Kategori

Blog Yazıları

Kategori

 

940292

Yaşam koçluğu nedir? Kimler koçluk desteği alabilir ? Bunun için bazı şartlar gerekir mi? Seanslar  nasıl gerçekleşir ? Hangi konularda faydalanırım ? Gerçekten bana yardımcı olacak alan bu mu ? İlla bir tümseğimin mi olması gerek, sadece merak ettiğimden seans alabilir miyim ? gibi sorulara ne zamandır cevap yazmak istiyordum sitede , günü bugünmüş . Bununla ilgili çok soru alıyorum  gerek çevremde, gerek sosyal medyada . Toplu cevap niteliğinde olsun. Dilim döndüğünce cevaplayacağım.

Biz ,  Türkiye ‘ de bu konuda tam olarak oturmuş bir bilginin olmadığını farkındayız. Hatta bazen ilginç bakış açıları içeren yorumlar da alabiliyoruz. Kurumsal hayatta ve okullarda tanınırlığı biraz daha fazla artmış olsa da görüyoruz ki hala birçok kişi tarafından anlamda eksiklik veya tanımlamada tahminler içeriyor. 

Yakın zamanda bir tv programında konu her ne kadar rüyalar olsa da konuşma şöyle devam etti: ” Sonra yolunuz yaşam koçlarına düşer ve birileri sizin hayatınız için sizin yerinize karar verir! ”

download

 

Seans alanlar bilirler. Karar veren merci kimdir ?  Koçluk görüşmelerinde neler konuşulur ? Seçimleri kim yapar ? Koçun rolü nedir?

Gerçek anlamı ile anlaşılması, tanınması, katkı sağlaması ve daha da yayılması için sonsuz olasılıklar nelerdir? diye sihirli sorumu sorarak devam edeyim.

 

 

İlginç bakış açılarıyla dönüş yapanlar  için öncelikle şunu söyleyebilirim ;

Sokrates’in üçlü filtre testi vardır , denk gelenler bilir.Bir anlatımı dinlemek için önce konuyu bu filtrelerden geçirmeyi teklif ediyor. Bu üçlüden biri ‘ GERÇEKLİK İLKESİ ‘ .  Bu duruma uyarlarsak , bu meslek hakkında düşündüklerin ne kadar gerçek? Hiç gerçek bir koçluk seansında bulunma imkanın oldu mu? Denemeden , deneyimlemeden fikrimizi gerçeklik gibi sunmasaydık bu nasıl olurdu? Burada profesyonel bir koçluk desteği ve etik kurallara uyan,sınırları bilen profesyonel koçlardan bahsediyorum , üstüne basa basa belirtmek istiyorum.  Çünkü  birçok arınma aracının ihtiyaca ve meraka karşılık popülaritesinin arttığı ve yayıldığı bu dönemde, profesyonel koçluğun bazen spiritüel – enerji çalışmaları ile karıştırıldığını veya koçların ‘akıl veren kişi’ gibi görüldüğünü biliyorum, duyuyorum, gözlemliyorum. 

İşte tam bu noktada tanınsın, bilinsin, yargılardan arınsın, katkı sağlasın ve daha da yayılsın diyerek , bu mesleğe 4 senedir gönlünü , aklını ve zamanının güzel bir kısmını adamış biri olarak , en anlaşılır hali ile size koçluğu anlatmaktan büyük keyif alacağım ve koçluğa dair tüm merak edilenleri öğrenmek isteyen herkese de sonuna kadar kapımı açıyorum.

Koçluk ; kariyer, ilişkiler, öğrenim hayatı gibi konularda potansiyelini keşfetmek , kendini geliştirmek ,ihtiyacın olanı farketmek veya takılı kalınan süregelen konular,kalıcı çözümleri bekleyen düğümler , genel olarak  akli sağlığa sahip herkesin istediği alanla ilgili başvurabileceği , içinde süreci kolaylaştıran birçok tekniği de içeren bir yol durağı  diye tanımlamak açıklayıcı olur diye düşünüyorum.

Şimdilik bu yazıda son olarak şunu da belirtmek isterim. Seçtiğin durak bu sistemlerden veya kişilerden hangisi olursa olsun , iyice araştırmandan yanayım. Bu durumda en güzel şey şudur ki  ; eğer gitmeyi seçtiysen , orada , daha ilk görüşmede, ilk çalışmada bunun sana iyi gelip gelmeyeceğini kalbinle cevaplandırabilirsin . Herşeyin yalanı – gerçeği , doğrusu – yanlışı ayrımını yapabilmen için uzun zamanlara ihtiyacın olmayacak .Birşey ya içine siner ya da sinmez , bu kadar kolay olabilir akış. 

 

images

Seni bir adım ya da dileğim milyonlarca adım ileri taşıyacak hangi araç varsa onunla karşılaşsın hep yolun ve kalbinin hafif olduğu alan neyse orası sana fayda sağlasın .

 

Eda Özgüler – Profesyonel Yaşam Koçu / Nefes Terapisti

 

 

 

Belki sen de bir yerlerde bu bilgi ile karşılaşmışsındır. ‘ İnsanlar benzer frekanstaki ( titreşim ) insanları hayatlarına çekerler. ‘

 

Sadece aşk ilişkilerimiz için geçerli olan bir durum değildir bu , tüm ilişkilerimiz böyledir.

Başlayan bir ilişki , aynı / yakın titreşimdeki insanlardan oluşur.  Bunu en yakın, kalabalık arkadaş grup oturmalarında bile görürüz.  Farketmeden biriyle daha çok konuşursun, hiç tanımana bile gerek yoktur . Sandalyeleriniz yanyana gelir tesadüfen:) ve hiç anlamadan sohbet başlar. Sanki çok önceden beri tanıyormuş gibi olur hatta .

Bazı durumlarda bu bilgiyi alıp  kabul etmek çok da kolay olmayabilir tabii ama tam olarak durum budur. Benzer titreşimdeyiz ki yanyanayız ya da orda görmemiz gerekenler var. Yani illa hayatın aynı alanında aynı davranmak değil kastetttiğim. Biri omuz ararken, diğeri omuz olmak istiyordur birine. Biri çok pozitif olduğunu söylerken , negatif birini çekebilir hayatına. Orda hangi alanda gerçekten bakması gerekir. Burda beslendiği ne var?  Tencere kapak benzetmesi gibi.

 

Biten bir  ilişki mi?  O tamamen frekansların artık çok ayrı yerlerden işlemesinden kaynaklı. Diğer gelişen herşey sadece vesile. Ah bunu bilmek ne hafiflik🙏 Suçlanacak hiçbir şeyin kalmaması… Yargıların son bulması…

 

 

Peki ilişkilerimiz uzun yıllar nasıl devam eder?  Konuşulmayan ve aynı giden frekans uyumuyla ve bilinçlilik haliyle diyebiliriz.

Diyor ki :” Ben bu adamı / kadını hayatıma nasıl çektim ? Ben bu kadar açıkken herşeye, o nasıl kapalı ? ” ya da işyerinde tam da yanımızda oturan arkadaşımız için söylüyoruz bunu değil mi ?

Diyorum ki : ” Frekans farkı olsaydı , benzerlikten çıksaydınız bu ilişkinin bitmesine izin verirdiniz , hala yanındaysa bir denklik var ya da bir beslenme hali .”

Herşey göründüğünün tersi olabilir. ” O değişse, ilişkimiz çok güzel olacak ” diyorsun ya. Kimin nerede olduğu da bir yanılsama olabilir  mi? Dönüşmesini seçtiğimiz ilk kişi kendimiz olsak bu nasıl olurdu? Her yerde yazıyor ya. ” Sen değişirsen dünyan değişir. ” İşte böyle birşey. Hala direnenleri  biliyorum. Yavaş adım atmak burda kolaylık sağlayabilir. Nacizane tavsiye 🙂

Peki ailelerimizle durum nasıldır? Onlarla da mı aynı frekanstayız?
Toby Alexander diyor ki bu konuda : ” ailenin biraraya geldiği durumlarda bu frekans konusu hissedilir hale gelir. Çoğu kişinin birlikte rezonansa giremediği kardeşleri veya aile üyeleri vardır. Ve olan şey, ailedeki bireylerin ( büyükanne, büyükbaba, anne, baba )  aileyi birarada tutabilmek için! herkesi geçinmeye zorlamasıdır. Bu yüzden birçok dram vardır ailelerde, bilinçlilik ve frekans hallerindeki düzey farklılığı yüzünden. “
Sen de görürsün zorlama giden ilişkileri. Herşey ayrı işliyordur ve birlikte olmak için , arkadaşlığını / sevgililiğini / evliliğini bitirmemek için direniyordur bir taraf. Verdiği söz, yemin ne varsa ya da devam etme ispatı ya da zorundalık hissiyatı ya da ego kazancı.
Tüm seçimlerimizin sorumluluğunu almak, kendimizi görmeyi seçmek, bilinçlilik halini idrak etmek için neler mümkün? diyerek soruda kalalım. Aksın hepsi kolaylıkla. Biten arkadaşlıklarımız , dostluklarımız, aşklarımız  hepsinin bitmesi gerekiyordu ve bitti. Herşey olması gerektiği gibi… Ve herşey yolunda…
Sevgilerle,

Eda ÖZGÜLER / Profesyonel Koç – Nefes Terapisti

 

Biz tam, bütün , kusursuz olarak yaratılmışken , büyüdüğümüz yollarda bize eksik olduğumuz, birileriyle, bir işle, bir uğraşla tamamlanacağımız söylendi. Eşle, çocukla, başarıyla, aileyle, meslekle… Bizde eksik olanı acaba nerede / kimde / kimlerde bulabilirdik ? Halbuki karşımıza çıkan herşey / herkes bizim aynamız olmayacak mıydı ? Ve sonra ‘heh tamam oldum’ dediğimiz yerlerde tekrar tekrar kendimizi eksik hissetmeye, yetersiz hissetmeye devam ettik. Kendimize hatırlatmamız gerekenleri unutarak…

Tam olduğumuzu hatırlasak nasıl olurdu? Tamamlamaya çalıştığımız her neyse onu kendimizde keşfetseydik hayat ve biz nasıl olurduk? 

Tüm bu sabote eden cümlelerden arınsaydık ne / kim olmayı seçerdik ve seçeriz?

Haydi şimdi hep birlikte bunun üzerine mucize bir arınma yapalım. Hazır yeniay geçti, güzel bir dönemin içindeyiz. Kendi potansiyelimiz açığa çıksın ve bakalım işte o zaman hayatımızda neler oluyor?

**Her neyi içeride aramayı bıkarıp dışarıda aramaya başladıysan , bu yalana inandıysan , bunu kim / kimler öğrettiyse , oraya dair tüm bakış açılarını iptal edelim mi? ( EVET )

**Kendini her nerede eksik hissettiysen ve tamamlanmak için arayışa girmen gerektiğine inandıysan , karşındaki herkese de ‘tamamla beni’ görevini yüklediysen , gerçek , bununla ilgili olan her yeri iptal edelim mi? ( EVET )

**Kendini kısıtladığın , sabote ettiğin, kendi bereketini , gücünü, farkındalığını, potansiyelini unuttuğun her yeri bugün ve şuan itibariyle iptal edelim mi? ( EVET )

**Hangi alan, enerji ve bilinç olabilirsin ki kendini tam, mükemmel , sonsuz potansiyelde, neşede , mucizelerde görebilesin? Buna izin vermeyen ne varsa hepsini iptal edelim mi ? ( EVET )

**Nerede , senin onu yapmaya gücün yetmeyeceği söylendi? Nerede bereketini bir pasta dilimine indirgedin ve sonsuz olduğunu unuttun? Nerede kendini şanssız ilan ettin ve diğerlerini şanslı ? Nerede kendine büyük kilitler takıp bloke ettin? Buralarda kim oldun , ne oldun ?  Hangi mağduriyet yalanının içine hapsettin kendini? Şuan ortaya çıkan her ne varsa hepsini iptal edelim mi? ( EVET )            

**Başaramayacağına, kolaylaştırıcı olamayacağına, kazanamayacağına, üretemeyeceğine, sevilmeyeceğine, sevemeyeceğine , bu yalanlara nerede inandın? Kim söyledi? Nerede bu ciddiyete girdin? Ya komikse tüm bu düşündüklerin, bir yalansa ? Ya içine neşe katsaydın nasıl olurdu? Ya kocaman bir oyunun içindeysen ve ciddiye aldığın her yer , sen ona gücünü vermeyi bırakınca hafifleyecekse ? Tüm bu hafifliğe izin vermeyen her yeri iptal edelim mi? ( EVET )

O zamaaaaaannn mucize bir soruyla bitirelim….

Sonsuz neşe, sonsuz kolaylık , sonsuz ihtişam içinde hayallerinin de ötesinde bir seni keşfetmen, bir hayat yaşaman, bununla ilgili netliğe kavuşman,  alıp kabul etmen için neler mümkün?

Aç kollarını ve tüm güzel olanı hayatına davet et.

Keyifle, neşeyle…

Eda ÖZGÜLER

 

 

 

 

 

Bu sabah beni kendi içine çeken bir röportaja denk geldim. Blogumda kayıtlı kalması hepimize katkı olacak gibi hissediyorum.

Milliyet gazetesi yazarı sevgili Buket Aydın’ın , anne babalara koçluk yapan sevgili Tevhide Güzel ile yaptığı röportajın ihtiyacımız olan kısmı…

Yeni doğan bir bebeğin en büyük ihtiyacı nedir?

Yeni doğan bebeğin öncelikle düzene ihtiyacı vardır. 

-Anneler en çok hangi konuda zorlanıyor?

Annelerin en çok zorlandığı konu beslenme, uyku ve davranış. Anne sadece uyku problemi diyor. Benim dikkatimi davranış ve beslenme bozukluğu çekiyor. Birçok defa bu sorun çözüldüğünde uyku da kendiliğinden çözülüyor. Benim için de en keyifli çalışma bu oluyor.

-Türk bebekleri ve yabancıların bebekleri gibi bir ayrım yapılır zaman zaman şakayla karışık.  Neden Türk bebekleri daha çok ağlayıp, sızlanıyor gibi görünüyor sizce?

Türk bebeği ile yabancı bebek arasında en belirgin ve ayırt edici özellik Türk ebeveynin aşırı korumacılığı aslında. Bebeğine şu mesajı veriyor “Sen yapamasın, senin yerine ben yaparım”. Veya büyüklerin “Aman ağlamasın”, “Şu çocuğu ağlatacak ne var? İstediğini ver!” gibi yargılayıcı yaklaşımı. Sonrasını düşünmeden anlık çözümler ve konuşarak sorunu çözmek yerine, susup susup patlamak!
Türk ebeveynin diğer özelliği sevgi ile saygıyı çok zaman karıştırması. Eğer çocuk bağırıyorsa ebeveynine “Beni görün” diyordur. Çocuk hem sevilecek hem saygı duyulacak hem de görülecek bir varlık, bunu unutmamak lazım. 

– “Terrible twos horrible threes” yani 2 ve 3 yaş sendromu eskiden çok bilinen bir şey değildi. Bu şimdiki bebeklere mi özgü?

Eğer bebek ile doğru iletişim kurmadıysanız her dönemi zordur.
0-12 ay bebek bilinçdışı yaşar. Bu dönemde bebek doğa gibidir. Eğer onun ihtiyacı olan düzeni kuramadıysanız bu dönem de zordur. 1 yaşından itibaren bilinç dönemi başlar. Bu dönemde 1-3 yaş bebeğin düşünce yapısı ile yetişkinin düşünce yapısı çok farklıdır. Eğer ebeveyn bunun farkında değilse işte o zaman “ Terrible twos horrible threes” yaşar. Eğer ebeveyn bebeğine gereğinden fazla sorumluluk, sorumsuzluk yüklüyor veya yargılayıcı yaklaşıyorsa bu dönemi kriz olarak yaşarlar. 
Ebeveynlerim ile yaptığım çalışmada eğer bebeğinizin 1-3 yaşını anlayış ile geçirdiyseniz, çocuğunuzun ergenlik dönemini de rahat geçirirsiniz! Ve “Lütfen bebeğinizin yaşam koçu siz olun” derim. 
Bir çocuğun uyku, beslenme, oyun koçu birdir ve o kişi anne-babasıdır. 

-Bazı çocuklar inatla, ne yaparsan yap uyumuyor. Bu huy mu, çocuğun uyutulma tarzıyla ilgili bir hata mı?

Çok güzel bir soru! Aynen birçok anne böyle yaklaşıyor. Kesin yargıyla, etiketle “Bu çocuk inatçı” “Bu çocuk uyumaz”  diyor. Ve çocuk bu dünyaya koşulsuz anne-baba sevgisiyle geldiği için de doğal olarak itaat ediyor. Ebeveynini mutlu etmek ve haklı çıkarmak için uyumuyor ve hatta yemek yemiyor! Halbuki çocuğun varoluşunda kendi kendine uyuma, yemek yeme, hareket etme yeteneği vardır. Bir ebeveyn yargı şapkasını bir kenara bırakıp “Bebeğime nasıl yardımcı olurum?” yaklaşımı ile gelirse işi çok kolaylaşır. Eğer bir ebeveyn “Bu çocuk neden uyumuyor?” yaklaşımı içinde olursa çatışma içinde olur. 

Çocuklarda zaman farklı çalışır ve her çocuğun iç saati hemen hemen aynıdır. Tabii ki uyku süreleri her bebeğe göre değişir. Kimi bebek uzun uyur kimi bebek kısa uyku ile yetinir. 

– Bir bebek neden ağlar? Gerçekten ağlayan bebeği yalnız bırakmak, onunla ilgilenmemek çözüm müdür?

Ağlamak bebeğin iletişim yoludur. Bebek ağlıyorsa konuşuyor demektir. Ve ağlarken beden hareketlerini de katar. Bebek doğduğu an itibariyle kendini anne-babasının bedeninde sakinleştirmeyi öğrenir. Eğer anne sakinse ki çok anne sakin olduğunu söylese de, bebek bilinçdışı yaşadığı için annesinin öfkesini, kızgınlığını, endişesini hepsini çeker. Böyle bir bebeğin sakinleşmesini bekleyemezsiniz. Belki anne çok sakin duruyor olabilir ama kendisinin dahi farkında olmadığı ruh halini bebek çeker ve ağlar. O sebepten annelere “Derin nefes alıp, verin hatta meditasyon yapın” derim. Bebeğe en iyi gelen şey annenin nefes alıp vermesidir. Ağlayan bebeği yalnız bırakmak kadar yıkıcı bir şey yok! Bir bebeği ağlarken yalnız bırakmak, bebeğe dokunmamak, var oluşunu yok saymaktır. Bebek özellikle belirsiz ağladığında annenin sadece bebeğini kucağında tutması veya sessizce “buradayım, seninleyim” hissini dokunarak, temas ile vermesi yeterlidir.

“Disiplin özgürlüktür, değerli bir armağandır”

-Disiplin gaddarlık gibi geliyor ailelere ama sınırların bebek doğar doğmaz çizilmesi gerekiyor. Doğru mu?

Kesinlikle doğru bebek sınırlar içinde kendini güvende hisseder ve en önemlisi sevildiğini bilir. Disiplin özgürlüktür. Daha önce de belirttiğim gibi; çocuğun beyin yapısı ile yetişkininki farklı. Çocuk “Sağlam sınırım var ve ben seviliyorum” der. Ne yazık ki ebeveynler sınırı zorbalık ve çocuğun özgürlüğünü elinden almak olarak değerlendiriyor. Disiplin bir çocuğa sunulan değerli bir armağandır. Disiplin saygıdır. Çocuğun alanıdır

-Çocuk yemek yesin diye tabletten çizgi film açmak ne kadar doğru? 

Bir bebeğin kendi kendine yemek yemesi onun yeteneğini ve farkındalığını yükseltir. Yediği gıdanın bedeniyle uyumlanması ve bilinçli olarak ne yediğini bilmesi için yemeğe dokunması ve bağ kurması ile gerçekleşir. Bir şeyler izleterek yemek yedirmek o kişiye “Sen beceriksizsin! Yapamazsın!” hissini verdirir ve bir süre sonra bebek de keşfetmeyi, yaratıcılığını kullanmayı bırakır. Monotonlaşır! Çocuk sahip olduğu neşe ve mutluluk gibi değerleri duyumsamaz. Gerçek farkındalıkla yemek yemek mutluluktur. Sizce hangisi daha kıymetli? Bir kase çorbayı mideye dökmek mi? Yoksa yarım kase çorbayı farkındalıkla yemek mi?

 “Bebeğe 0-3 ay kesinlikle kucak gerek ”

-Bebeğinizi kucağınıza almaktan çekinmeyin diyorsunuz ama bize tam tersi söylenir hep…

Bebeğe 0-3 ay kesinlikle kucak gerekir çünkü bebeğin sinir sistemi kucakta gelişir. Tabii ki 24 saat kucağınızda taşıyın demiyorum ama beslenme sırasında ve ağlıyorsa kucağınıza alın, coşkulu alın lütfen! Kucağa alışır korkusuyla aldığınızda bunu bebek de hisseder. Ve bu bir bebek için çok acı bir duygu olmalı!

-Saçını süpürge etmeden de rahatça çocuk yetiştirmek mümkün mü?

Evinizdeki bir çiçeğe bile emek veriyorsunuz. Onun ihtiyacına göre suluyorsunuz, aldığı güneşe dikkat ediyorsunuz, gerektiğinde toprağını, saksısını değiştiriyorsunuz. Bir insan yetiştirmek elbette emek işi, yeri geldiğinde fedakarlık da gerektirir. Bebeklerin mizaçları farklıdır. Ancak bebeğin mizacı dışında büyük bir etken var burada. Çocuk büyütmek herkesin kendi yolculuğu aslında… Tamamen aynı özelliklerde iki çocuk hayal edelim ve bu çocukların anneleri de tamamen aynı emeği vermiş olsun. Bir anne “Saçımı süpürge ettim, kendi hayatımdan vazgeçtim” derken diğeri verdiği emek için mutlu olabilir, yaptığı fedakârlıklar onu mutlu edebilir. Biz hayata nasıl bakıyoruz, nasıl yaşıyoruz bu da önemli bir nokta.

……

Ne güzel aktarmış değil mi ? Katılan , katılmayan olacaktır eminim. Bil bilen böyle diyor , deneyimler farklı olabiliyor.

Şifa olsun, katkı olsun.

Sevgilerle,

 

Başarılarını her nerede unuttuysan hatırlayalım mı en baştan itibaren?

Şimdi senden isteğim 7 günlük çalışmanın ilk gününde 50 tane başarını yazmak ( ses kaydı da kabul yazmayı sevmeyenler için 😁 )👍 Ne eksik ne fazla . Bak bu kadar kolay işte💪💪  Ve sonraki her gün 10’ar tane daha ekleyerek gitmeni istiyorum. 7. Günün sonunda 110 tane yazılı başarı listeni karşına al ve kendini kocaman tebrik et. Hatta bana fotoğrafını da gönderebilirsin, birlikte kutlarız.
♡♡
♡♡
Doğduğun andan bugüne kadar neler başardın? Neler denedin? Neleri iyi yaptın? Neler kattın kendine ve çevrene? 
♡♡
Bu çalışmanın katkılarını 7 günün sonunda birlikte konuşuruz  kutlama sırasında olur mu? Neler oluyor neler , taaa en eskilerden güzel şeyler çıkıyor , sonra belki odağın değişiyor, güvenin geri geliyor ya da cesaretin… İşte her neyse onu konuşmak için buradayım.

Yürekten sevgiler,

Kendi değerimizi hatırlama zamanı gelsin mi artık?

 Unuttuğun zamanı geri alamayız ama burdan , şu andan başlayabiliriz😉

 Şu an itibariyle olan her güzel durumda değerini hatırlat kendine , nasıl mı? Biri iltifat etti , içinden ” ben değerliyim ” de. Biri kahvaltı ısmarladı , gülümseyerek selam verdi bir arkadaşın , sabahları aşkla hazırlandın işe giderken , kendine 5 dk da olsa kahve molası verdin …. Hepsinin peşine hatırlat kendine ” ben değerliyim ” .Her durum sana hatırlatıyor aslında ama senin duymaya kendini açmak için dillendirmeye ihtiyacın olabilir 🙏

O kadar seveceksin ki bu çalışmayı 😍 Sen değerlisin, sadece hatırlamayı unutuyorsun ara ara o kadar. Hatırlamak düşündüğünden daha kolay olabilir…

Yürekten sevgiler,

Birinin yüzüne karşı sürekli onu sevmediğini , değer vermediğini söylersen, senin yanında olmak ister mi? Ya parayla olan ilişkimiz de tam da böyleyse???? “Sevmiyorsan gelmem, gelirsem de hemen giderim” diyorsa😍

O zamaaaaan haftanın mükemmel çalışması gelsiiiiiiiinnn🔶🔶🔶

Hadi 7 gün odağını bu konuya ver. Dilersen 21 gün devam edebilirsin. Zihnin 6 gün dalga geçecek ama 7. Gün inanmaya başlayacak, o yüzden istikrar önemli 👏👏👏👏

Bazıları için müthiş bir başlangıç, almaya hazır olanlar içinse güzel gelişmeler olacak inanıyorum. Bir yandan olumlarken, diğer yandan blokajlardan arınmış olacağız👍👍💖💖
7 gün boyunca kendine sakin zaman dilimleri oluştur ve tekrarla ( içtenlikle ) :

Hayatın her güzelliğini aşkla karşılamayı seçiyorum. Kendimi seviyorum. Parayı seviyorum. Zenginliğimi seviyorum.İsteklerimi kolaylıkla gerçekleştirmeyi seçiyorum. Almak ve vermek bir denge. Verdiklerim katlanarak bana geri dönüyor. Ödemelerimi kolaylıkla yapıyorum. Paranın bana her yönden gelmesini kabul ediyorum. Para bana helal yoldan geliyor. Paranın benim peşimden gelmesine izin veriyorum.
Parayı alıp kabul etmediğim, paraya dair tüm yargıları hayatıma dahil ettiğim her yeri iptal ediyorum. Paraya yüklediğim tüm anlamları iptal ediyorum. Paranın peşinden gittiğim her yeri iptal ediyorum.” 

??? Para ile ilgili daha sık gözlemlediğimiz vermeye daha açık, almaya ise kapalı olmamız. Alıp kabul etmek… Nasıl olurdu????
Ve tabi ki özlü sözlerimiz…
“Huzrumuz olsun da para önemli değil” diyerek para ile huzru yanyana getiren, ” çok laf yalansız, çok para haramsız olmaz. ” sözüyle insanları etiketleyen bir bakış açısına sahibiz bazılarımız . Ve daha nicesi… Senin de aklına geliyordur şu an😉
E başlayalım ozamaaaannn💃💃💃💃

Yürekten sevgiler,

Yeni çalışmamız affetme üzerine. İlla affetmeli miyiz? diye sorarsan tercih konusu olarak bakıyorum buna. Kendine ”affetmeliyim , affetmeliyim ” diye ızdırap etmeden gönlünden ferahlamak , hafiflemek geçtiği an çalışmaya başlayabilirsin.

Mutluluğumuzun sorumluluğunu alırken , ona buna şuna suç atmaktan vazgeçmek için kolaylık sağlayacak en önemli şeylerden biri öfkemizden arınmaktır, affetmektir, arınmaktır 👍 Bu çalışmayı gece 23.00 – 01.00 arası yaparsan harika olur ama illa o saatte yapmana gerek yok. Sağ elini, parmakların açık bir şekilde karaciğere koy ve önce hisset. Öfkenden, kininden, kibrinden etkilenen, esas görevlerini bu sebeplerden ötürü yapamayan bir organın var orda . ( yeri midenin sağ yanında, sağ göğsün altında ) 10 dk boyunca elini ordan ayırma ve şunları tekrar et ” Doğduğum andan bugüne tüm öfkemi, kinimi, kibrimi, hırslarımı, egomu serbest bırakıyorum, arınmaya niyet ediyorum, arınmayı seçiyorum. Geçmişten bugüne herkesi affediyorum. Kendimi affediyorum.” Eğer aklına isimler gelirse onları da söyleyebilirsin : ” … ( kişiyi ) affediyorum ” diye de ekleyebilirsin yukarıdaki cümlelere . 7 gün boyunca devam et. Ara verme mümkünse. Sonrasında haftada 1 şeklinde devam edersin. .
.
Organların dili , hastalık ya da sağlıktır. Karaciğer , ölümlerden , öfkeden, kibirden fazlasıyla etkilenir . Ona katkı ol , sağlıklı olmak için bedenini dinle 👏💖
.
.
Yaklaşık 3 senedir bu çalışmayı kime verdiysem harika geri dönüşler ve mucize sonuçlar aldım. Bu da sana hediyem olsun bugün.

Yürekten sevgiler,

 

Hayatımın sorumluluğunu alıyorum. Sağlığımdan sorumluyum. Mutluluğumdan sorumluyum. Neşemden sorumluyum. Bedenimden sorumluyum. Zenginliğimden sorumluyum . İşimden sorumluyum. Hayallerimden ben sorumluyum. Hayatımın sorumluluğunu alıyorum. ” 

Senin için en güzel adımlardan biri bu olabilir ne dersin? Muhteşem olmaz mıydı tüm hücrelerinde sorumluluğu kendin devralmak? Ondan, bundan, şundan elini çekip kendinle , hayatınla dans etmek muhteşem olmaz mıydı?
Bu hafta, 7 gün boyunca , sabah uyandığında ve akşam uyurken tekrar eder misin?

Önce burundan derin nefes al ve yavaşça burundan nefes ver . Nefesi olabildiğinde karnına doldurmaya çalış. 10 nefes al bu şekilde ve sonra cümleyi oku. Kendine müthiş bir söz vermiş olacaksın ve harika bir seçim yapmış olacaksın. Gün içinde , zihninde etrafı suçlayan sesi her duyduğunda da tekrar edebilirsin. 
7. günün sonunda hafif hafif kıpırdanmalar başlayacak. Hareket etmek, yeni kararlar almak, başkalarını kontrol etmeyi bırakmayı düşünmek, kendine dönmek….Devam etmek istersen de bırak günü ve saati ,aynı şekilde devam et.
Hazır mısın?

Yürekten sevgiler,

Hayatta herkes ne çok şeyin olmasını istiyor değil mi? Peki kaçı bunları gerçekleştiyor?????
Peki ya sen….
Sen sadece isteyen misin?
Yoksa gerçekleştirmek için yola çıkanlardan mı?
Hayatta her günün daha keyifli, daha iyi , daha huzurlu ve enerjik geçseydi bu nasıl olurdu?
Bunun olmasını gerçekten istiyor musun?
Ve istediğini kazanmak için gerekirse kaybedeceklerin de olacaktır , buna hazır mısın?
Karar vermeden önce yazıyı okumanı ve sonra seçimini yapmanı tavsiye ederim…. Cevabın evet olursa aşağıda uygulamada sana kolaylık sağlayacak çalışmaları da yanına al olur mu? Yolda çok ihtiyacın olacak. Sana en uygunlarını seç. Nasıl mı? Ruhun sana hangisinin iyi geldiğini ve geleceğini farkettirecektir.
İstediklerimizle ne alakası var peki enerjimizin ? İsteklerinle – zihnin, bedenin ve ruhun hizalı olduğu sürece onu hayatına davet edebilirsin. ‘ Olmayacağını bile bile neden isteyeyim, neden hayal kurayım ‘ dediğin andaki enerjine bak, negatifte değil mi?
Ama isteğinle hizalanırsa zihnin , yüzünü o tarafa dönersen ve enerjini istediğin yöne verirsen işte o zaman sürprizler seni bekliyor olacak.
optimism
  –
Bazı insanlar hiçbirşey yapmadan keyiflidir hep , çevrende var . Enerjilerinin kolay kolay düştüğünü göremezsin, kendi alanlarını müthiş korurlar, nasıl olur da hiç sinirlenmezler diye merak ederiz hatta değil mi? Algı farkı ve seçimler devrede diyebiliriz buna kısaca. Bazı insanlarda ise dokunsan etkilenir bir hal vardır ve tüm gün , çevresel ve içsel faktörlere bağlı ani inişler-çıkışlar dengesini tamamen bozar, akşam neden bu kadar yorgun ve bitkin olduğunun cevabını arar durur. Yattığı sıradaki frekans alanına bağlı olarak aynı frekansta da uyanır, bu döngü sürekli birbirini tamamlar…
                             Sen neredesin ve bu alanı nasıl dengelersin?
dilek-taslari
” Kendin için mesai yap gerçekten, değerli kullan zamanını. Buna değersin, bunu hakediyorsun. Bu hayata geldiysen , kaliteli zaman ve keyifli haliyle yaşamaya özen göster. Bu çalışma emin ol çok keyifli geçecek senin için,  kararlı , farkında, uyanık! ve sabırlı olursan.”
İşte enerjini yükseltmek için keyifli öneriler;
1. Seçimini yap. Daha iyisi olmak bana ne kazandırır’ dan yola çık ve nedenlerini belirle. Daha iyi olursan ne olur? Bunlar seni şu an’ından bir üste taşıyacaktır.  
2. Şimdiki halin ile yüzleş, eğer bilmezsen nerede olduğunu, hedefi de belirleyemezsin ve arada geçen ‘nereden nereye’ yolculuğu senin için anlamını ve değerini yitirir , gözlemleme şansın sıfır olur. Bu şunun gibi. Diyetisyene gidip ya da diyete karar verip tartılmayanı gördün mü? Sen de önce tart,  kendini gör ,yüzleş , kabul et , sonraki adım zaten % 50 seçim , % 50 eylem olacak.
10 değerini en yüksek hal olarak kabul edersek ve 0’ı da minimal kabul etmemiz halinde sen şuan kendini nerede görüyorsun 0 ile 10 arasında ?
Bu değer senin için ne demek ?
Ve çıkmak istediğin yer neresi ? Orayı da tarifleyebilir misin bana?
Kişi , kendini en iyi gözlemleyendir eğer düzenli takip edebilirse, sürekli uyanık! olursa. O yüzden takip et kendini her gün ve gerekirse günün çoğu anında. Öncelikle küçük bir not kağıdı yeter, aynı skala üzerinden kaç değerinde uyandın bugün ve güne başladın? Bunu not al . Günü bitirmek üzeresin  ve şu an kaçtasın? Aradaki fark nereden oluşmuş olabilir? Yükseldiyse iyi hal , buna vesile olan , sana iyi gelen nedir?
Düzenli bunu yazman halinde enerji iniş çıkışlarını kolaylıkla takip edebilirsin. İstediğin alana doğru çıkıyor musun? Yoksa kendi etrafında dönüp duruyor musun???????
enerjinizi-calanlara-dur-deyin-1024x494***Kendine bir süre ver skalada istediğin alana geçmek için. Hemen 1 günde olmasını bekleme . Yıllarca aynı bilinçte ve alanda yaşadın, çevren de buna uyumlandı , ilk başta bocalaman normal, değiştirmen ve dönüştürmen zaman alabilir. Kendine haksızlık etme ve zaman tanı. 3 ay, 5 ay … Sen belirle bu süreyi. Seçtiğin yere ulaştığında, her gün mesai harcamana gerek kalmayacak, sadece enerjini dengede tutmak için tetikte olman yeterli olacak. Tüm gün , diğer insanlarla ve enerjileriyle etkileşim halinde yaşıyoruz. Doğal olarak etkilenmen , yön değiştirmen an meselesi olabiliyor bazen, ama güzel yanı artık toparlaman eskisinden çok daha kolay olacak.
3. Her sabah kendine söz ver ve niyet et;
 ” Bugünümün daha keyifli geçmesi için elimden geleni yapacağım. Beni bir üste taşıyacak enerjideki insanlarla vakit geçirmeye ve olumsuz tüm enerjilere kendimi kapatmaya niyet ediyorum. “
4. Çevrende enerji emen tüüüümmmm herkesi bir süreliğine uzaklaştır, bu en yakının bile olsa, lütfen lütfen lütfen. Merak etme , hayatından çıkar demiyorum azıcık uzaklaştır, enerji alanından uzaklaştır.  Yineliyorum , gücünü kendine verince ve kontrolü eline alınca bunlara gerek kalmayacak. Enerji emenler ya hayatından gidecek ya da sen enerjini sömürmesine izin vermeden ilişkini devam ettireceksin.
Brain-Training-1
5. Bunu hergün yapmanı gönülden tavsiye ediyorum. Her gün en hareketli şarkılardan bir liste oluştur ve tam yarım saat boyunca keyifle dinle. HER GÜN!!! Uyanır uyanmaz, iş için hazırlanırken, yolda, molada , istediğin her yerde yapabilirsin. O bir yerlerde etrafında çalsın dursun, 1 hafta sonra neler olduğunu göreceksin.
6. Kimse seni sinirlendiremez, kimse seni sinirlendiremez, izin vermezsen kimse enerjini düşüremez,yansımalarını yaşıyor olabilirsin, kişi seni kendi enerjisine düşürmeye çalışıyor olabilir; o an geldiğinde, sinirlendiğinde , üzüldüğünde kendine dön, Bunu ne kadar sürede bitirmek istediğini söyle kendine.Uzun uzun aynı şeye takılı kalma. Şu an,  seni bir adım gerinden koruyacak.
7. ” Önce şu gerçekleşsin,  sonra iyi olacağım” diye bekliyorsan daha çok beklemen gerekecek:)
 Önce enerjini toparla. Bir silkelen ,kendini hisset. Bu yolda, hedefe kadar sana en iyi gelecek olan kendi motivasyonun olacak, iyi olmazsan nasıl yönetebilirsin ki süreci ?
Ayrıca o her neyse ,  olmadan da sen iyi olabilirsin, bunu deneyimle, ya o istediğin hiç olmazsa hep böyle mi yaşayacaksın bir düşün , hayırlı olana inan… 
8. Nefes çalışmalarından faydalan. Kendine bir gün ayır ve nefes çalışmalarına katıl. Evde yapılacak hareketleri de deneyebilirsin.
8. Haftanın 2-3 günü spor yap . Bu öylesine enerjini yükseltecek ki , müzik , spor ve sen. Enfes üçlü:)
9. İşbirlikçi bul kendine.Bir anlaşma yapın birlikte. Enerjin düştüğünde ondan destek al ve sen ona destek ol ama şikayet ederek asla  değil.Enerjini düşüren konu hakkında o sana dışardan bir göz olarak yardımcı olabilir, alanını değiştirebilir ya da onunla keyifli bir sohbet yapabilirsin. Tekrar an’a döndürecek bu seni , gücü geri alacaksın o alandan şu ana. Bu kişiyi biliyorsun . Bak bakalım etrafına sana kim  iyi geliyor?
birbirlerini-opup-sonra-kahkaha-atan-bebekler_9439320-7880_640x360
10. Enerjisi yüksek insanlarla vakit geçir. İnsanlar,  keyifli ve eğlenceli insanlarla vakit geçirmeyi severler değil mi? Sen kimlerle olmayı seviyorsun? Kimler seninle olmayı seviyor ? Esprili kişiliğinle  tanışmadın mı daha, belki de öylesin. Yoksa yukarıda enerji emen dediğimiz yerde misin farkında olmadan, hani o hep şikayet eden, mızmızlanan sen misin? Eğer öyleyse hemen kendine söz ver ve bunun sana iyi gelmediğini hatırlat kendine. Değiştirmek senin elinde.Şikayet geldiği anda diline sus lütfen, farket ve susmaya geç. 1 gün değil , 2 gün değil, en az 1 ay boyunca hiçbir şeyden şikayet etme içten ya da sözel. Olan oluyor zaten. Söylenip olumsuzluk yükleme bedenine. Ruhunu daraltma, ferahlat aksine.
11. Immmmm şöyle güzel bir masaj , cilt bakımı hediyesi fena olmaz değil mi? Kendine bir ödül ver  bu hafta veya bu ay içerisinde. Hemen randevunu al o zaman.
12. Çocuklar müthiş enerji kaynağı. Onları gözlemlediğinde , için kıpır kıpır , yüzün gülümsüyor biliyorum. Onlarla vakit geçirme imkanı oluşturabilirsin kendine. Hani düşüp kalkıp birşey olmamış gibi devam ediyorlar ya, sen de ordan geldin ve tekrar aynı enerjiyle dolman mümkün.
13. Hayatın mükemmel olmayabilir. şu an mevcutta bir konu ile zihnin dolu ve sana engel oluyor olabilir. Önemli olan işte burda enerjini dengelemeyi başarabilmek. Herşey mükemmel olsaydı zaten , bu bilgiye  ihtiyacın olmayacaktı. Seninle aynı durumda olan milyonlarca insan var. yalnız değilsin ama ilham kaynağı olabilirsin.İnsanlar feyz almayı sever. Bu süreçteki deneyimlerin onları motive edebilir.
tumblr_nkwnorX9Z01tt9npso1_1280
13. ŞÜKRET. Neler varsa etrafında, ailen , dostların, elinde olanlar, işin, sevgilin, eşin, çocukların nefesin, zihnin, varlığın , hesabındaki veya cüzdanındaki para, yaşadığın yer… Sevdiğin her şey için HER GÜN teker teker şükret. Yeni birşey geldiyse onu da ekle ; muazzam bi farkındalık yaşayacaksın. Yok dediğin şeyler belki de etrafında ve görüş alanından çıktılar , varlardı aslında kimbilir…. 1 ay düzenli yapmaya var mısın?
 Nedenli-sonuçlu , başlangıçlı-bitişli süreci istediğin zaman başlat, öteleme , hemen şimdi başla. Kendini iyi hissedecek başka neler olduğunu sen benden daha iyi bilirsin. Mucize aramıyorsun değil mi? Senin bilmediğin birşeyi sana söylemiyorum, hareket etmen ve motive olman iyi gelecek. 
Hala iyi hissetmezsen kendini , bireysel destek alabilir, profesyonel destek alabileceğin alanları birlikte bulabiliriz.
Sevgiyle, heyecanla ve coşkuyla kalman dileğiyle… 
Eda ÖZGÜLER
Profesyonel Koç