Etiket

bioenerji

Browsing

” Olumsuz izlerimizle ilgili, hafızamızda derin etkiler bırakmak için biraz bile olumsuz olmasının yeterli olacağını söyleyebilirim. Olumlu yaşanmışlıklar durumundaysa maalesef aynısı söz konusu değildir çünkü genetik olarak iyiden ziyade kötü haberlere dikkat etmeye ve bunları uzun süreli hatırlamaya yatkınız. Bunun sebebi hayatta kalmak için yolunda olana değil, tehlikelere dikkat etmenin daha önemli olmasıdır… Beynimiz hatalara ve eksikliklere dikkat etmeye uygun yapıdadır. Özellikle gölge çocuk modunda ( içimizdeki çocuğun , olumsuz dogmalarını ve buna bağlı üzüntü, öfke, korku, çaresizlik duygularını kapsayan tarafı ) bulunduğumuz zamanlarda , hata algımıza tamamen gömülmüş olmamız bunu etkileyebilir. Bu da üzücü olayları mutlu olanlardan neden daha kolay hatırladığımızın sebebidir.
Bu şekilde utanç verici bir durum için yıllar sonra da sanki dün gerçekleşmiş gibi utanabiliriz, oysa güzel bir anıya ait mutluluk nispeten daha çabuk yok olabilir. Bu genlerin çok olumsuz diğer yan etkisi de bir insanla yaşanan bir kötü deneyimin yüz tane olumluyu geçersiz kılabilmesidir.
Yani bir daha ki sefer bir arkadaşına sinirlendiğinde, kendini kızgınlığına daha fazla kaptırmadan bilinçli bir şekilde bu insanla ne kadar çok güzel şey de yaşadığını hatırla.”

Stefanie Stahl – İçindeki çocuk bir yuva bulmalı kitabından bir hatırlatma🍀

Şifalanmayı seçersiniz ve sizinle birlikte birçok kişi bu sürece dahil olur. Yani aslında onlar da seçmiş olabilirler.
Şeklen siz başlatmış gibi görünseniz de:) Anneniz, babanız, çocuğunuz, kardeşleriniz, yakın arkadaşınız veya hiç tanımadıklarınız.

Siz ilişkiyle ilgili şifalanmayı seçersiniz, annenizle babanızın ilişkisinde bazı değişimler olur.
Siz sağlıkla ilgili şifalanmayı seçersiniz, daha siz göremeden etkisini, en yakınınızdakilerden şifalanma haberini alırsınız.
Siz her bir adımınızla, bağlantıda olduğunuz koca bir halkaya dokunmuş olursunuz.
Enerji çalışmalarıyla ilgilenenler ara ara birleşip birliğin şifalanması için enerji çalışmaları yaparlar, dualarda yaptığımız gibi. Oralarda halkanın büyüklüğünü siz düşünün:)
Çalışma sırası ve sonrasında hissedilenler muazzam bir güçtedir, en çok da manevi🙏

Yolunuz bir gün buraya çıkarsa, bu konulara meylederseniz ” sevgilime de seans yapsak ne iyi gelir. Onu nasıl iyileştiririm? Anneme ne yapabilirim kurtarmak istiyorum şu hastalıktan. ” yerinden değil de, şifalanmaya kendi merkezinizden başlamayı seçin olur mu?
Zaten seçen herkes bundan faydalanacaktır.
Öyle kalmayı, öyle olmayı seçenlere de dokunmayın.
Sizin hayırlı dediğiniz , onun hazır olmadığı olabilir.
Herşeyin bir zamanı var.
Şimdilik öyle kalmak istiyor olabilir.
Tercih…

Aslında bunları neden yazdım biliyor musunuz?
Yaptığınızın, seçtiğinizin sizin düşündüğünüzden çok daha geniş bir yere ulaştığını,
Bir bütünün parçası olduğunuz idrakiyle bu yola girdiğinizde ne büyük bir cesaret göstererek başlatan / adım atan olduğunuzu hep hatırlayın ve kendinizi tebrik edin diye,
hayatınızın sorumluluğunu aldığınız, uyanmayı seçtiğiniz,
yol ne gerektiriyorsa hepsine gönüllü olma yürekliliğinizden dolayı tebrik edin diye yazdım.
İyi ki başlatansınız. İyi ki böyle cesursunuz.
İyi ki🙏

Böyle hissetmende yanlış olan bir şey yok.
Normal dedikleri şekilde duygularına izin vermende de yanlış olan birşey yok.
( Eğer birilerinin sınırlarına girmiyor, kendi duygundan onları sorumlu tutmuyor ve davranışların şiddet içermiyorsa)

Ama onlar sana;
” Saçmalama ” derler.
” Abartma istersen ” derler.
” Amma da duygusalsın , amma da ciddiye alıyorsun hayatı, amma da takıntılısın ” derler.
” Bi kendine gel, ne bu böyle dağıldın hemen ” derler.
” Bunda korkacak ne var şimdi? Sakin ol. ” derler.
” Ağlama, ağlanacak ne var bunda, bozma sinirlerimi ” derler.
” Bu kadar sevinecek ne var bunda, altı üstü… ” derler.
” Ne bu böyle görmemiş gibi, biraz ağır ol. ” derler.
Onlar derler.
Diyecek bir şey hep bulurlar.
Sadece konforsuz hissettiğin yerlerde değil, çok mutlu anlarında da yaparlar.
Çünkü hep diyecek bir şeyleri vardır yanlış kılmak için.
Hayatını,deneyimlerini, dirençlerini, zaaflarını, travmalarını, içinde olan biteni bilmeden, öyle, sadece derler. Kalıplara sokmaya çalışırlar, onlar da bir yerde bunu öğrenmişlerdir. Belki kendi yaralarına söylüyorlardır bunları. Tabi bu onların konusu, senin değil. Önemli olan sana söylenenlerin karşısında senin duruşun.

Sonra bir şekilde tanışırsak seninle bunları kendi sözlerinmiş gibi nasıl sahiplendiğini görürüm, kendini yargılarken duyarım seni.
” Abartıyorum değil mi, niye böyleyim? ”
” En sevmediğim yanım fazla hassas olmam. ” derken sen,orda elin ve alemin belki çok yakınlarının sözlerini duymuş olurum. Senin fikrin çıkmaz çoğu zaman. Birileri demiştir, sen öyle sanmışsındır ya da gerçekten öylesindir, ne var bunda?

Bir duyguyu ne dozda yaşadığın sadece seni ilgilendirir. Belki bir kaynağı vardır, belki sen böylesindir, belki burcunun etkisidir, belki o gün öyledir, belki hep böyledir.
Bu her neyse yanlış değil.
Yineliyorum 👉 ( Eğer birilerinin sınırlarına girmiyor, kendi duygundan onları sorumlu tutmuyorsan ve suistimal etmiyorsan )

Rahatsızsan bundan tabi ki üzerine çalış, destek al.
Ama sen memnunsan olan şey tamam.
Orda öyle kalabilir.
Yorduğunu anlarsan değiştirirsin zaten.
Ama bil, bunların hiçbiri kötü değil.

He varsa rahatsız olan, gidebilir.
İlla kalacaksa sınır koyabilirsin, bu ve benzer cümleler devam ederse durdurabilirsin.Etiketlenmeye son verebilirsin ve bu etiketi berbatmış gibi algılamaya.
Hem bu sözlerin kime ne faydası olmuş ki sana olsun?
Durdur.
Şiddeti sustur.
Bunun yapılmasına izin verme.
İzin verme.
Hayır .
Belki sadece tek kelime
Hayır.
Kendine bu zamana kadar neler yapılmasına izin verdin bilmiyorum ama bundan sonra dur diyebilirsin.
Hayır diyebilirsin.
Nasıl iyi geldiğini hissedebilirsin dilerim🙏
Kolaylıkla.
Not: Peki onlar kimler? Hepimiz, bir kaçımız, bazılarımız. Kendimize dönüp bakalım mı bugün? Acaba ben de diyor muyum böyle? Korkularını, kaygılarını, yaşama hallerini eleştiriyor muyum insanların? Anlamaya çalışıyor muyum ya da? … Birbirimize gerçekten daha özenli olmamız için neler mümkün?

Yarışlar, kıyaslamalar, ötekileştirmeler.
” Yemeği kim önce bitirecek bakalım. ”
“Dersini kim önce yaparsa ona ödül var.”
” Aferin benim akıllı oğluma, ablan gibi tembel olma sakın. “
” Bak onların çocukları nereleri kazandı, ne işler yapıyor, sen hala otur böyle bekle.” leri duya duya kendi ritmimizi çok başlarda bıraktık biz. Hatta o nedir, nasıldır bilmedik.
Büyüdükçe yemekten, dersten çok daha öteye gitti hatta.
Bildiğimiz, bilmediğimiz her konuda yarışır bulduk kendimizi.
O yüzden hep odağımız O oldu. O, isim değiştirdi her seferinde, fakat konu değişmedi.
Acaba onun önüne geçebilecek miyim?
Sizce bunun sonu var mı?
Hırsın böyle yanlış tanınmasının altında bazen böyle yaşanmışlıklar olduğunu düşünüyorum.
Ve başarılı- başarısız tanımlarımızın da.

Kendi ritmimizi bulduğumuzda ve onu etiketlemediğimizde yargıyı durdurabiliriz.
Yarışı bitirebiliriz.
Her seferinde O kişilerle yarattığımız savaşı bırakabiliriz ( farketmeden savaş yaratıyorsunuz burda aslında )
İşte o zaman daha dingin, telaşsız bir yerden sorabiliriz kendimize:
” Sahi ben nasıl bir hayat istiyorum, ne istiyorum? “
Yarışı bırakışın ardından gelen bu soruyla daha geniş bir alan açılacak baktığımız yerde.
Kalbimizden seçim başlayacak.
Bedeninizden yansıyan gücü farkedeceksiniz zaten o sırada.
” Sahi sen ne istiyorsun? “
O’na bakınca eksik, O’na bakınca başarısız, O’na bakınca yetersiz olan her yeri bıraksak , O’na bakmayı bıraksak, odağımız sadece kendimizde olsa ve ” biz neyi seçerdik” kısmına giriş yapsak , ritmimizi bulsak ve bu ritimle dans ediyormuşcasına yaşasak sahi hayatımız nasıl olur?

Kendinizi yarışırken, etiketlerken ve her seferinde yanlış ilan etmeye çalışırken , yargıya girmeden önce bi’ durun.
Çok uzun süre bireysel ya da kollektif duyduğumuz tüm bu cümlelerin bizde böyle güçlü etki etmesi normal.
Hissettiğiniz şey normal.
Ve bu hikayenizin dışına çıkabileceğinizi hatırlatın kendinize.
Her tetiklenmenizde, kıyasta, yarışta hissettiğinizde kendinizi, kendinize hatırlatın bunu.
Ve o sesi her duyduğunuzda ( başarısız, yavaş, üşengeç, tembel, kaybettin… ) onun karşısına bir ses geliştirin.
Bir olumlama ya da durdurucu bir kelime.
Bu çok iyi gelecek eminim.
Kolaylıkla.

” Sana hamile olduğumu duyduğumda yanlış bi’ zaman olduğunu düşündüm / anneliğe/ babalığa hazır değildim, o yüzden hiç istemedim / istemedik / aldırmak istedik / elimden gelen herşeyi yaptım yine de dünyaya geldin “

Sizin hikayenizde böyle bir bölüm var mı? Size birebir anlatılan ya da duyduğunuz?

Ebeveynleriniz bir çocuğun varlığına hazır değillerse, onlara göre yanlış zamanda olduysa , bunu dile getirdi ya da hissettiler ya da çeşitli müdahaleler düşündüler ya da yaptılarsa ve siz yine de dünyaya geldiyseniz,
Ve bunları bilerek ilerlediğiniz yolda hatırladığınız yerler için;
🔸Sürekli ebeveynleriniz tarafından kabul görmek için onları memnun etmeye çalışıyorsanız ( çünkü istemediler ve bir şekilde doğdunuz, onları bu karardan pişman etmemek için memnun etmeniz gerekir! )
🔸İlişkilerinizde bir şekilde ve sürekli olarak istenmeyen durumuna düşüyorsanız,
🔸Kabul görmediğinizi düşündüğünüz yerlerden kaçıyor ya da orda kalmak için sürekli kendinizi sevdirmeye çalışıyorsanız,
🔸Kabul gördüğünüz yerlerde de istenmeyen olmak için müthiş bir çaba sarfediyorsanız ( hikayeyi mutlaka aynı hale çevirme çabasıdır bu, alıp kabul edemeyiz bir türlü istenen olduğumuzu )
🔸Sadece ebeveynlerinizi değil herkesi sürekli memnun etme çabası içinde kendinizi buluyorsanız,
🔸Kendiniz olamıyor, içinizden geleni söyleyemiyor, sınırlarınızı koruyamıyorsanız,

o zaman bu ilk dünyaya geliş hikayenizi şifalandırmayı seçmeniz iyi bir yol olabilir.
İlk adım, bu zamana kadar neyi neden yaptığınızı farkında olmak. Bu farkındalık sizi hafifletecek.
Sonrası dönüşüm süreci.

Not:
Yukarıda tüm yazılanlar genelleme ve örneklendirmedir. Sevilme, kabul görme ihtiyaçlarınız , memnun etme çabanız varsa, kaynağında illa ki istenmeyen çocuk olma konusu çıkmayabilir. Bunların hepsi sadece ihtimal.
Gözlemleyin,farkedin ve dönüştürmeyi seçin diye.

Kolaylıkla.

Seçim yapmak nedir’i anlamak, tüm kilitlerin anahtarı bana göre. O yüzden aklıma geldikçe hep yazacağım bu konuyu…

🔶 Diyelim ki, sevgilinizle /eşinizle sorunlarınız var, ayrıldınız ya da devam ediyor. Burda sevgilinizle barışmak istemeniz veya sorun bir anda uçsun gitsin demek seçim değildir. Problemden çıkma isteğidir.
Ve problemi ortadan kaldırma arzusu da anlık işler. Günü, haftayı, ayları kurtarır belki.
Seansa bunun için gelenleri hep uyarırım:)
Uzun vadede ihtiyacınız olan bu konuda seçim yapmaktır.
Bu nasıl olur?
” Ben bu hayatta nasıl bir ilişki içinde varolmak istiyorum, nasıl biriyle birlikte olmak istiyorum? Bu gerçekleşirse ben ne hissedeceğim, kim olacağım?
Burayı bulduktan sonra işte bu kişi olmayı seçin.
” Böyle bir ilişkide olmayı seçiyorum. “
( cümle ne güzel görünüyor değil mi, tabi demek yetmiyor, bunu seçtiğinizde bedeninizdeki gücü, hafifliği hissedeceksiniz, gerçek mi değil mi pratik yaptıkça ayrımını yapabilirsiniz. )

Ve sonra da olanları izleyin, belki bir daha barışmayacaksınız, belki hayatınıza başka biri girecek, belki barışacaksınız ve o kişi o ayrıldığınız kişi olmayacak bambaşka bir kişi formuna evrilmiş olacak , ilişkiniz dönüşecek ve siz inanamayacaksınız:)
🌟 Bu anlattığım yerde problem yok, çözüm yok , sadece büyük bir enerji alanından talebi sunmak ve talebin karşılığında kim olacağınız konusunda netleşmek var farkındasınız değil mi? İsimler yok, ayrılmalar, barışmalar… Hiçbiri yok
🔶 Ya da diyelim ki, maddi sorunlar yaşıyorsunuz, faturalarınızı ödemek bile zorlaştı artık. İster istemez ilk talebiniz ve odağınız geçinmekte olacaktır. Faturalarınızı ödemek, kartlarınızı ödemek sizi rahatlatacak gibi görünse de bu plan ve istek kısa süreli etki edecek. Bir sonraki ay yine aynı kaygı.
Şimdi bu problemin dışına çıkın ve gerçekten nasıl bir hayat yaşamak istediğinize odaklanın. Ne kadar maddi kaynağa açıksınız, nasıl bir finansal realiteniz olsun istiyorsunuz ve bu olunca nasıl hissedeceksiniz, kim olacaksınız? Hayatınız nasıl olacak?
Buna bakın, yazın, hayal edin.
Sonra izleyin. Başka bir kaynak mı ortaya çıkacak, iş mi değiştireceksiniz, paraya bakış açınız mı değişecek? Gözlemleyin.

Bu konuda sonsuz örnek verilebilir.
Peki nasıl yapabilirsiniz ve neler yapabilirsiniz? :
🔸 Kendinize dürüst olun. Gerçekten hazır mısınız değişime?
Bunun için herşeye gönüllü müsünüz?
🔸İnanıyor musunuz o istediğiniz şeyin olacağına? Hakettiğinize ya da ortaya çıkacağına ya da keyifle, kolaylıkla devam edeceğine? İnanmak çok değerli…
🔸Bağımlılığınız var mı o konu ile ilgili? İlla o sevgili olsun, illa o iş olsun, illa şu kadar gelir olsun, illa o ev, o yer. Her şeye gönüllü olmak bunları da içerir.
🔸 Yazmayı seviyorsanız yazarak çalışın. Gerçekten o istediğiniz olursa ne hissedeceksiniz?
🔸Güç duruşu çalışması vermiştim, onu da uygulayabilirsiniz bu konularda.

Ve son olarak seçtiğinizi nasıl anlarsınız kısmı kaldı👉 Eğer seçim yaptıysanız kim olacağınıza, nasıl olacağına dair, 24 saat içinde ya da biraz zaman verelim:) o hafta içerisinde bu konuyla ilgili mutlaka ve mutlaka birşey görür, birşey duyar, bir adım atar ya da birşeyleri bırakırsınız. Mutlaka ve mutlaka işaret gelir.
Eğer gelmezse bilin ki, hala orada seçmediğiniz bir yer, gönüllü olmadığınız bir şeyler var.
Ve bu bir anda zengin olacaksınız, bir anda hayatınızın aşkını bulup evleneceksiniz, hayalinizdeki işi kuracaksınız, yarın dünyayı gezmeye başlayacaksınız demek değil. Öyle de olabilir fakat beklediğiniz işaret küçük bi kıpırdama olsun. Bunu görürseniz artık seçiminizle hizalı gitme vaktidir, enerjinizi isteğinizle uyumlamışsınızdır ve bir tek şey kalır. Zaman vermek🍀 Zamana da gönüllü olmak…
Çiçek ekip hemen çıkmasını beklemediğiniz gibi, ektiğinizden emin olduğunuz gibi sadece onunla yaşayın, bekleyin. O çiçek açacak.
Seçim yapmak zor olduğu kadar kolay da; ama bazen daha zoru onunla hizalı gitmek, onunla birlikte uzun bir yol olsa da yürümek, koşmak, durmak, beklemek, uçmak. Ne gerektiriyorsa, ne geliyorsa hepsi.

Kolaylıkla ve neşeyle olsun🌿

Hayat sabit kalmıyor, değişiyor, dönüşüyor.
Sorular bazen hiç bilmediğimiz yerden geliyor.
Bazen de cevaplar.
Dünün derdi bugünün şükrü oluyor.
Bugün şükür ettiğimiz yarın derdimiz olabiliyor.

Bir şeyler oluyor da,
Olan herşey hayrımıza oluyor.
Bilsek ki böyle?
Olanı olduğu haliyle kabul etsek?
Anladım ki nefste değil sadece mertebe.
Hamdda, şükürde.
Derin bir nefeste.
Her şükürde daha derini keşfetmekte.

Ne çok hatırlatırım seni kendime, canım cümle:
” Senden gelen lütuf da hoş kahır da hoş.”
İdrake geçmemiz, düşüncelerin arasında ağırlaşırken bir anda herhangi bir cümleyle hafifliği hissetmemiz , olana olacağa gönüllü olmamız için neler mümkün?

Bazen olur ya,
İyi hissetmeyebilirsin.
Ya da acı çekiyor olabilirsin.
Saatlerce, günlerce…
Bazen bir şeyle herşeyi yıkabilir,
Bir şeyle herşeyin varmış gibi hissedebilirsin.
Bazen herşey üstüste gelir
Bazen hepsi aynı anda gider gibi olur.
Bazen bunalabilir
Nefes alamadığını hissedebilirsin.
Bazen hiç yataktan çıkmak istemeyebilir
Bazense uyumak istemeyecek kadar enerji dolabilirsin.
Bazen herşeyi bırakıp kaçmak isteyebilir,
Bazen olduğun yere köklenmenin yollarını arayabilirsin.
Bazen de köklenmekten hiç hazetmeyebilirsin:)
Bazen hiçbir yere ait hissetmeyebilir
Ömür boyu yuvayı arayabilirsin.
Bazen kendini dünya kadar bazen de kendini karınca kadar görebilirsin.
Hepsine yerin var.
Hepsine hakkın var.
Hepsine iznin var.
Kaçmaktan, korkmaktan daha hafif ona olana kapıyı açmak, buyur etmek.
Hatta bazen öyle seversin ki gitmesine izin vermek istemezsin. Sevgili gibi olur.
O zaman hatırla.
Bırakmaya da hakkın var.
Bunu tercih edebilirsin
Tutunmayı bırakabilirsin.
Yeni bir şeyi seçebilirsin.
Her gün, her an.
Değiştirebilirsin.
Vazgeçebilir, yenisini yapabilirsin.
Esne.
Koşmaya hakkın olduğu kadar, durmaya da hakkın var.
Esne.
İzin ver.
Herşey hareket halinde.
Hareket etmesine izin ver.
Yaşamanın daha kolay bir yolu var eminim.
Belki yollardan biri budur ne dersin?
Hakkın olduğunu bilmek, esnemek ve izin vermek.
🍀

Her güne bitirirken bağ keserek özgürleşmemizin ardından her yeni günde kendimizi koruma altına alabiliriz.
Dua, imgeleme, enerji beden üzerine yapılacak uygulamalarla bunu sağlayabiliriz.

Güne başlarken şöyle diyebilirsiniz:
” Bugün dışarıdan gelen tüm negatif etkilere kendimi kapatıyorum.
Kendi enerji alanımı korumaya niyet ediyorum. ”

Dilerseniz şöyle yapabilirsiniz ( özellikle evden çıkarken de uygulayın ) :
Göbek deliğinizden başlayarak, çeneniz ( dudak altınızı baz alın ) arasındaki hat üzerinde fermuar çekermiş gibi elinizle 3 kez tarama yaparak yukarıda yazan niyeti tekrarlayabilirsiniz.

Evden çıkarken, bir ortama , toplantıya, görüşmeye girerken de şunu deneyebilirsiniz:
Göbek deliğinizin üzerine elinizi koyun ve yukarıda yazan niyeti tekrarlayın.

Basit ve etkili bu uygulamaları kullanabilirsiniz.

Kolaylıkla.

Gün içinde kaç kez misafir oluyor bu kelime sana ?

Yetersizim.

Ve ne kadar büyüyor içinde ? Onunla birlikte hareket edemeyecek kadar mı? İçinde kaybolup üzerine çöken ağırlığı anlamayacak kadar mı?

Kocaman bir durdurucu kendisi. Ve farket ki bu öyle özel vakitler yaratıp gelmiyor. Şuan instagramda, facebookta, işte herhangi bir yerde takip ettiğin biri, bir arkadaşın , eşin , çocuğun birçok yerden tetikleniyor olabilirsin. Tetiklendiğini farkedebiliyor musun peki ? Sosyal medyada bu kadar vakit geçirirken hissettiğin şey hafiflik mi , ağırlık mı?
Akşam, dönüp güne bir baktığında , odağın eksik, yanlış, yetersiz olmalarında gezmişse daha çok , nerden başlayabilirsin buna bir bak olur mu? O kişiyi takip etmeyebilirsin bir süre ya da daimi. Yakın çevrenle ilişkilerinse konu, kendi sınırlarının üzerine çalışabilirsin. Hani bizim kimseyle işimiz yok ya, hani konu biziz ya, tetikleyicileri durdurmak da, oralarda mevcut olmamak da ( en azından duygunun yüksek volümü azalana kadar ) senin elinde. Yapabilirsin. Kendi kendinin sınırlarını zorlama bence:) ” Olduğum hal iyi, iyiyim , bu hal tamam ” dile yerleşirken hayatta da kendi şiddetine maruz bırakma kendini ❤ Dilerim .

Dünyada tek sen o işi yapacak olsan durum nasıl olurdu? Ya da tek sen çocuk yetiştiriyor olsan ? Yetersiz hissetmem için bir şeyleri / birilerini değerli, kendimi değersiz yapıyorum, bir şeyleri / birilerini büyük, kendimi küçük yapıyorum, bir şeyleri / birilerini doğru, kendimi yanlış yapıyorum. Sanırım böyle. Enazından bende uyandırdığı böyle.

Buralardan bakmak sende ne uyandıracak merak ediyorum.

Kolaylıkla.