Etiket

teslimiyet

Browsing

Yaklaşık 1 aydır takıntı boyutunda evi toparlama halindeyim. Ama temizleme hali değil bu, sürekli dağınıklığı toparlama hali.
Hele evde bir çocuk varken düşünün halimi:)
Tüm sorumluluklar dışında tüm gücümü buna verdiğimi tahmini 2 hafta önce farkettim. Ama devam ettim. İzin verdim bu toparlama hali birşey yapıyor belli. Temizlik takıntısı, corona, can sıkıntısı olmadığı kesin.
Ve bu ben değilim.
Hiçbir zaman kendimi böyle görmedim.
Burda ne oluyor?
Ev hayattır. Evi topladıkça hayatımı toparlamaya çalışan bir sistem içeride işlemeye başlamış meğerse:)
Hayatımdaki düzeni oluşturmaya ev üzerinden başlamışım. 2 gün önce akşam salonda oyuncaklar darmadağın dururken ” yarın toplarım kalsın ” dediğimde ” ahaa ” anı geldi:)
İçeride taşlar yerine oturuyor demek ki.
Hayatımda bir şeyler dönüşüyor ve istediğim yere doğru yolculuk başladı demek ki.
Bundan daha iyi nasıl olur?
Dün koltukta otururken dağınıklığa bakıp güldüm.
Artık ihtiyaç hissetmiyorum deli gibi herşeyin yerli yerinde durmasına.
Bu öyle güzel ki…
Bu sistem.
Herşey.

Hayatı okumak, bedeni okumak, eylemleri okumak bu dünyada benim için mucizevi.
Hayatın anlamı, keşif, farkında olmak…
Arasındaki bağlantıyı bir kere keşfettiğinizde kapısını açtığınız dünya derin. İnancımı artıran, beni Allaha sonsuz yaklaştıran, hayata yaklaştıran bir yer.

Ne zaman ki siz de bunları farkederseniz durun ve bakın.
Ne var burada?
Mesela yatak odası kendinizle ilişkinizi ve ilişkinizi anlatır.
Mutfak bolluğunuzu, bereketi.
Salon hayatınızın genelini.
Ne vakit sağlıkla ilgili bir dönüşüm içindeyseniz kendinizi suyla fazla haşır neşir bulabilirsiniz ya da sürekli bir dürtü ” buzdolabını mı temizlesem? ” 🙂
Ne vakit fazla eşyaları, giysileri çıkarmaya başlamak geçer içinizden, hayatınızda göndermek istediğiniz başka şeyler de vardır eşyalar dışında.
Bunu okumak hoşunuza giderse, farkında olduğunuz her an izin verin.
Onarım, arınma illa konunun kendi üzerinden olmaz. Genelde kendi üzerinden olmaz:)
Akış ve akışa izin vermek.
Nereden gelirse oradan.
Sonrası hafiflik.
Gelsin hayat bildiği gibi:)

Nefes alış verişlerimiz bize neler anlatabilirler acaba?
Sesli sesli nefes alıp veriyorsam mesela, hayatımda sakinliğe yer açmıyor olabilirim. Telaşım, yorgunluğum buna sebep oluyor olabilir.
Ya da sadece sesli ve hızlı bir şekilde nefes veriyorsam, acilen hayatımdan çıkarmak istediğime bakabilirim ya da stresime ya da öfkeme bakabilirim.

Nefes alış ve verişlerimin süresi kısaysa, dünyamdaki alma ve verme enerjisine bakabilirim.
Belki de herşeyi hızla alıyor / almak istiyor ve hızla tüketiyor / tüketmek istiyor olabilirim.
Belki de sakinlikle sindire sindire olanın tadına varmak, olanı beslemek nedir bilmiyor olabilirim.
Sadece hayatta kalmaya çalışıyor olabilirim.

Aldığım nefes, sadece omuzlarıma kadar iniyorsa, bedenimde sürekli hastalıklar ortaya çıkıyor olabilir. Oksijenin olmadığı bedenimde yaşam da keyif vermiyor olabilir.
Veya sadece göğsüme kadar iniyorsa nefes, sürekli tedirgin, stresli, gergin ve panik halinde olabilirim.
Zamanı gelmeden harekete geçebilir, sürekli sürekli hareket etme ihtiyacı hissedebilirim.

Nefesin aşağılara karnıma kasıklarıma inmesine izin verdikçe hayatım da nefes alabilir.
Tüm organlarım nefesimden beslenebilir ve sağlıklı kalabilirim.
Nefesle çakralarım dengelenebilir ve böylece enerjim, bedenim hayatta kalma modundan çıkıp keyfe, neşeye, tat almaya dönebilir.

Ya da sadece karnıma nefesi dolduruyorsam ve göğüs bölgemde gezmesine izin vermiyorsam, hayatımda coşkuyu , heyecanı yitirmiş olabilirim.
Hayattayım, varım demem için, canlılık için göğüs nefesine de ihtiyacım olduğunu farkedebilirim.
Belki de sürekli nefesimi durduruyorumdur, hayatı an an durdurmak isteğimle.

Nefes bir bütün, hayat gibi.
Eğer onunla tüm bedenimi beslersem hayatım da adım adım dönüşebilir.
Nefes hayattır dediğimiz yere bir de burdan bakalım istedim.
Farkında olun.
Nefesinizin her bir anı size birşeyler hatırlatır.
İyi ki hatırlatır.
Değerini bilelim dilerim🙏🙏

İçimizdeki çocuğu iyileştirmek bizim sorumluluğumuzda.
Doğumumuzdan önce başlayan süreçten bugüne kadar olanlar gibi. Bizim hayatımıza dair herşey gibi.
Eğer yaralıysa ,üzgün, kırgın, mutsuz, utanç içinde veya suçluluk içindeyse ve artık yetişkinsek , ona bakmak ve şifalandırmak olanları, bizim sorumluluğumuzda. Ta ki o hayat dolu enerjisine , neşesine dönene, sevildiğine, görüldüğüne , duyulduğuna, kabul gördüğüne inanana kadar.

Desek ki ” annem babam bana bunu yaptı, onlar yüzünden böyle.” Bugünümüzde hiçbirşey değişmiyor değil mi? Yapılanları söylemek değil de konu, söylenmek aslında. Olanı bil ki dönüştür, kabul et ki geçip gidesin içinden. Bunu mağdurluktan değil gözlemden söyleyince yani.
Onlar da kendi ebeveynlerinden öyle öğrendi basamaklarıyla atalara varan bi aktarım bu çünkü.
Tüm bu hikayelere ” Dur ” demek için neye ihtiyacın var? Ne bekliyorsun?
Tüm gün eteklerinden çekiştiren bir çocuk var sende, ” yüzüme bak, gör, duy, al ve kabul et ” diyen.
Bakmaya hazır mısın?
Düşüncelerini düşünmekle geçen vakti, içinde seni reddeden, değiştirmeye çalışan, bu halinle olmuyor diyen , öfkelenen, sinirlenen, kızan , döven ebeveyn sesine verdiğin vakti, o senin temasını bekleyen çocuğa vermeye hazır mısın?
” Tatlım, yanındayım, güvendesin ” diyene kadar sen ve o tam anlamıyla bunu hissedene kadar ve bu tüm ömür sürebilir , ( çünkü ölene kadar seninle yaşayacak ) ona bakmaya hazır mısın?

Geçmişi affet demiyorum, üstünü kapa demiyorum. Canın yandı biliyorum. Üzdüklerini de, güvende hissedemediğini de görüyorum.
Eksik, yarım hissettiğini, yanlışmışsın gibi hissettiğini de duyuyorum.
Bazen yükmüşsün gibi de hissettiğini.
Hislerimizden de biz sorumluyuz.
Ben sana başka yerlere gel diyorum. Başka bir bilince, enerjiye. Ancak burdan dönüşüm gelir.
Hem o hep aklımıza gelen anıların dönüşüm meditasyonu, hem içimdeki çocuk meditasyonunda amacımız sadece bu.
Sensin.
Kendini hatırlamaya ihtiyacın var.
Kendini sarmaya.
Kendin olmaya.
Ve tabi bu cesarete.
Sen bunları okurken , o çocuk dinliyor eminim. ” aa sanki bana yaklaşmaya meyilli biri var ” diyor.
O sensin.
Gerçekten bunu seçer misin?

“Bazen onun çocuk olduğunu unutuyorum, bir yetişkin gibi anlayışlı olmasını , yetişkin gibi davranmasını bekliyorum,hemen anlasın istiyorum ya da. “
Ebeveynlerden kulağıma değen cümlelerden biri bu.
Bu sabah düşündüm de…
Çocuklarımıza dair fazla beklentilerimizi farkedebiliyoruz bir an öncesine bakıpta, peki ya kendimize?
Kendimden beklentilerim ne durumda?
Bazen abartıyor olabilir miyim?
İnsan olduğumu unutuyor,
Mükemmel olmak için çırpınıyor,
Hata payı tanımıyor,
Dinlenmeye izin vermiyor,
Bazen durmaya,
Koşmak , yetişmek için çırpınıyor,
Hep sakin, uyumlu, anlayışlı olmamı bekliyor olabilir miyim?
Sürekli mutlu , coşkulu olma isteğimi de abartıyor olabilir miyim?
Bazen konforsuz hissettiren duyguda da kalabilir miyim?
Öfkelenebilirim, üzülebilirim, canım yanabilir, negatif düşüncelere fazla kayabilirim. Buna da iznim var mı?
Hatta bu da normal olan değil midir?
Tüm duygular hakkım değil mi?
Bazen pırıl pırıl yapraklarımı dökebilirim.
Bazen pırıl pırıl açabilirim.
Hemen anlamayabilirim, unutabilirim, işime gelmeyebilir, zaman gerekebilir.
Hepsi bana dair, insana dair, sisteme dair.
Hayat bu.
Geçiyor.
Dünya hareket halinde, ben de.
Değişiyorum, dönüşüyorum, öğreniyorum, unutuyorum.
Geçen sene bu zaman dert dediğim şey, şuanda hayatımda olmayabilir, şuan başka bir konuyla meşgulüm büyük ihtimalle.
Dünya hareket halinde , ben de, duygularım da, düşüncelerim de.
Hepsi insana dair, yaradılışa.
Yeter ki harekete izin verebileyim, hakkıö olduğunu hatırlayabileyim, hatırlatanlara da şükredebileyim.

Yeter ki yaşamın içinde mevcut olmaya gönlümüz olsun. Yaratılmış olmayı sevelim. Her halimizle, her daim barış içinde. Tadını çıkarmaya gönlümüz olsun yaşamın.
Hayat bu.
Geçiyor.
Her haliyle .

Zorlanıyorum.
Bunu söylemek bir ferahlık veriyor ilk başta.
Ve sonra herkesin zorlandığını hatırlatıyorum kendime.
Ama bu yetmiyor.
” Peki ya bilgiyle ne yapacağım? “
Sadece ” zorlanıyorum ” demek, günümü değiştirmiyor, anımı neşelendirmiyor, kızımla alanım kalmıyor.
Daha da zorlanıyorum.
Hep bu soruya geliyorum:
“Şu an neye ihtiyacım var? “
Bakıyorum, dinliyorum. Gelirse cevap ve o an yapılabilirsem ne ala.
Ama bazen olmuyor.
Çünkü annelik aktif devam ediyor, biri gözlerinin içine bakıyor, buraya gel diyor, ana çağırıyor. Ama ana gelecek halim yok.
Tamamlanmayı bekleyen bir ihtiyacım var.
” Tamam ” diyorum ihtiyaca “sen akşamı bekle. Sana bakacağım. “

Eğer sormazsam kendime gün içinde , birikiyor, birikiyor, birikiyor.
Sonra an geliyor, Masal 3 çeşit yemek içinden sevdiği birşey bulamıyor !!!! ( halbuki sevdiklerini yapmıştım, canı istemedi demek ki —-diyemiyorum ) ( yazıyı yazmadan hemen önce farkedilen 2 azı diş gelişi :)) içimdeki tetiklenmeyi farkediyorum, ” bir ritm tutturmuştum, iyiydi, bu nereden çıktı şimdi, kim bi’ daha yemek çeşidi düşünecek, evde en zorlandığım konu zaten bu :):):) ( yazarken komik, yaşarken ağır 🙂 Konu yemek değil biliyorum. Konu başka.
Bugün böyle.
Yanından uzaklaşıyorum kısa bi’ süre. Yanında olmak zorundaysam bir süre sessizlik, çok kısa bir süre sessizlik ( yoksa endişeyi görüyorum gözlerinde ve bir derin nefes.
Bu yaşadığım, kızımın sorumluluğunda değil çünkü. Bu benim konum. Onunla alakalı değil.
Yetiyor mu, bazen yetmiyor nefes.
İdare ediyoruz öyle böyle.
Akşam mutlaka bakmam gerek.

Bakınca farkediyorum, arkadaşlarımı görmeye ihtiyacım var, ailemi. Dokunmaya, aynı masada oturmaya, sokakların kokusuna, kalabalıklara özlem duyuyorum. Canlılık ve hareketlilik. 2 kelime dönüp duruyor zihnimde. Gün geçtikçe artan özlemim bu… Özlemi onaramıyorum…

Onaramıyorum da ;
Gecenin bir yarısı duyulan yağmur sesi,
sabah çocuk neşesi,
kahvaltı hazırlarken bir müzik,
gün içinde kızımla bir dans partisi iyi geliyor.
İyi, çok iyi.
Yoksa başedilir gibi değil.
Gerçekten değil.
Şu sıralar.
Belki de uzun süredir…
Dilerim bitsin.
Dilerim sağlıkla bitsin.
Dilerim kavuşalım birbirimize, özlediklerimize.
Dilerim🙏

” Ben bu konuyu çözdüğümü sanıyordum neden tekrar karşıma çıktı? ” dediğimiz yer var ya… Evet bugün ki konumuz bu olsun.

Bilinçaltı temizlemek, arınmak gibi konularla ilgili kendi düşüncem şudur ki; yaşanan ya da duyularak satın alınan hikayelerin nüksetmesi olabilir, yadırganacak bir durum yoktur. ( Burda görülmesi gereken de görülmemiş olabilir, hani sınav dediğimiz) Bu yüzdendir ki , koçlukta bağımlılık oluşturmayız ve kişi bir daha karşılaşma halinde nasıl başedebileceğini bir süreden sonra artık kendi bilir. Balık vermek değil, balık tutmayı öğretmek gibi.( Öğretmek kelimesi anlaşılsın diye kullanıldı , burdaki durum bizim hatırlatıcı ve kolaylaştırıcı olmamız)

Yani sen bir deneyimin içinden geçtin, bir çalışma yapıldı ve arındın. Bir süre sonra başka biri aynı deneyimden geçerken yanında olma halinde, bir arkadaşına tekrar uzun uzun anlatma haline girdiğinde ego seni yeniden ele geçirebilir ve o olayın ve ona bağlı duygunun içine çekebilir.  Tam da o sırada tetikte olarak eskisinden daha hafif bir şekilde nükseden duygunun içinden çıkabiliriz. Bu böyle olmak zorunda değil ama olursa diye oralarda temkinli olmak iyidir.

Arınma ömürlük, dönüşmek ömürlük. Andan büyük beklentilere girdiğimiz an ,yaşanan şeylere ve egoya büyük güç verip kendi şuanki gücümüzü unutabiliriz. Hep derim ya seçim andadır . Gücü elimize almayı er ya da geç hatırlamamız , en baştaki cümleyi söyleyip kendimizi yargılamaktan daha hafif ve eğlencelidir.

Anlamlı bir hayat yaşamak istiyorsan yaşama gerçekten yüzünü dön, yaşamla barış içinde olmayı seç.
Yaşamın içindeki mucizeyi ancak böyle keşfedebilirsin.
Yaşamın kendisinin mucize olduğunu.
Gerçekten yaşamayı sevebilir misin?
Koca bir hayat akmaya devam ediyor. Sen şu an onun parçasısın. Kendini bıraktığın yıldan ve yerden çıkarıp tam buraya getirebilir misin?
Çocukluğumuzun acılarına dair yazdığım her yazıda hatırlatıyorum kendime, sen de okurken hep hatırla.
Sadece çocukluğunu, travmalarını şifalandırmak için yoksun burda.
Bir oraya git bak, sonra buraya gel, sonra ileriye bakıp hayal kur, sonra tekrar buraya gel.
Bu bir döngü, bu bir denge.
Ben hatırlatıcı ve kolaylaştırıcı olmayı seçtiğim için oralara dair bolca yazıyorum. Ama sen her okuduğunda farkında ol.
Gerçek olan an bu an. Gittiğin yerde kaybolmadan buraya gel.
Geçti.
Güvendesin.
Buradasın.

Seyret.
Dinle.
Dokun.
Bak, gör.
Hisset.
Geçmişe ya da geleceğe gidip de her uzun kalışında sırayla yap bunları olur mu?

Şu ana gelmenin en kolay yolu.

Hee yok, ben orda acıda ya da beklentide kalmayı seviyorum, gerçekliğe gelmeye niyetim yok diyorsan da kalabilirsin orda. Bunda yanlış bir şey yok. Bunu da bile isteye seçtiğini farkında ol yeterli.

Keyif dolu bir hafta olsun dilerim❤

Hayat sabit kalmıyor, değişiyor, dönüşüyor.
Sorular bazen hiç bilmediğimiz yerden geliyor.
Bazen de cevaplar.
Dünün derdi bugünün şükrü oluyor.
Bugün şükür ettiğimiz yarın derdimiz olabiliyor.

Bir şeyler oluyor da,
Olan herşey hayrımıza oluyor.
Bilsek ki böyle?
Olanı olduğu haliyle kabul etsek?
Anladım ki nefste değil sadece mertebe.
Hamdda, şükürde.
Derin bir nefeste.
Her şükürde daha derini keşfetmekte.

Ne çok hatırlatırım seni kendime, canım cümle:
” Senden gelen lütuf da hoş kahır da hoş.”
İdrake geçmemiz, düşüncelerin arasında ağırlaşırken bir anda herhangi bir cümleyle hafifliği hissetmemiz , olana olacağa gönüllü olmamız için neler mümkün?

Tam ezberleri değiştirmek üzereyim,
tam o işte bu sefer yine aynı olmayı bırakıyorum, hikaye evriliyor ” dediğim yerdeyim.
Eşiğe yaklaştım.
Bir de baktım, minik adımlarla gelen korku dağ olmuş.
Değişimin ayak seslerinden çok daha güçlü geliyor.
Çünkü ilk kez kendimi şaşırtacağım,
ilk kez böyle bilinmeyene açacağım kendimi,
ilk kez özgürlüğü ilan edeceğim,
ilk kez suçluluk hissetmeyi kapının ardına koyacağım,
ilk kez varlığımın gücünü anlayacağım.
Ama o da ne!!!
Ayak sesleri daha da yükseliyor korkunun.
Aynı yerde kalmak için bahaneler üretiyor bu sefer:
” Ama şu da var, bu da var.
Bak son dakika n’oldu? “
Ah işte tam da istediğim buydu değil mi?👍
Geldi mi kapıma haklı! gerekçeler?
Oh be.
Korkmama gerek yok artık.
Aynı yerde kalabilirim.
Köprüyü geçmek , ölüm kalımdı çünkü bilinçdışım için.
Ve şimdi varlığımdan çok daha güçlü kıldım onu.
İzin de verdim.
Ve artık güvende…Bildiği yerde…

🍀Onu ikna edebilir miyim buralarda?
Tam değişimin kapısındayken ” hadi bi’ cesaret ” diyebilir miyim kendime?
Şimdi ya da biraz sonra.
Hikayeyi değiştirebilir miyim?
Bunu gerçekten istiyor muyum?
Eskiyi bırakmayı gerçekten istiyor muyum?

Hadi bi’ cesaret.
Olabilirim, yapabilirim.
Olabilirsin, yapabilirsin.

Kolaylıkla🙏

Bugünlerce bolca access bars seansı yapıyorum.
Ve her bir seans bizi ortak yerlere getiriyor.
Değerimizi her bir an kabul ediyor olsaydık gerçek, hayatımız neye benzerdi?
Ne olduğunun önemi yok. Birşeyleri hep ama hep kendimizden daha büyük yapıyoruz sanırım. Ve peşinden korku geliyor.
Neyi kendimizden daha güçlü yaptık, daha değerli kıldık ( Değerli, geçerli, doğru , güçlü, haklı… )
Ailemizi mi?
Çevremizi mi?
Patronumuzu mu?
Yakın arkadaşımızı mı?
Eşimizi mi?
Yoksa nazarı mı? ( Nazar değecek korkusuyla , nazarı çok güçlü kılarak ” anlatmamam lazım ya da daha fazlasına sahip olmamam lazım yoksa başıma bir şey gelir diyen ve bu ağırlığı yaratanlar el kaldırsın:) )

Her bir prosesle buralarda dönüşüm sağlamak muazzam . Katman katman, bir anda en derinler. Halı altında olan her şey…

Dün gece şuraya ulaştık.
Hepimizde yeni bir yer açsın diye hemen yazayım dedim.
” Her bir zerremin, her bir saniyemin değerini bilseydim gerçekten hayatım neye benzerdi? Neler olurdu?
Her bir vaktin bana özel hediye olduğunu bilseydim bu ne yaratırdı? “
Ve sonra;
” Sadece ve sadece varlığımla neredeysem orayı onurlandırdığımı bilseydim, olsaydım , alıp kabul etseydim hayatım neye benzerdi? Yap-ma gerekliliğini ortadan kaldırsaydım , öylece orda olmamın hediye olduğunu ben bilseydim hayatım nasıl olurdu, ben kim olurdum? “

Bir söz söylemek, yardım etmek, bildiğini göstermek, mutlaka çaba sarfetmek ,ortaya koyacak mutlaka birşeylerinin olması gerektiğine inanmak , varlığına eklemek zorunda olduğuna inanmak… Bunlar sadece sende yok, sadece bende yok, çoğumuzda az çok hepsinden var. Bunu yanımızda götürmek bir seçim ve tam şuan başka birşeyi seçebiliriz.
Zorundalıktan değil, iyi hafif eğlenceli geldiğinden yana seçimimizi kullanabiliriz.
Kendimiz olmaktan yana seçimimizi kullanabiliriz.
Gücümüzü hatırlamayı her gün seçebiliriz ve alıp kabul etmeyi 🙏🙏

Kolaylıkla.