Etiket

huzur

Browsing

Burada daha çok işimiz var…

Görülecek yerler var daha.
Yaşanacak aşklar,
Okunacak kitaplar,
Tanışılacak yeni insanlar var.
Neşeli masalar,
Kurulacak hayaller var.
Ve onları gerçekleşmiş halleri var.
Yazılacak yazılar,
Dinlenecek sesler var. Müzik…
Dokunulacak kalpler,
Uyanmayı bekleyen insanlar.
Sesi olmamızı bekleyen çocuklar.
Dikilecek fidanlar var.
Her türlü emanete iyi bakmayı seçmek var gerçekten…
Yeşile, maviye, canlıya, cansıza.
Aşkla yaşamak var. Hakkını vere vere.

Elinin yetişebildiği kadar, kalbinin verebildiği kadar, ruhunu katabildiğin kadar. Hem kendine hem dünyaya.

Zaman değerli.
Daha çok işimiz var.

Değil mi?

Hep kaybetme korkusu üzerine konuşurken kazanmaya dair korkularımıza da değinmesem olmazdı:) Adım adım gidelim mi bu konuda ? 

1. Konu her ne olursa olsun ( mutlu olmak, para kazanmak, mucizevi bir ilişki, sonsuz sağlık, huzur , sizin kazanmak dediğiniz neyse o ) kendinize şunu sorun; 

” O istediğim şeyi kazanınca neyi kaybetmekten korkuyorum? “

Burada gelen her cevaba detaylıca bakın. Ailenizi mi, zamanınızı mı, özgürlüğünüzü mü, sağlığınızı mı, huzrunuzu mu ? Neyi ? Burada yazdığınız hikaye ne?

Ya öyle olmayacaksa?
Ya da öyle olmasına da gönüllü olsaydınız?

Buralara da bir bakın ve hikayeleri sonlandırın, değiştirin, dönüştürün, iptal edin ve ( bir kere sadece bir kere yapacaksınız unutmayın ) o en kötü ihtimal hikayenizi okeyleyin.

2. Kazanma korkusuna eşlik edenler şunlar olabilir :
Nazardan korkuyor olabilirsiniz.
Görünür olmaktan korkuyor olabilirsiniz. Saklanmak kolay gelebilir.
Olan şey büyürse kontrol edememekten korkuyor olabilirsiniz.
Bu zamana kadar bildiğiniz tek şey kaybetmek olabilir veya her şeye kayıp diyor olabilirsiniz.
Haketmediğinize inanıyor olabilirsiniz.

3. İçinizden şöyle cümleler geçer mi mesela:
“Benim gibi biri bunu / seni hakedecek n’apmış olabilir? ” ( Kazanmış olmayı öyle hayati yaptığınız yerlerden biri ki, aslında olan bir türlü varlığınızın bunu hakettiğini alıp kabul edememek. )

” Bak gör bu ilişkide kesin biter, kesin bir arıza çıkar.”
” Ben demiştim elimi attığım her iş kurur benim.” 
” Ne zaman yüzüm güldü ki, kaderim bu benim , hep hevesim kursağımda kalır.”

Bu cümlelerle bilindik hikayelere, konfor alanınızda kalmaya devam etmek istiyor olabilir egonuz. Kazanmak, bilinmeyen bir yer onun için ve onu korkutuyor olabilir. 

Sizin zihninizde dolaşan cümle ne? Bu cümleleri söylerken farkedin kendinizi ve o an durun.Elinizdeki tüm işleri bırakın birkaç saniyeliğine.Bu kime ait diye bir bakın önce, bunu en çok kim kullanırdı? Ona iade ettiğinizi söyleyin içinizden ve iptal ediyorum deyin bu cümlenin her seslenişinde.

4. Kendinizi şaşırtmaya hazır olun:) 
Bir kere de farklı olabileceğine, bunu hakettiğinize, sürdürebileceğinize inanın.
Onlar şanslı siz şanssızsınız bakış açısının dışına çıkın.
Değiştirmek isterseniz buna hemen başlayabilirsiniz. Yeter ki isteyin. İspat etmeye çalışmalarınızı ve bundan duyduğunuz gizli hazzı bırakmaya gönüllü olun.

Kolaylıkla

Not: Kazanmak ve kaybetmek bakış açısı. Kazanmak ya da kaybetmek herkese göre değişir. Yarattığımız bir kutupluluk  var ve onun üzerinden anlatmak kolay 🙂 Belki de hiç kaybetmek yoktur ne dersiniz? 

(….. Yazıyı yazarken canım Şebnem Ferah’ın şarkısı geldi aklıma. Sonra bir baktım yazının başlığı olmuş. Daha iyisi olamazdı…)

Anlamlı bir hayat yaşamak istiyorsan yaşama gerçekten yüzünü dön, yaşamla barış içinde olmayı seç.
Yaşamın içindeki mucizeyi ancak böyle keşfedebilirsin.
Yaşamın kendisinin mucize olduğunu.
Gerçekten yaşamayı sevebilir misin?
Koca bir hayat akmaya devam ediyor. Sen şu an onun parçasısın. Kendini bıraktığın yıldan ve yerden çıkarıp tam buraya getirebilir misin?
Çocukluğumuzun acılarına dair yazdığım her yazıda hatırlatıyorum kendime, sen de okurken hep hatırla.
Sadece çocukluğunu, travmalarını şifalandırmak için yoksun burda.
Bir oraya git bak, sonra buraya gel, sonra ileriye bakıp hayal kur, sonra tekrar buraya gel.
Bu bir döngü, bu bir denge.
Ben hatırlatıcı ve kolaylaştırıcı olmayı seçtiğim için oralara dair bolca yazıyorum. Ama sen her okuduğunda farkında ol.
Gerçek olan an bu an. Gittiğin yerde kaybolmadan buraya gel.
Geçti.
Güvendesin.
Buradasın.

Seyret.
Dinle.
Dokun.
Bak, gör.
Hisset.
Geçmişe ya da geleceğe gidip de her uzun kalışında sırayla yap bunları olur mu?

Şu ana gelmenin en kolay yolu.

Hee yok, ben orda acıda ya da beklentide kalmayı seviyorum, gerçekliğe gelmeye niyetim yok diyorsan da kalabilirsin orda. Bunda yanlış bir şey yok. Bunu da bile isteye seçtiğini farkında ol yeterli.

Keyif dolu bir hafta olsun dilerim❤

Hayat sabit kalmıyor, değişiyor, dönüşüyor.
Sorular bazen hiç bilmediğimiz yerden geliyor.
Bazen de cevaplar.
Dünün derdi bugünün şükrü oluyor.
Bugün şükür ettiğimiz yarın derdimiz olabiliyor.

Bir şeyler oluyor da,
Olan herşey hayrımıza oluyor.
Bilsek ki böyle?
Olanı olduğu haliyle kabul etsek?
Anladım ki nefste değil sadece mertebe.
Hamdda, şükürde.
Derin bir nefeste.
Her şükürde daha derini keşfetmekte.

Ne çok hatırlatırım seni kendime, canım cümle:
” Senden gelen lütuf da hoş kahır da hoş.”
İdrake geçmemiz, düşüncelerin arasında ağırlaşırken bir anda herhangi bir cümleyle hafifliği hissetmemiz , olana olacağa gönüllü olmamız için neler mümkün?

Bazen olur ya,
İyi hissetmeyebilirsin.
Ya da acı çekiyor olabilirsin.
Saatlerce, günlerce…
Bazen bir şeyle herşeyi yıkabilir,
Bir şeyle herşeyin varmış gibi hissedebilirsin.
Bazen herşey üstüste gelir
Bazen hepsi aynı anda gider gibi olur.
Bazen bunalabilir
Nefes alamadığını hissedebilirsin.
Bazen hiç yataktan çıkmak istemeyebilir
Bazense uyumak istemeyecek kadar enerji dolabilirsin.
Bazen herşeyi bırakıp kaçmak isteyebilir,
Bazen olduğun yere köklenmenin yollarını arayabilirsin.
Bazen de köklenmekten hiç hazetmeyebilirsin:)
Bazen hiçbir yere ait hissetmeyebilir
Ömür boyu yuvayı arayabilirsin.
Bazen kendini dünya kadar bazen de kendini karınca kadar görebilirsin.
Hepsine yerin var.
Hepsine hakkın var.
Hepsine iznin var.
Kaçmaktan, korkmaktan daha hafif ona olana kapıyı açmak, buyur etmek.
Hatta bazen öyle seversin ki gitmesine izin vermek istemezsin. Sevgili gibi olur.
O zaman hatırla.
Bırakmaya da hakkın var.
Bunu tercih edebilirsin
Tutunmayı bırakabilirsin.
Yeni bir şeyi seçebilirsin.
Her gün, her an.
Değiştirebilirsin.
Vazgeçebilir, yenisini yapabilirsin.
Esne.
Koşmaya hakkın olduğu kadar, durmaya da hakkın var.
Esne.
İzin ver.
Herşey hareket halinde.
Hareket etmesine izin ver.
Yaşamanın daha kolay bir yolu var eminim.
Belki yollardan biri budur ne dersin?
Hakkın olduğunu bilmek, esnemek ve izin vermek.
🍀

Tam ezberleri değiştirmek üzereyim,
tam o işte bu sefer yine aynı olmayı bırakıyorum, hikaye evriliyor ” dediğim yerdeyim.
Eşiğe yaklaştım.
Bir de baktım, minik adımlarla gelen korku dağ olmuş.
Değişimin ayak seslerinden çok daha güçlü geliyor.
Çünkü ilk kez kendimi şaşırtacağım,
ilk kez böyle bilinmeyene açacağım kendimi,
ilk kez özgürlüğü ilan edeceğim,
ilk kez suçluluk hissetmeyi kapının ardına koyacağım,
ilk kez varlığımın gücünü anlayacağım.
Ama o da ne!!!
Ayak sesleri daha da yükseliyor korkunun.
Aynı yerde kalmak için bahaneler üretiyor bu sefer:
” Ama şu da var, bu da var.
Bak son dakika n’oldu? “
Ah işte tam da istediğim buydu değil mi?👍
Geldi mi kapıma haklı! gerekçeler?
Oh be.
Korkmama gerek yok artık.
Aynı yerde kalabilirim.
Köprüyü geçmek , ölüm kalımdı çünkü bilinçdışım için.
Ve şimdi varlığımdan çok daha güçlü kıldım onu.
İzin de verdim.
Ve artık güvende…Bildiği yerde…

🍀Onu ikna edebilir miyim buralarda?
Tam değişimin kapısındayken ” hadi bi’ cesaret ” diyebilir miyim kendime?
Şimdi ya da biraz sonra.
Hikayeyi değiştirebilir miyim?
Bunu gerçekten istiyor muyum?
Eskiyi bırakmayı gerçekten istiyor muyum?

Hadi bi’ cesaret.
Olabilirim, yapabilirim.
Olabilirsin, yapabilirsin.

Kolaylıkla🙏

Stres anında, anksiyetede, konsantrasyon eksikliğinde , sakinleşmede , fazla heyecanlandığınız durumlarda etkili bir çalışma ile geldim bu defa. Dönüşümlü nefes çalışması.

Başlangıç için;
✔Çalışma esnasında başınız dönerse çalışmayı bırakıp sonra tekrar deneyebilirsiniz. Kendimizi zorlamıyoruz.
✔Eğer iki burun deliğiniz de tıkalıysa da çalışmayı yapmayın.
✔Eğer tek burun deliğinde tıkanıklık varsa elinizle o burun deliğinin yanından elmacık kemiğe doğru çekerek burnunuzu açabilirsiniz. ✔ Çalışmada nefes alma ve vermeyi 1 nefes olarak sayıp 10 kere tamamlayıp , 2-3 dk dinlenip sonra 10 tekrar daha yapabilirsiniz. Ya da ara vermeden 3 dk veya 5 dk yapmanız yeterlidir.
✔ Günün istediğiniz herhangi bir diliminde uygulayabilirsiniz.
✔ Nefes alma ve vermeleri olabildiğince sakin , yavaş ve derin yapın. Hatta nefes verme sürenizi , alma süresinden daha uzun tutabilirsiniz. Fakat bunu hesaplamaya çalışmayın. Akışta kalın yeter😊 Zamanla oturacaktır. Beden ayarlayacaktır.

Çalışmanın yapılış şekli ise şöyle:
Kendinizi rahat hissedebileceğiniz şekilde oturun. Sağ ve sol burun kanatlarını kapamak için sağ el baş parmak ve yüzün parmağını kullanacağız. ( Görselde olduğu gibi )
Önce sağ elin baş parmağıyla sağ burun deliğini kapatın ve soldan öncelikle nefesinizi boşaltın ve sonra soldan nefes alın. Sonra sol burun deliğinizi sağ elin yüzük parmağıyla kapatın ve aldığınız nefesi sağ taraftan verin. Nefes alma ve vermeleri mümkün olduğu kadar yavaş ve sakin yapın.
Ve şimdi açık olan sağ burundan nefes alın ve soldan verin. Ve sonra verdiğiniz sol burundan nefes alın ve sağdan verin.
Bu şekilde devam edin. Ve çalışmayı her zaman soldan nefesi vererek bitirebilirsiniz.

Kolaylıkla, şifa olsun.

Gaslighting.

Daha önce duydunuz mu bu kelimeyi ?

Hadi gelin biraz hakkında konuşalım, düşünelim . Nerelerde karşılaştık bir bakalım.

Benim kendisiyle tanışıklığım eskiymiş de adını bir eğitimde ve asıl nelere sebep olduğunu araştırınca öğrenmiştim.

Gaslighting, psikolojik manipülasyon türlerinden biri. Adını bir tiyatro oyunundan alıyor. İkili ilişkilerde, karşımızdaki kişinin bilinçli ya da bilinçsiz bizi manipüle etme hallerinden biri.  Hakkında araştırma yaparsanız çok bilgiye rastlayacaksınız, evrelerine , katmanlarına. Çok çeşitli olmakla birlikte , konu aslında tamamiyle gerçeklik ayarlarımızla oynanmasıdır.

Başta söylemek istediğim şey şu ki , eğer bu manipülasyon çeşidine maruz kaldıysanız, ilk başta anlayamayabiliyorsunuz. Bir tuhaflık seziyorsunuz fakat karşınızdaki kişide kişilik bozukluğu olduğunu düşünmek yerine siz kendinizden şüphe etmeye ve bazen de kendinizi suçlamaya başlıyorsunuz. Yani kendinizi yanlış onu doğru kılıyorsunuz. Bazen hissettiğiniz şey sadece şaşkınlık da olabiliyor. Hatta bazen de konular karışıp gaslight uygulayanın kendiniz olduğunu bile düşünüyorsunuz:) Şaka değil, gerçek:)

  • Karşınızdaki kişi ( aile fertleri , arkadaşınız, sevgiliniz, çocuğunuz , patronunuz , iş arkadaşınız, öğretmeniniz …)  sizi rencine edecek, değersizleştirecek tarzda sözler söyler , dalga geçer ve üstüne tüm bunların şaka olduğunu söyler. Ama nasıl şaka:)
  •  Ya da yaptığından veya söylediğinden çok emin olduğunuz şeylerin ardından geçen konuşmalarda sürekli bunları inkar eder, “ben demedim, ben yapmadım” der veya bunları sizin uydurduğunuzu iddia eder ve siz bunlarla ilgili şüpheye düşersiniz. ” Acaba öyle olmadı mı gerçekten, ben mi öyle anladım?”
  • Olanları konuştuğunuz sohbetlerde olayları hep kendi lehine çevirir ve yine inkar eder ” o olay şöyle oldu, çünkü sen şöyle dedin ve ben onu yaptım.” O hiç bir zaman hatalı olamaz , siz mutlaka buna sebep olan birşey demişsinizdir ve O onu yapmıştır. Gerçeklerinizle oynanır. Sizin söylemediğiniz şeyler söylemişsiniz gibi ifade bulur.
  • Araştırınca şu çeşidine de denk geldim ki sanırım bu ileri bir aşama; eşyaların yerlerini değiştirir ve zaman sonra tekrar yerine koyar ve siz yine istediğiniz kadar emin olun  bakıp bakmadığınızdan, şüpheye düşersiniz.

Gaslightingle ilgili özellikle dikkatinizi vermenizi istediğim birkaç nokta var.

1. Bunu 1 kez ya da 100 kez yaşamanız bir şeyi değiştirmez. Olan şey manipüle edilmektir. Fakat zorlayan yeri şu ki; 1 kere de belki sadece şaşkınlık yaşayıp bitecekken, o işyerinde, o okulda, o grupta, o ilişkide kalmaya, o ebeveynle yaşamaya devam ederseniz yavaş yavaş hayatınız, kendinizle ilişkiniz, neşeniz, özgüveniniz yok olmaya başlayabilir, sürekli kendinizi sorgulama halinde olabilirsiniz. ” Ben mi yanlış anladım?” ” Gerçekten onun dediği gibi mi? ” Veya size karşı yaptığı şakalarda hissettiğiniz değersizlik duygusu hayatınıza yayılmaya başlar, yavaş yavaş, siz anlamadan.

2.  Bunu yaşadığınızı anlamama sebeplerinden biri sürekli olarak karşı tarafın iyi niyetli olduğunu düşünmeniz olabilir. Hep hatırlayın ki, gaslightingin niyetle alakası yoktur. O kişi bile bunu yaptığını farkında olmayabilir. ( Farkında olarak yapanlar da var )  Çünkü söylediği, yaptığı şeyler onun da inanmak istediği gerçekliktir.

3. Gaslight uygulayan kişinin de kendine bir gerçeklik yaratma isteğini aklınızda hep tutun. Tek taraflı değil, iki taraflı gerçeklerle oynanır aslında. Onun dediği gibi olduğuna kendisini inandırarak kendisini sürekli doğru yapma , haklı yapma arayışındadır.

4. Yukarıda yazdığım maddeyi baz alarak ( eğer uzun süreli bir ilişkiyse ) onu düzeltmeye / kurtarmaya çalışmayın,  olayların sizin anlattığınız söylediğiniz gibi olduğuna ikna etmeye çalışmayın,bu sadece ve sadece sizi yorar, çünkü öyle emindir ki onun dediği gibi olduğundan, tek konunuz kendinizi burdan çıkarmak olsun. Burda bir seçim sizi bekler.

5. Bazen birilerine anlatmak ve kendinizi sorgulamaktan çıkmak istersiniz ve işte  bazen anlattığınızda çevrenizdekiler maruz kaldığınız şeyi sizden önce farkedebilirler. Onların dediklerini ciddiye alın.

6. Bu duruma maruz kalan kişiler bolca özür diler, kendini hatalı bulur, bazen yalan söylemek zorunda kalır gibi noktaları da var. Bunlar da sizin hayatınızda var mı diye bir bakabilirsiniz.

” Yaşadıklarıma bir son verebilir miyim?”

Eğer okuduklarınızın sizin hayatınızda, sizde bir karşılığı varsa ve ne yapacağınızı bilmiyorsanız lütfen önce profesyonel destek alın. Sonra ihtiyacınız olan yolda karşınıza çıkacaktır.

Hayatınız değerli. Siz değerlisiniz. Bunu hep hatırlayın olur mu?

Kolaylıkla.

 

 

 

 

 

– İnsanlara sürekli tavsiye veriyorum ama onlar da istiyorlar.
– Nasıl istiyorlar ?
– İşte anlatıyorlar sorunlarını.
– Anlatıyorlar da sonunda soruyorlar mı peki senin fikrini ya da yardım istiyorlar mı gerçekten?
– E anlatıyorlar ya, bunun için değil mi? Bence öyle.

Acaba sohbet etmenin başka yolu var mıdır? Biri bir şeyler anlatırken, o sormadan akıl vermeden, tavsiyede bulunmadan , orada kalınabilir mi ? Fikrimizi sormadı ki. Birşey anlattı. Belki sadece anlatmak istedi. Belki siz ona iyi geliyorsunuz. Belki kusacak yer aradı sizi buldu, belki yardım istemeyi bilmiyor. Ne fark eder? Sormadı ki 🙂 Peki benim akıl vermek isteyen yanım hangi ihtiyacını karşılıyor olabilir? Niyetiniz tamamen iyi olabilir, onun üzülmesini istemiyor olabilirsiniz, sonunda karşınızdaki kişi ” Aaa bunu daha önce hiç düşünmemiştim ” de diyebilir , yani iyi gelmiş olabilir. Ya da daha kötü hissetmiş olabilir. Giriş ve sonucundan çok , gelişme kısmına odaklıyım ben bu kısımda. Gerçekten sordu mu?.
.
Peki o zaman nasıl sohbet edeceğiz?
.
.
Deneyelim mi bugün ya da bu hafta boyunca? Biri bana anlatmaya başladığında ben nasıl durabilirim, nasıl yaklaşabilirim? Herkesin oradaki duruşu farklı olabilir, o yüzden kendimiz bulalım mı burayı?

Yardım talep etmek konusunda farklı bakış açılarımız olduğu bir gerçek. Yapamıyoruz, aklımıza gelmiyor. Belki bu sayede , biz de birine bir şey anlatırken yardım istemeyi öğrenebiliriz ne dersiniz?

Zamanında burada her haftaya başlarken haftalık çalışmalar yazardım. Uzun süredir ara vermiştim ama bu hafta böyle bir içimden geldi. Hepimize hediyesi olsun.
Neler olacak merak ediyorum kendimde ve sizde? Ben de hatırlatıyorum kendime çokça ” E Eda sormadı ki 🙂 “
Ve öğrenebiliriz biliyorum🙏 Sadece o anı farkında olun , yavaş yavaş dönüşecek.

Kolaylıkla.

Biraz seçim yapmaktan bahsedeyim istedim. Ve bunun öncesinde ihtiyacımız olan halden. İyilik halinden.

Yaşam enerjisi düşük, mutsuz , keyifsiz kaç kişinin seçim yaptığını ve bunlara ulaştığını gördünüz? Sanırım yoktur varsa da çok az olsa gerek. Bu benim ilginç bakış açım.

İstekleriniz gerçekleşsin istiyorsanız öncelikle frekansınızı yükseltmeye yönelin, daha enerjik uyanmak, gün içinde keyifli olmak ve yatarken de kendini iyi hissetmek. Yaşam enerjisinden ve kendi enerjinizden faydalanın. Bunun nasıl olacağıyla ilgili daha önceki postlarda bolca yazdım. Eğer hiçbiri cezbedici gelmediyse kendi rutininizi oluşturun sabahları ve akşamları en az 1 rutin kurun sizin enerjinizi artıracak.
” Bana ne iyi gelir ? ” Yani diğer isteklerinizden önce enerjinizi yükseltmek isteğiniz canlansın içinizde. İlk adım.

Ben bir şeyin hayatıma dahil olmasını istiyorsam – bu şeyin ne olduğu hiç mühim değil istek istektir – önce iyi ,enerjik, keyifli hissedebileyim ki sonra hayal kurayım, planlar yapayım, harekete geçeyim , dostlarımla ailemle bunları paylaşayım , heyecan duyayım değil mi? Bana böylesi olur geliyor.

Bolca bolca bolca hayatınıza neşeyi davet edin. Bu ” O ” kişi olmanıza izin verecek.
Önce olun ve sonra yapın.
Önce neşeli keyifli biri olmayı seçin ve sonra rutinlerinizle bunu destekleyin. Ol-mak ve yap-mak kısmına sonra uzun uzun değineceğim zaten yeniden.
Kendinizi daha zinde , keyifli, neşeli hissetmeniz için hangi enerji, alan , bilinç ve seçim olabilirsiniz ki hayallerinizden de öte istekleriniz hayatınıza kolaylıkla , neşeyle , ihtişamla aksın ?

Kolaylıkla.