Etiket

lifecoach

Browsing

Düşünsene 5 yıl sonrası için tüm bedeninde heyecanını, coşkusunu hissettiğin seçim yapmışsın, hedefler belirlemişsin.

İşte hayatın hazır.

Ve bugün ve bugünden sonra her gün ilmek ilmek örüyorsun orayı.

Her bir detayı ışıl ışıl. Çok güzel görünmüyor mu sence de?
Ve her adımda kendine yaklaşmak.
Yapabilirliğini, cesaretini, azmini , coşkunu görüyorsun.
Meğer coşku gerçekten kendi seçimlerinle oluyormuş.
Birileri dedi diye, birileri istedi diye değil.
Sadece kendin istedin diye.
Oh ya , emek vermek ne de güzelmiş böyle olunca.
Seni destekleyenlerle paylaşmak ne de güzelmiş.
Zamanını kendine kullanmak.
Ara ara durmak, sonra ilmeklere bakmak, bazen yöntem değiştirmek … Ama bilmek. Rotan belli. Sen dışında ne seni oradan vazgeçirebilir ki?

Kendin olmak cesareti ne de güzelmiş, asil, coşkulu, sıradışı.

Şimdi tam ordan , 5 yıl sonradan bugüne bakınca , burdaki seçen kişinin gücünü görmek , ” herşey o gün başlamıştı ” demek. Kendine ve diğerlerine ne müthiş bir ilham kaynağı.

Başlayalım mı o zaman yazmaya.

Kolaylıkla.

” Ben bu konuyu çözdüğümü sanıyordum neden tekrar karşıma çıktı? ” dediğimiz yer var ya… Evet bugün ki konumuz bu olsun.

Bilinçaltı temizlemek, arınmak gibi konularla ilgili kendi düşüncem şudur ki; yaşanan ya da duyularak satın alınan hikayelerin nüksetmesi olabilir, yadırganacak bir durum yoktur. ( Burda görülmesi gereken de görülmemiş olabilir, hani sınav dediğimiz) Bu yüzdendir ki , koçlukta bağımlılık oluşturmayız ve kişi bir daha karşılaşma halinde nasıl başedebileceğini bir süreden sonra artık kendi bilir. Balık vermek değil, balık tutmayı öğretmek gibi.( Öğretmek kelimesi anlaşılsın diye kullanıldı , burdaki durum bizim hatırlatıcı ve kolaylaştırıcı olmamız)

Yani sen bir deneyimin içinden geçtin, bir çalışma yapıldı ve arındın. Bir süre sonra başka biri aynı deneyimden geçerken yanında olma halinde, bir arkadaşına tekrar uzun uzun anlatma haline girdiğinde ego seni yeniden ele geçirebilir ve o olayın ve ona bağlı duygunun içine çekebilir.  Tam da o sırada tetikte olarak eskisinden daha hafif bir şekilde nükseden duygunun içinden çıkabiliriz. Bu böyle olmak zorunda değil ama olursa diye oralarda temkinli olmak iyidir.

Arınma ömürlük, dönüşmek ömürlük. Andan büyük beklentilere girdiğimiz an ,yaşanan şeylere ve egoya büyük güç verip kendi şuanki gücümüzü unutabiliriz. Hep derim ya seçim andadır . Gücü elimize almayı er ya da geç hatırlamamız , en baştaki cümleyi söyleyip kendimizi yargılamaktan daha hafif ve eğlencelidir.

Şifalanma süreci – 2 :

…Biz seanslarda seçtiğiniz konunun kaynağının, hayatınızın neresinde olduğunu bilemeyiz. Ve bazen kaynak atalarınız, bazen anne karnı, bazen bebekliğinize ulaşabilir.
Öğretilerde denilir ki; annenizin size hamileliğinden önceki 9 ay, hamilelik sürecindeki 9 ay ve doğum sonrası 2 yıllık süreç bizim için önemlidir.
Hatırlamadığınız o zamanlardan etkiler varsa hayatınızda, kendi üzerinize çalışmanın veya destek almanın size en anlamlı katkısı şu olabilir: bugüne kadar kendinizi ” neden değiştiremiyorum, neden hep böyle / böyleyim ? ” diye suçladığınız, yargıladığınız konuların bazen sizinle ilgili olmadığını görürsünüz. ( hepsini siz seçtiniz kısmına girmeyeceğim ) Tam da aradığınız hafifliğe ulaşırsınız.
Bu farkındalıkla iki yerden işleyebilirsiniz. Ya o birilerini suçlama alanına girersiniz.
” Bak işte demiştim benimle alakalı değil, ailem şunu yaşamış, düşünmüş, benim günahım ne? Haketmedim bunları. “
Ya da ” Peki o halde bununla ne yapabiliriz? ” diyerek buralarda şifalanma sağlayabilirsiniz.

Hayatınızın hayallerinizden de öte olmasını gerçekten istiyor musunuz?
Bu neyi gerektirecekse yapmaya ve olmaya gönüllü müsünüz?
Buralara dürüstlükle cevap verin.
Çocukluk döneminden yetişkinlik dönemine geçtiyseniz hayatınızın sorumluluğunu almak ve şikayeti bırakıp dönüşüm için birşeyler yapmak kulağa nasıl geliyor?
Tüm suç – suçlu arayışlarını bırakmak.
Bunu bir düşünün.

Kolaylıkla ve neşeyle olsun🙏

Şifalanmayı seçersiniz ve sizinle birlikte birçok kişi bu sürece dahil olur. Yani aslında onlar da seçmiş olabilirler.
Şeklen siz başlatmış gibi görünseniz de:) Anneniz, babanız, çocuğunuz, kardeşleriniz, yakın arkadaşınız veya hiç tanımadıklarınız.

Siz ilişkiyle ilgili şifalanmayı seçersiniz, annenizle babanızın ilişkisinde bazı değişimler olur.
Siz sağlıkla ilgili şifalanmayı seçersiniz, daha siz göremeden etkisini, en yakınınızdakilerden şifalanma haberini alırsınız.
Siz her bir adımınızla, bağlantıda olduğunuz koca bir halkaya dokunmuş olursunuz.
Enerji çalışmalarıyla ilgilenenler ara ara birleşip birliğin şifalanması için enerji çalışmaları yaparlar, dualarda yaptığımız gibi. Oralarda halkanın büyüklüğünü siz düşünün:)
Çalışma sırası ve sonrasında hissedilenler muazzam bir güçtedir, en çok da manevi🙏

Yolunuz bir gün buraya çıkarsa, bu konulara meylederseniz ” sevgilime de seans yapsak ne iyi gelir. Onu nasıl iyileştiririm? Anneme ne yapabilirim kurtarmak istiyorum şu hastalıktan. ” yerinden değil de, şifalanmaya kendi merkezinizden başlamayı seçin olur mu?
Zaten seçen herkes bundan faydalanacaktır.
Öyle kalmayı, öyle olmayı seçenlere de dokunmayın.
Sizin hayırlı dediğiniz , onun hazır olmadığı olabilir.
Herşeyin bir zamanı var.
Şimdilik öyle kalmak istiyor olabilir.
Tercih…

Aslında bunları neden yazdım biliyor musunuz?
Yaptığınızın, seçtiğinizin sizin düşündüğünüzden çok daha geniş bir yere ulaştığını,
Bir bütünün parçası olduğunuz idrakiyle bu yola girdiğinizde ne büyük bir cesaret göstererek başlatan / adım atan olduğunuzu hep hatırlayın ve kendinizi tebrik edin diye,
hayatınızın sorumluluğunu aldığınız, uyanmayı seçtiğiniz,
yol ne gerektiriyorsa hepsine gönüllü olma yürekliliğinizden dolayı tebrik edin diye yazdım.
İyi ki başlatansınız. İyi ki böyle cesursunuz.
İyi ki🙏

Yarışlar, kıyaslamalar, ötekileştirmeler.
” Yemeği kim önce bitirecek bakalım. ”
“Dersini kim önce yaparsa ona ödül var.”
” Aferin benim akıllı oğluma, ablan gibi tembel olma sakın. “
” Bak onların çocukları nereleri kazandı, ne işler yapıyor, sen hala otur böyle bekle.” leri duya duya kendi ritmimizi çok başlarda bıraktık biz. Hatta o nedir, nasıldır bilmedik.
Büyüdükçe yemekten, dersten çok daha öteye gitti hatta.
Bildiğimiz, bilmediğimiz her konuda yarışır bulduk kendimizi.
O yüzden hep odağımız O oldu. O, isim değiştirdi her seferinde, fakat konu değişmedi.
Acaba onun önüne geçebilecek miyim?
Sizce bunun sonu var mı?
Hırsın böyle yanlış tanınmasının altında bazen böyle yaşanmışlıklar olduğunu düşünüyorum.
Ve başarılı- başarısız tanımlarımızın da.

Kendi ritmimizi bulduğumuzda ve onu etiketlemediğimizde yargıyı durdurabiliriz.
Yarışı bitirebiliriz.
Her seferinde O kişilerle yarattığımız savaşı bırakabiliriz ( farketmeden savaş yaratıyorsunuz burda aslında )
İşte o zaman daha dingin, telaşsız bir yerden sorabiliriz kendimize:
” Sahi ben nasıl bir hayat istiyorum, ne istiyorum? “
Yarışı bırakışın ardından gelen bu soruyla daha geniş bir alan açılacak baktığımız yerde.
Kalbimizden seçim başlayacak.
Bedeninizden yansıyan gücü farkedeceksiniz zaten o sırada.
” Sahi sen ne istiyorsun? “
O’na bakınca eksik, O’na bakınca başarısız, O’na bakınca yetersiz olan her yeri bıraksak , O’na bakmayı bıraksak, odağımız sadece kendimizde olsa ve ” biz neyi seçerdik” kısmına giriş yapsak , ritmimizi bulsak ve bu ritimle dans ediyormuşcasına yaşasak sahi hayatımız nasıl olur?

Kendinizi yarışırken, etiketlerken ve her seferinde yanlış ilan etmeye çalışırken , yargıya girmeden önce bi’ durun.
Çok uzun süre bireysel ya da kollektif duyduğumuz tüm bu cümlelerin bizde böyle güçlü etki etmesi normal.
Hissettiğiniz şey normal.
Ve bu hikayenizin dışına çıkabileceğinizi hatırlatın kendinize.
Her tetiklenmenizde, kıyasta, yarışta hissettiğinizde kendinizi, kendinize hatırlatın bunu.
Ve o sesi her duyduğunuzda ( başarısız, yavaş, üşengeç, tembel, kaybettin… ) onun karşısına bir ses geliştirin.
Bir olumlama ya da durdurucu bir kelime.
Bu çok iyi gelecek eminim.
Kolaylıkla.

Hep kaybetme korkusu üzerine konuşurken kazanmaya dair korkularımıza da değinmesem olmazdı:) Adım adım gidelim mi bu konuda ? 

1. Konu her ne olursa olsun ( mutlu olmak, para kazanmak, mucizevi bir ilişki, sonsuz sağlık, huzur , sizin kazanmak dediğiniz neyse o ) kendinize şunu sorun; 

” O istediğim şeyi kazanınca neyi kaybetmekten korkuyorum? “

Burada gelen her cevaba detaylıca bakın. Ailenizi mi, zamanınızı mı, özgürlüğünüzü mü, sağlığınızı mı, huzrunuzu mu ? Neyi ? Burada yazdığınız hikaye ne?

Ya öyle olmayacaksa?
Ya da öyle olmasına da gönüllü olsaydınız?

Buralara da bir bakın ve hikayeleri sonlandırın, değiştirin, dönüştürün, iptal edin ve ( bir kere sadece bir kere yapacaksınız unutmayın ) o en kötü ihtimal hikayenizi okeyleyin.

2. Kazanma korkusuna eşlik edenler şunlar olabilir :
Nazardan korkuyor olabilirsiniz.
Görünür olmaktan korkuyor olabilirsiniz. Saklanmak kolay gelebilir.
Olan şey büyürse kontrol edememekten korkuyor olabilirsiniz.
Bu zamana kadar bildiğiniz tek şey kaybetmek olabilir veya her şeye kayıp diyor olabilirsiniz.
Haketmediğinize inanıyor olabilirsiniz.

3. İçinizden şöyle cümleler geçer mi mesela:
“Benim gibi biri bunu / seni hakedecek n’apmış olabilir? ” ( Kazanmış olmayı öyle hayati yaptığınız yerlerden biri ki, aslında olan bir türlü varlığınızın bunu hakettiğini alıp kabul edememek. )

” Bak gör bu ilişkide kesin biter, kesin bir arıza çıkar.”
” Ben demiştim elimi attığım her iş kurur benim.” 
” Ne zaman yüzüm güldü ki, kaderim bu benim , hep hevesim kursağımda kalır.”

Bu cümlelerle bilindik hikayelere, konfor alanınızda kalmaya devam etmek istiyor olabilir egonuz. Kazanmak, bilinmeyen bir yer onun için ve onu korkutuyor olabilir. 

Sizin zihninizde dolaşan cümle ne? Bu cümleleri söylerken farkedin kendinizi ve o an durun.Elinizdeki tüm işleri bırakın birkaç saniyeliğine.Bu kime ait diye bir bakın önce, bunu en çok kim kullanırdı? Ona iade ettiğinizi söyleyin içinizden ve iptal ediyorum deyin bu cümlenin her seslenişinde.

4. Kendinizi şaşırtmaya hazır olun:) 
Bir kere de farklı olabileceğine, bunu hakettiğinize, sürdürebileceğinize inanın.
Onlar şanslı siz şanssızsınız bakış açısının dışına çıkın.
Değiştirmek isterseniz buna hemen başlayabilirsiniz. Yeter ki isteyin. İspat etmeye çalışmalarınızı ve bundan duyduğunuz gizli hazzı bırakmaya gönüllü olun.

Kolaylıkla

Not: Kazanmak ve kaybetmek bakış açısı. Kazanmak ya da kaybetmek herkese göre değişir. Yarattığımız bir kutupluluk  var ve onun üzerinden anlatmak kolay 🙂 Belki de hiç kaybetmek yoktur ne dersiniz? 

(….. Yazıyı yazarken canım Şebnem Ferah’ın şarkısı geldi aklıma. Sonra bir baktım yazının başlığı olmuş. Daha iyisi olamazdı…)

” Sana hamile olduğumu duyduğumda yanlış bi’ zaman olduğunu düşündüm / anneliğe/ babalığa hazır değildim, o yüzden hiç istemedim / istemedik / aldırmak istedik / elimden gelen herşeyi yaptım yine de dünyaya geldin “

Sizin hikayenizde böyle bir bölüm var mı? Size birebir anlatılan ya da duyduğunuz?

Ebeveynleriniz bir çocuğun varlığına hazır değillerse, onlara göre yanlış zamanda olduysa , bunu dile getirdi ya da hissettiler ya da çeşitli müdahaleler düşündüler ya da yaptılarsa ve siz yine de dünyaya geldiyseniz,
Ve bunları bilerek ilerlediğiniz yolda hatırladığınız yerler için;
🔸Sürekli ebeveynleriniz tarafından kabul görmek için onları memnun etmeye çalışıyorsanız ( çünkü istemediler ve bir şekilde doğdunuz, onları bu karardan pişman etmemek için memnun etmeniz gerekir! )
🔸İlişkilerinizde bir şekilde ve sürekli olarak istenmeyen durumuna düşüyorsanız,
🔸Kabul görmediğinizi düşündüğünüz yerlerden kaçıyor ya da orda kalmak için sürekli kendinizi sevdirmeye çalışıyorsanız,
🔸Kabul gördüğünüz yerlerde de istenmeyen olmak için müthiş bir çaba sarfediyorsanız ( hikayeyi mutlaka aynı hale çevirme çabasıdır bu, alıp kabul edemeyiz bir türlü istenen olduğumuzu )
🔸Sadece ebeveynlerinizi değil herkesi sürekli memnun etme çabası içinde kendinizi buluyorsanız,
🔸Kendiniz olamıyor, içinizden geleni söyleyemiyor, sınırlarınızı koruyamıyorsanız,

o zaman bu ilk dünyaya geliş hikayenizi şifalandırmayı seçmeniz iyi bir yol olabilir.
İlk adım, bu zamana kadar neyi neden yaptığınızı farkında olmak. Bu farkındalık sizi hafifletecek.
Sonrası dönüşüm süreci.

Not:
Yukarıda tüm yazılanlar genelleme ve örneklendirmedir. Sevilme, kabul görme ihtiyaçlarınız , memnun etme çabanız varsa, kaynağında illa ki istenmeyen çocuk olma konusu çıkmayabilir. Bunların hepsi sadece ihtimal.
Gözlemleyin,farkedin ve dönüştürmeyi seçin diye.

Kolaylıkla.

Hayat sabit kalmıyor, değişiyor, dönüşüyor.
Sorular bazen hiç bilmediğimiz yerden geliyor.
Bazen de cevaplar.
Dünün derdi bugünün şükrü oluyor.
Bugün şükür ettiğimiz yarın derdimiz olabiliyor.

Bir şeyler oluyor da,
Olan herşey hayrımıza oluyor.
Bilsek ki böyle?
Olanı olduğu haliyle kabul etsek?
Anladım ki nefste değil sadece mertebe.
Hamdda, şükürde.
Derin bir nefeste.
Her şükürde daha derini keşfetmekte.

Ne çok hatırlatırım seni kendime, canım cümle:
” Senden gelen lütuf da hoş kahır da hoş.”
İdrake geçmemiz, düşüncelerin arasında ağırlaşırken bir anda herhangi bir cümleyle hafifliği hissetmemiz , olana olacağa gönüllü olmamız için neler mümkün?

İsteklerine dair motivasyonunu kaybettiğin her an hatırlat kendine bu yolu neden seçtiğini. Güçlü nedenini hep hatırlat.
Ve sor kendine: ” Eğer gerçekleşirse en iyi ihtimalle hayatım nasıl olur, ben kim olurum? ”
Gözlerini kapatıp hayaline gir, duygusuna.
Kim olurum kısmındaki kendini izle. Nasılsın?
Odaklan buraya.
Her seferinde.
Hiç pes etmeden.
Bak oraya.
Besle.
Sahi nasıl olur?

İsteğine dair kaygılandığın anda ise tek bir soru sor kendine:
” Gerçekleşmezse en kötü ihtimalle ne olur, korkum ne? “
Canlandır bunu.
Gerekirse yaz.
Sesli anlat.
Belki dakikalar yetecek.
Belki bir tam gün geçecek.
Belki bir kaç zaman.
Tam olarak gir o alana.
En kötü ne olur?
” Oh be ” yerine gelene kadar, bağımlılığın yokolduğunu hissedene kadar, isteklerinden ibaret olmadığını algılayana kadar, özgürleşene kadar, yani tüm hayati kılmaları bırakana kadar, bulunduğun yerin içinde birkaç iyi şey bulana kadar, burası da iyi diyene kadar devam et.
✔ Canlandırırken bunu, hafiflik şimdide olmayabilir, yarını, 1 ay sonrasını, 1 yıl sonrasını, 5 yıl sonrasını da hesaba kat.
Bir an / zaman gelecek, hafiflik orda yakalayacak seni.
Orayı bulana kadar en kötü kısmını düşün ve bitir.

✔ En iyi ihtimali istediğin her an, en kötü ihtimali ise sadece bir kez canlandıracaksın unutma.
Çünkü sürekli en kötü ihtimali kabul etmekten bahsedersen kendine ya da diğerlerine egonun oyununa girmiş olursun. İsteğine yolculukta kurban rolüne giriş hali bu, yüzünü sürekli oraya dönmüş bir hal, ” kabus değilse en kötüsü e o zaman o olsun ” gibi bir yerden ego seni şuan bulunduğun yerde tutmak istiyor bilesin.
✔ Ve bu çalışmayı yaparken korkma. Kötüyü çağırmıyorsun:)
Korkunun yüzüne bakıyorsun, onunla tanışıyorsun. Gerçekten o kadar korkunç mu diye tartıyorsun.
Bu kadar.
✔ Biz en iyi ihtimali bazen hiç düşünmediğimiz için,bazen en kötü ihtimali hiç düşünmediğimiz için, bazen en kötü ihtimali hep düşündüğümüz için karışırız.
Bu karışıklıktan çıkabilirsin.
Her isteğin, dileğin için,
İstersen dene.
Sadece dene.
Dilerim sana da hafiflik getirir.
🙏🙏

Tam ezberleri değiştirmek üzereyim,
tam o işte bu sefer yine aynı olmayı bırakıyorum, hikaye evriliyor ” dediğim yerdeyim.
Eşiğe yaklaştım.
Bir de baktım, minik adımlarla gelen korku dağ olmuş.
Değişimin ayak seslerinden çok daha güçlü geliyor.
Çünkü ilk kez kendimi şaşırtacağım,
ilk kez böyle bilinmeyene açacağım kendimi,
ilk kez özgürlüğü ilan edeceğim,
ilk kez suçluluk hissetmeyi kapının ardına koyacağım,
ilk kez varlığımın gücünü anlayacağım.
Ama o da ne!!!
Ayak sesleri daha da yükseliyor korkunun.
Aynı yerde kalmak için bahaneler üretiyor bu sefer:
” Ama şu da var, bu da var.
Bak son dakika n’oldu? “
Ah işte tam da istediğim buydu değil mi?👍
Geldi mi kapıma haklı! gerekçeler?
Oh be.
Korkmama gerek yok artık.
Aynı yerde kalabilirim.
Köprüyü geçmek , ölüm kalımdı çünkü bilinçdışım için.
Ve şimdi varlığımdan çok daha güçlü kıldım onu.
İzin de verdim.
Ve artık güvende…Bildiği yerde…

🍀Onu ikna edebilir miyim buralarda?
Tam değişimin kapısındayken ” hadi bi’ cesaret ” diyebilir miyim kendime?
Şimdi ya da biraz sonra.
Hikayeyi değiştirebilir miyim?
Bunu gerçekten istiyor muyum?
Eskiyi bırakmayı gerçekten istiyor muyum?

Hadi bi’ cesaret.
Olabilirim, yapabilirim.
Olabilirsin, yapabilirsin.

Kolaylıkla🙏