Etiket

gülümse

Browsing

” Aptal mıyım ben inanır mıyım bunlara? “
” Kendini çok akıllı sanıyor. “
” Bak yakaladım gördün mü, demiştim sana. “

Ne kadar çok kullanıyorsun bunları? Kaç kez kendini kül yutmazlıkla uğraşırken yakaladın? İnsanların açıklarını yakalayıp akıllılık ispatı için ne kadar çaba sarfediyorsun? 

Kendini doğru , diğerlerini yanlış yapmak için ne çok çaba. Ve peşinden gelen kendini yanlış yapma hali. Bir yerlerde salaklıkla, aptallıkla etiketlendin mi ? Git eskilere. Ya da onun gibi olmamaya çalışırken ( senin küçüklükte etiketlediğin, salak gördüğün kimse ) o olmaktan kaçarken o olduğun ve yine kaçtığın kim?

Sadece farket. Ne kendini , ne onu yargılamaya geçmeden sadece farket. Muazzam varlığını alıp kabul ederken, birşeyi böylesine itmeden… Salak olmanın nesi kötü? Sadece direnci kırmak için bak buna. Salak değilsin, aptal da. Sadece inandın o kadar. Şimdi onu göndermeye gönüllü ol.İşte bu kadaaar:)

Ağzımızdan çıkan hiçbir söz, aklımızdan geçen hiçbir söz boşa değil. Kelimelerle, cümlelerle oynamanın neşesi bendeki de🙏

2021’de kendini olduğu hali ile alıp kabul edebilen insan sayısı artış gösterecek , demedi demeyin:)

2020 yılı bolca öyle ya da böyle kabullenişe başlamış olmalıyız ki , zamanın bir yerinden sonra farklı birşeyler oldu , siz de farkettiniz mi?

Hepimiz biraz daha cesuruz sanki . Biraz daha potansiyelimizi farkeder halde. Bazılarımız o bu şu ne der diye düşünmelerin ötesine geçti. Bazılarımız eski olanı bırakma niyet etti, yıkım gücünü buldu, yeniden yaratım aşamasına geçti.

Sosyal medyadaki paylaşımlarımız da değişti. Eskiden sadece mutlu anları bolca paylaşırken, artık acıdan da sıkça bahseder olduk, o halle de görünür olmayı seçtik. Kırılganlığımızı da yanımıza alarak biraz daha büyüdük sanki, genişledik. 

Tüm bunların başlangıcı tabi ki herkeste farklı olsa da , benim bakış açıma göre kabule geçtik. Şuan kimsek , neysek işte tam burada bu halle barışmaya gönüllü olmakla başladı belki de , Carl Rogers’ın sözünde bahsettiği  gibi . Katlanarak artacağına dair inancım sonsuz. Bu halin çoğumuza iyi geldiği de aşikar.

Ve aslında değişim sadece kendin olmayı alıp kabul ettiğinde değil, tüm olanları olduğu haliyle alıp kabul ettiğinde başlıyor fikrimce.

Yakın zamanda The Key kitabından bir bölüm okuyayım diye elime aldığımda tam da bu konuya değindiği sayfaya denk geldim Joe Vitale ‘ın. Kendi hikayesinin bir yerinde taşınmak ( kaçmak ) için çırpınırken , tam da orayı alıp kabul ettiğinde gelen dönüşümü anlatıyor .  Blöfsüz, beklentisiz, gerçek, içten bir kabulleniş bu. Hepimizin ihtiyaç duyduğu. Ve işte gün be gün ona doğru yürüdüğümüz.

Sizce de büyüyor mu kendi olma cesareti içimizde ? Ne dersiniz?


Aydınlık bir odada siyah bir ışık yandığını hayal etsek?

Sadece ışığın etrafında küçük bir karanlık alanı oluşur ve oda hala aydınlıktır değil mi? .

MUTLU İNSANLAR için durum tam da böyledir işte. Hayatları, bakışları aydınlık olanlar, küçük karartıların düzen gereği olduğunu kabul edenler, her haline şükredecek birçok sebep bulabilenler.

Ya tam tersi olsaydı?

Karanlık bir odada beyaz bir ışığın yandığını hayal etsek?

Odada aydınlık bir alan oluştusanırım. Rahatlıkla hareket edebilirsin artık. Hatta belki de oda tamamen aydınlandı değil mi? Eve geldiğimiz an ışıkları yaktığımızda aydınlanan odalar gibi…MUTSUZ İNSANLAR için de durum bu kadar umut verici işte şükürler olsun…

Tek bir adım ile aydınlanabilir senin de dünyan.

images (2)

 

Peki nedir o adım?

Önemli olan , en önemlisi aydınlık isteyip istemediğin . Ama gerçekten isteyip istemediğin. Mutsuzluktan besleniyorsan eğer, o hamleyi gerçekleştirmek için sağlam bir karar vermen gerekiyor.

 

Gerçekten mutlu olmayı deneyimlemek ister misin?

Mutluluktan beslenmek nasıl olurdu?

Seçimini yaptığın an  kapının eşiğine geleceksin ve bir bakacaksın kalbin sana neyin iyi geleceğini söyleyecek. İşte o senin ışığın olacak, ilk adımın.Düşün ki artık aydınlıktasın. Derince bir nefes al ve kendini tebrik et. Ne güzel bir karar verdin hatta adım attın kendin için. Bundan daha iyisi nasıl olur?

Kendi hayatıma bakınca da aynı süreci görüyorum. Aynı böyle bir sürecin içinden geçerken ben, aydınlığa nasıl ve ne zaman çıktığımı dün gibi hatırlıyorum. Bir seçimle başladı herşey, nasıl olacağına, ne yapacağıma dair en ufak bir fikrim yoktu benim de.Benim ışığım sadece seçimim oldu. Sonra bir baktım ki herşey seçimimle hizalı ilerlemeye başlıyor.

Senin de bu süreci deneyimlemeni gönülden istiyorum. Eşikte durma, karanlıkta da. Gir odadan içeri ve ışığa izin ver yansın. Öyle ya da böyle seçimini yap. Kurban rolünden çık ve gücünü hisset.
maxresdefault

 

Sonra mı?

Artık o odadan çıkabilirsin.

Artık kocaman dünyana dönebilirsin.

Odalar mı?

Bırak onlar artık ihtiyacı olanlar için çalışma alanı olsun:)

SEN ARTIK FARKINDASIN , DÜNYASIN, İSTEDİĞİN DÜNYADASIN VE PARIL PARIL…

Sevgiler,

Eda ÖZGÜLER