tatilde gördüğünüz muhteşem manzarayı anlatın desem kolaylıkla anlatabilirsiniz. Görsel hafızamızda kısa ya da uzun süreli yer alıyor. Bu yapmış olduğumuz panodaki tüm hayal ettiklerinizin görseli de gün içinde aklınıza gelecek ve bir süre sonra siz de bununla ilgili hareket etmenizi gerektiren bir durum varsa , onu hayata geçireceksiniz. Bir arkadaşınızdan destek, bir başvuru, daha planlı yola devam etmek… Ya da inanın sadece hayal ettiğiniz için olacak. Eğer olmuyorsa ya inanç yoktur ya bir bağımlılık vardır ya zamanı değildir ya da ‘gerçekten istiyormuyum’ ‘ bu gerçekten benim isteğim mi’ sorularının cevaplarını vermek gerekir.Her istediğimiz mutlaka olacak gibi bir durum yok ne de olsa.
Benim de hayatımın her alanı için yapmış olduğum panom başucumda asılı. Ayrı olarak da bir konu üzerine yapmıştım. Ve 51 gün sonra hayatımda varolmasının keyfini sürüyorum.
Ben ve benim gibi birçok insan yaptıysa eminim siz de yapabilirsiniz.Siz de kendinizden emin olun....
Sadece inanın ve en değerliniz kendiniz için güzel adımlar atın.

İç huzru bolca deneyimlediğimiz, her gün şükrettiğimiz, kendimizi ve etrafımızı farkında olduğumuz, değerlerimize sahip çıktığımız, sevdiklerimizin değerini bildiğimiz, özgürce sevdiğimiz ve isteklerimizden ruhumuza uygun olanlarının bize geldiği bir yıl diliyorum.

 

Eda ÖZGÜLER