Etiket

çocukluk travmaları

Browsing

Yarışlar, kıyaslamalar, ötekileştirmeler.
” Yemeği kim önce bitirecek bakalım. ”
“Dersini kim önce yaparsa ona ödül var.”
” Aferin benim akıllı oğluma, ablan gibi tembel olma sakın. “
” Bak onların çocukları nereleri kazandı, ne işler yapıyor, sen hala otur böyle bekle.” leri duya duya kendi ritmimizi çok başlarda bıraktık biz. Hatta o nedir, nasıldır bilmedik.
Büyüdükçe yemekten, dersten çok daha öteye gitti hatta.
Bildiğimiz, bilmediğimiz her konuda yarışır bulduk kendimizi.
O yüzden hep odağımız O oldu. O, isim değiştirdi her seferinde, fakat konu değişmedi.
Acaba onun önüne geçebilecek miyim?
Sizce bunun sonu var mı?
Hırsın böyle yanlış tanınmasının altında bazen böyle yaşanmışlıklar olduğunu düşünüyorum.
Ve başarılı- başarısız tanımlarımızın da.

Kendi ritmimizi bulduğumuzda ve onu etiketlemediğimizde yargıyı durdurabiliriz.
Yarışı bitirebiliriz.
Her seferinde O kişilerle yarattığımız savaşı bırakabiliriz ( farketmeden savaş yaratıyorsunuz burda aslında )
İşte o zaman daha dingin, telaşsız bir yerden sorabiliriz kendimize:
” Sahi ben nasıl bir hayat istiyorum, ne istiyorum? “
Yarışı bırakışın ardından gelen bu soruyla daha geniş bir alan açılacak baktığımız yerde.
Kalbimizden seçim başlayacak.
Bedeninizden yansıyan gücü farkedeceksiniz zaten o sırada.
” Sahi sen ne istiyorsun? “
O’na bakınca eksik, O’na bakınca başarısız, O’na bakınca yetersiz olan her yeri bıraksak , O’na bakmayı bıraksak, odağımız sadece kendimizde olsa ve ” biz neyi seçerdik” kısmına giriş yapsak , ritmimizi bulsak ve bu ritimle dans ediyormuşcasına yaşasak sahi hayatımız nasıl olur?

Kendinizi yarışırken, etiketlerken ve her seferinde yanlış ilan etmeye çalışırken , yargıya girmeden önce bi’ durun.
Çok uzun süre bireysel ya da kollektif duyduğumuz tüm bu cümlelerin bizde böyle güçlü etki etmesi normal.
Hissettiğiniz şey normal.
Ve bu hikayenizin dışına çıkabileceğinizi hatırlatın kendinize.
Her tetiklenmenizde, kıyasta, yarışta hissettiğinizde kendinizi, kendinize hatırlatın bunu.
Ve o sesi her duyduğunuzda ( başarısız, yavaş, üşengeç, tembel, kaybettin… ) onun karşısına bir ses geliştirin.
Bir olumlama ya da durdurucu bir kelime.
Bu çok iyi gelecek eminim.
Kolaylıkla.

” Sana hamile olduğumu duyduğumda yanlış bi’ zaman olduğunu düşündüm / anneliğe/ babalığa hazır değildim, o yüzden hiç istemedim / istemedik / aldırmak istedik / elimden gelen herşeyi yaptım yine de dünyaya geldin “

Sizin hikayenizde böyle bir bölüm var mı? Size birebir anlatılan ya da duyduğunuz?

Ebeveynleriniz bir çocuğun varlığına hazır değillerse, onlara göre yanlış zamanda olduysa , bunu dile getirdi ya da hissettiler ya da çeşitli müdahaleler düşündüler ya da yaptılarsa ve siz yine de dünyaya geldiyseniz,
Ve bunları bilerek ilerlediğiniz yolda hatırladığınız yerler için;
🔸Sürekli ebeveynleriniz tarafından kabul görmek için onları memnun etmeye çalışıyorsanız ( çünkü istemediler ve bir şekilde doğdunuz, onları bu karardan pişman etmemek için memnun etmeniz gerekir! )
🔸İlişkilerinizde bir şekilde ve sürekli olarak istenmeyen durumuna düşüyorsanız,
🔸Kabul görmediğinizi düşündüğünüz yerlerden kaçıyor ya da orda kalmak için sürekli kendinizi sevdirmeye çalışıyorsanız,
🔸Kabul gördüğünüz yerlerde de istenmeyen olmak için müthiş bir çaba sarfediyorsanız ( hikayeyi mutlaka aynı hale çevirme çabasıdır bu, alıp kabul edemeyiz bir türlü istenen olduğumuzu )
🔸Sadece ebeveynlerinizi değil herkesi sürekli memnun etme çabası içinde kendinizi buluyorsanız,
🔸Kendiniz olamıyor, içinizden geleni söyleyemiyor, sınırlarınızı koruyamıyorsanız,

o zaman bu ilk dünyaya geliş hikayenizi şifalandırmayı seçmeniz iyi bir yol olabilir.
İlk adım, bu zamana kadar neyi neden yaptığınızı farkında olmak. Bu farkındalık sizi hafifletecek.
Sonrası dönüşüm süreci.

Not:
Yukarıda tüm yazılanlar genelleme ve örneklendirmedir. Sevilme, kabul görme ihtiyaçlarınız , memnun etme çabanız varsa, kaynağında illa ki istenmeyen çocuk olma konusu çıkmayabilir. Bunların hepsi sadece ihtimal.
Gözlemleyin,farkedin ve dönüştürmeyi seçin diye.

Kolaylıkla.