Etiket

koçluk

Browsing

Aşk büyüten, besleyen bir enerji. Eğer küçültüp daraltıyorsa sizi ve hayatınızı ve ilişkinizi oradaki aşk mı bir bakın lütfen.
Birliktelik için bazılarımızın bakış açısına göre aşk gerekli olmayabilir. O zaman ilişkiniz için aynısını düşünün. Besliyor mu, büyütüyor mu? İyi hissettiriyor mu?

Müsait bir zamanınızda mümkünse şimdi birkaç saniyeliğine gözlerinizi kapatın. Bir yerde sizin , sevgilinizin-eşinizin ve ilişkinizin varlığını görün. Bir yerde karşılaşmış olun onlarla ve uzaktan izleyin. Kişiler nasıl ? Seviyorlar mı birbirlerini ? Tatminler mi bu ilişkide ? Mutlu görünüyorlar mı ordan bakınca? Birlikte olmaktan memnunlar mı? İlişkileri nasıl peki? Onlar iyi olabilirler de ilişkileri de iyi mi? Sadece gözlemleyin, çoğu cevap burda önünüze düşecek zaten🌹
.
Sık sık şikayet ettiğiniz bir ilişkiniz varsa ve bitmiyorsa ” ama seviyorum ” yerinin biraz dışından bakın. Belki beslendiğiniz yerler vardır. Belki çocukluğunuzda öğrendiğiniz ilişki modellerinin biri ya da birkaçının tekrarı, güvenli alanınız, bildiğiniz yer, belki dönüşmeniz için bir araç, belki bazılarınızın bakış açısıyla bitmek bilmeyen sınavınız, belki büyüme alanınız. İşte buralarda soru sorun: ” Gerçek, bu ilişkideki gerçek ne ?
Görmem gereken şey ne?
Şuan farkında olmadığım neyi farkında olabilirim ilişkimle ilgili ?
Neye ihtiyacım var?
Bu ilişkide neyi seviyorum? ( Kaçmak istediğiniz bir ilişkiyse de sorun , hatta özellikle sorun bu soruyu 🙂 )
.
.
İlişki üzerine çalıştığımızda bazı sorulardan sonra , ” ee şimdi napayım? ” sorusu üzerine söylerim bunu: ” Şimdi izleyin.” Çözmek dediğiniz şeyin ötesine geçin. Önce görün , bakın, tadın, görünenin ötesinde blokajlarınıza dokunun, temas edin, onlardan arının. O illa hareket istediğiniz yere gelmeden önce farkındalık kısmında bir süre kalın. Telaşsız.
Sonra seçim yapmak gelecek .  O da başka bir yazının konusu. İlk adım farkettiklerinizi alıp kabul etmek. 

Kolaylık olsun…

 

 

2021’de kendini olduğu hali ile alıp kabul edebilen insan sayısı artış gösterecek , demedi demeyin:)

2020 yılı bolca öyle ya da böyle kabullenişe başlamış olmalıyız ki , zamanın bir yerinden sonra farklı birşeyler oldu , siz de farkettiniz mi?

Hepimiz biraz daha cesuruz sanki . Biraz daha potansiyelimizi farkeder halde. Bazılarımız o bu şu ne der diye düşünmelerin ötesine geçti. Bazılarımız eski olanı bırakma niyet etti, yıkım gücünü buldu, yeniden yaratım aşamasına geçti.

Sosyal medyadaki paylaşımlarımız da değişti. Eskiden sadece mutlu anları bolca paylaşırken, artık acıdan da sıkça bahseder olduk, o halle de görünür olmayı seçtik. Kırılganlığımızı da yanımıza alarak biraz daha büyüdük sanki, genişledik. 

Tüm bunların başlangıcı tabi ki herkeste farklı olsa da , benim bakış açıma göre kabule geçtik. Şuan kimsek , neysek işte tam burada bu halle barışmaya gönüllü olmakla başladı belki de , Carl Rogers’ın sözünde bahsettiği  gibi . Katlanarak artacağına dair inancım sonsuz. Bu halin çoğumuza iyi geldiği de aşikar.

Ve aslında değişim sadece kendin olmayı alıp kabul ettiğinde değil, tüm olanları olduğu haliyle alıp kabul ettiğinde başlıyor fikrimce.

Yakın zamanda The Key kitabından bir bölüm okuyayım diye elime aldığımda tam da bu konuya değindiği sayfaya denk geldim Joe Vitale ‘ın. Kendi hikayesinin bir yerinde taşınmak ( kaçmak ) için çırpınırken , tam da orayı alıp kabul ettiğinde gelen dönüşümü anlatıyor .  Blöfsüz, beklentisiz, gerçek, içten bir kabulleniş bu. Hepimizin ihtiyaç duyduğu. Ve işte gün be gün ona doğru yürüdüğümüz.

Sizce de büyüyor mu kendi olma cesareti içimizde ? Ne dersiniz?

 

940292

Yaşam koçluğu nedir? Kimler koçluk desteği alabilir ? Bunun için bazı şartlar gerekir mi? Seanslar  nasıl gerçekleşir ? Hangi konularda faydalanırım ? Gerçekten bana yardımcı olacak alan bu mu ? İlla bir tümseğimin mi olması gerek, sadece merak ettiğimden seans alabilir miyim ? gibi sorulara ne zamandır cevap yazmak istiyordum sitede , günü bugünmüş . Bununla ilgili çok soru alıyorum  gerek çevremde, gerek sosyal medyada . Toplu cevap niteliğinde olsun. Dilim döndüğünce cevaplayacağım.

Biz ,  Türkiye ‘ de bu konuda tam olarak oturmuş bir bilginin olmadığını farkındayız. Hatta bazen ilginç bakış açıları içeren yorumlar da alabiliyoruz. Kurumsal hayatta ve okullarda tanınırlığı biraz daha fazla artmış olsa da görüyoruz ki hala birçok kişi tarafından anlamda eksiklik veya tanımlamada tahminler içeriyor. 

Yakın zamanda bir tv programında konu her ne kadar rüyalar olsa da konuşma şöyle devam etti: ” Sonra yolunuz yaşam koçlarına düşer ve birileri sizin hayatınız için sizin yerinize karar verir! ”

download

 

Seans alanlar bilirler. Karar veren merci kimdir ?  Koçluk görüşmelerinde neler konuşulur ? Seçimleri kim yapar ? Koçun rolü nedir?

Gerçek anlamı ile anlaşılması, tanınması, katkı sağlaması ve daha da yayılması için sonsuz olasılıklar nelerdir? diye sihirli sorumu sorarak devam edeyim.

 

 

İlginç bakış açılarıyla dönüş yapanlar  için öncelikle şunu söyleyebilirim ;

Sokrates’in üçlü filtre testi vardır , denk gelenler bilir.Bir anlatımı dinlemek için önce konuyu bu filtrelerden geçirmeyi teklif ediyor. Bu üçlüden biri ‘ GERÇEKLİK İLKESİ ‘ .  Bu duruma uyarlarsak , bu meslek hakkında düşündüklerin ne kadar gerçek? Hiç gerçek bir koçluk seansında bulunma imkanın oldu mu? Denemeden , deneyimlemeden fikrimizi gerçeklik gibi sunmasaydık bu nasıl olurdu? Burada profesyonel bir koçluk desteği ve etik kurallara uyan,sınırları bilen profesyonel koçlardan bahsediyorum , üstüne basa basa belirtmek istiyorum.  Çünkü  birçok arınma aracının ihtiyaca ve meraka karşılık popülaritesinin arttığı ve yayıldığı bu dönemde, profesyonel koçluğun bazen spiritüel – enerji çalışmaları ile karıştırıldığını veya koçların ‘akıl veren kişi’ gibi görüldüğünü biliyorum, duyuyorum, gözlemliyorum. 

İşte tam bu noktada tanınsın, bilinsin, yargılardan arınsın, katkı sağlasın ve daha da yayılsın diyerek , bu mesleğe 4 senedir gönlünü , aklını ve zamanının güzel bir kısmını adamış biri olarak , en anlaşılır hali ile size koçluğu anlatmaktan büyük keyif alacağım ve koçluğa dair tüm merak edilenleri öğrenmek isteyen herkese de sonuna kadar kapımı açıyorum.

Koçluk ; kariyer, ilişkiler, öğrenim hayatı gibi konularda potansiyelini keşfetmek , kendini geliştirmek ,ihtiyacın olanı farketmek veya takılı kalınan süregelen konular,kalıcı çözümleri bekleyen düğümler , genel olarak  akli sağlığa sahip herkesin istediği alanla ilgili başvurabileceği , içinde süreci kolaylaştıran birçok tekniği de içeren bir yol durağı  diye tanımlamak açıklayıcı olur diye düşünüyorum.

Şimdilik bu yazıda son olarak şunu da belirtmek isterim. Seçtiğin durak bu sistemlerden veya kişilerden hangisi olursa olsun , iyice araştırmandan yanayım. Bu durumda en güzel şey şudur ki  ; eğer gitmeyi seçtiysen , orada , daha ilk görüşmede, ilk çalışmada bunun sana iyi gelip gelmeyeceğini kalbinle cevaplandırabilirsin . Herşeyin yalanı – gerçeği , doğrusu – yanlışı ayrımını yapabilmen için uzun zamanlara ihtiyacın olmayacak .Birşey ya içine siner ya da sinmez , bu kadar kolay olabilir akış. 

 

images

Seni bir adım ya da dileğim milyonlarca adım ileri taşıyacak hangi araç varsa onunla karşılaşsın hep yolun ve kalbinin hafif olduğu alan neyse orası sana fayda sağlasın .

 

Eda Özgüler – Profesyonel Yaşam Koçu / Nefes Terapisti

 

 

 

Belki sen de bir yerlerde bu bilgi ile karşılaşmışsındır. ‘ İnsanlar benzer frekanstaki ( titreşim ) insanları hayatlarına çekerler. ‘

 

Sadece aşk ilişkilerimiz için geçerli olan bir durum değildir bu , tüm ilişkilerimiz böyledir.

Başlayan bir ilişki , aynı / yakın titreşimdeki insanlardan oluşur.  Bunu en yakın, kalabalık arkadaş grup oturmalarında bile görürüz.  Farketmeden biriyle daha çok konuşursun, hiç tanımana bile gerek yoktur . Sandalyeleriniz yanyana gelir tesadüfen:) ve hiç anlamadan sohbet başlar. Sanki çok önceden beri tanıyormuş gibi olur hatta .

Bazı durumlarda bu bilgiyi alıp  kabul etmek çok da kolay olmayabilir tabii ama tam olarak durum budur. Benzer titreşimdeyiz ki yanyanayız ya da orda görmemiz gerekenler var. Yani illa hayatın aynı alanında aynı davranmak değil kastetttiğim. Biri omuz ararken, diğeri omuz olmak istiyordur birine. Biri çok pozitif olduğunu söylerken , negatif birini çekebilir hayatına. Orda hangi alanda gerçekten bakması gerekir. Burda beslendiği ne var?  Tencere kapak benzetmesi gibi.

 

Biten bir  ilişki mi?  O tamamen frekansların artık çok ayrı yerlerden işlemesinden kaynaklı. Diğer gelişen herşey sadece vesile. Ah bunu bilmek ne hafiflik🙏 Suçlanacak hiçbir şeyin kalmaması… Yargıların son bulması…

 

 

Peki ilişkilerimiz uzun yıllar nasıl devam eder?  Konuşulmayan ve aynı giden frekans uyumuyla ve bilinçlilik haliyle diyebiliriz.

Diyor ki :” Ben bu adamı / kadını hayatıma nasıl çektim ? Ben bu kadar açıkken herşeye, o nasıl kapalı ? ” ya da işyerinde tam da yanımızda oturan arkadaşımız için söylüyoruz bunu değil mi ?

Diyorum ki : ” Frekans farkı olsaydı , benzerlikten çıksaydınız bu ilişkinin bitmesine izin verirdiniz , hala yanındaysa bir denklik var ya da bir beslenme hali .”

Herşey göründüğünün tersi olabilir. ” O değişse, ilişkimiz çok güzel olacak ” diyorsun ya. Kimin nerede olduğu da bir yanılsama olabilir  mi? Dönüşmesini seçtiğimiz ilk kişi kendimiz olsak bu nasıl olurdu? Her yerde yazıyor ya. ” Sen değişirsen dünyan değişir. ” İşte böyle birşey. Hala direnenleri  biliyorum. Yavaş adım atmak burda kolaylık sağlayabilir. Nacizane tavsiye 🙂

Peki ailelerimizle durum nasıldır? Onlarla da mı aynı frekanstayız?
Toby Alexander diyor ki bu konuda : ” ailenin biraraya geldiği durumlarda bu frekans konusu hissedilir hale gelir. Çoğu kişinin birlikte rezonansa giremediği kardeşleri veya aile üyeleri vardır. Ve olan şey, ailedeki bireylerin ( büyükanne, büyükbaba, anne, baba )  aileyi birarada tutabilmek için! herkesi geçinmeye zorlamasıdır. Bu yüzden birçok dram vardır ailelerde, bilinçlilik ve frekans hallerindeki düzey farklılığı yüzünden. “
Sen de görürsün zorlama giden ilişkileri. Herşey ayrı işliyordur ve birlikte olmak için , arkadaşlığını / sevgililiğini / evliliğini bitirmemek için direniyordur bir taraf. Verdiği söz, yemin ne varsa ya da devam etme ispatı ya da zorundalık hissiyatı ya da ego kazancı.
Tüm seçimlerimizin sorumluluğunu almak, kendimizi görmeyi seçmek, bilinçlilik halini idrak etmek için neler mümkün? diyerek soruda kalalım. Aksın hepsi kolaylıkla. Biten arkadaşlıklarımız , dostluklarımız, aşklarımız  hepsinin bitmesi gerekiyordu ve bitti. Herşey olması gerektiği gibi… Ve herşey yolunda…
Sevgilerle,

Eda ÖZGÜLER / Profesyonel Koç – Nefes Terapisti

 

Bu sabah beni kendi içine çeken bir röportaja denk geldim. Blogumda kayıtlı kalması hepimize katkı olacak gibi hissediyorum.

Milliyet gazetesi yazarı sevgili Buket Aydın’ın , anne babalara koçluk yapan sevgili Tevhide Güzel ile yaptığı röportajın ihtiyacımız olan kısmı…

Yeni doğan bir bebeğin en büyük ihtiyacı nedir?

Yeni doğan bebeğin öncelikle düzene ihtiyacı vardır. 

-Anneler en çok hangi konuda zorlanıyor?

Annelerin en çok zorlandığı konu beslenme, uyku ve davranış. Anne sadece uyku problemi diyor. Benim dikkatimi davranış ve beslenme bozukluğu çekiyor. Birçok defa bu sorun çözüldüğünde uyku da kendiliğinden çözülüyor. Benim için de en keyifli çalışma bu oluyor.

-Türk bebekleri ve yabancıların bebekleri gibi bir ayrım yapılır zaman zaman şakayla karışık.  Neden Türk bebekleri daha çok ağlayıp, sızlanıyor gibi görünüyor sizce?

Türk bebeği ile yabancı bebek arasında en belirgin ve ayırt edici özellik Türk ebeveynin aşırı korumacılığı aslında. Bebeğine şu mesajı veriyor “Sen yapamasın, senin yerine ben yaparım”. Veya büyüklerin “Aman ağlamasın”, “Şu çocuğu ağlatacak ne var? İstediğini ver!” gibi yargılayıcı yaklaşımı. Sonrasını düşünmeden anlık çözümler ve konuşarak sorunu çözmek yerine, susup susup patlamak!
Türk ebeveynin diğer özelliği sevgi ile saygıyı çok zaman karıştırması. Eğer çocuk bağırıyorsa ebeveynine “Beni görün” diyordur. Çocuk hem sevilecek hem saygı duyulacak hem de görülecek bir varlık, bunu unutmamak lazım. 

– “Terrible twos horrible threes” yani 2 ve 3 yaş sendromu eskiden çok bilinen bir şey değildi. Bu şimdiki bebeklere mi özgü?

Eğer bebek ile doğru iletişim kurmadıysanız her dönemi zordur.
0-12 ay bebek bilinçdışı yaşar. Bu dönemde bebek doğa gibidir. Eğer onun ihtiyacı olan düzeni kuramadıysanız bu dönem de zordur. 1 yaşından itibaren bilinç dönemi başlar. Bu dönemde 1-3 yaş bebeğin düşünce yapısı ile yetişkinin düşünce yapısı çok farklıdır. Eğer ebeveyn bunun farkında değilse işte o zaman “ Terrible twos horrible threes” yaşar. Eğer ebeveyn bebeğine gereğinden fazla sorumluluk, sorumsuzluk yüklüyor veya yargılayıcı yaklaşıyorsa bu dönemi kriz olarak yaşarlar. 
Ebeveynlerim ile yaptığım çalışmada eğer bebeğinizin 1-3 yaşını anlayış ile geçirdiyseniz, çocuğunuzun ergenlik dönemini de rahat geçirirsiniz! Ve “Lütfen bebeğinizin yaşam koçu siz olun” derim. 
Bir çocuğun uyku, beslenme, oyun koçu birdir ve o kişi anne-babasıdır. 

-Bazı çocuklar inatla, ne yaparsan yap uyumuyor. Bu huy mu, çocuğun uyutulma tarzıyla ilgili bir hata mı?

Çok güzel bir soru! Aynen birçok anne böyle yaklaşıyor. Kesin yargıyla, etiketle “Bu çocuk inatçı” “Bu çocuk uyumaz”  diyor. Ve çocuk bu dünyaya koşulsuz anne-baba sevgisiyle geldiği için de doğal olarak itaat ediyor. Ebeveynini mutlu etmek ve haklı çıkarmak için uyumuyor ve hatta yemek yemiyor! Halbuki çocuğun varoluşunda kendi kendine uyuma, yemek yeme, hareket etme yeteneği vardır. Bir ebeveyn yargı şapkasını bir kenara bırakıp “Bebeğime nasıl yardımcı olurum?” yaklaşımı ile gelirse işi çok kolaylaşır. Eğer bir ebeveyn “Bu çocuk neden uyumuyor?” yaklaşımı içinde olursa çatışma içinde olur. 

Çocuklarda zaman farklı çalışır ve her çocuğun iç saati hemen hemen aynıdır. Tabii ki uyku süreleri her bebeğe göre değişir. Kimi bebek uzun uyur kimi bebek kısa uyku ile yetinir. 

– Bir bebek neden ağlar? Gerçekten ağlayan bebeği yalnız bırakmak, onunla ilgilenmemek çözüm müdür?

Ağlamak bebeğin iletişim yoludur. Bebek ağlıyorsa konuşuyor demektir. Ve ağlarken beden hareketlerini de katar. Bebek doğduğu an itibariyle kendini anne-babasının bedeninde sakinleştirmeyi öğrenir. Eğer anne sakinse ki çok anne sakin olduğunu söylese de, bebek bilinçdışı yaşadığı için annesinin öfkesini, kızgınlığını, endişesini hepsini çeker. Böyle bir bebeğin sakinleşmesini bekleyemezsiniz. Belki anne çok sakin duruyor olabilir ama kendisinin dahi farkında olmadığı ruh halini bebek çeker ve ağlar. O sebepten annelere “Derin nefes alıp, verin hatta meditasyon yapın” derim. Bebeğe en iyi gelen şey annenin nefes alıp vermesidir. Ağlayan bebeği yalnız bırakmak kadar yıkıcı bir şey yok! Bir bebeği ağlarken yalnız bırakmak, bebeğe dokunmamak, var oluşunu yok saymaktır. Bebek özellikle belirsiz ağladığında annenin sadece bebeğini kucağında tutması veya sessizce “buradayım, seninleyim” hissini dokunarak, temas ile vermesi yeterlidir.

“Disiplin özgürlüktür, değerli bir armağandır”

-Disiplin gaddarlık gibi geliyor ailelere ama sınırların bebek doğar doğmaz çizilmesi gerekiyor. Doğru mu?

Kesinlikle doğru bebek sınırlar içinde kendini güvende hisseder ve en önemlisi sevildiğini bilir. Disiplin özgürlüktür. Daha önce de belirttiğim gibi; çocuğun beyin yapısı ile yetişkininki farklı. Çocuk “Sağlam sınırım var ve ben seviliyorum” der. Ne yazık ki ebeveynler sınırı zorbalık ve çocuğun özgürlüğünü elinden almak olarak değerlendiriyor. Disiplin bir çocuğa sunulan değerli bir armağandır. Disiplin saygıdır. Çocuğun alanıdır

-Çocuk yemek yesin diye tabletten çizgi film açmak ne kadar doğru? 

Bir bebeğin kendi kendine yemek yemesi onun yeteneğini ve farkındalığını yükseltir. Yediği gıdanın bedeniyle uyumlanması ve bilinçli olarak ne yediğini bilmesi için yemeğe dokunması ve bağ kurması ile gerçekleşir. Bir şeyler izleterek yemek yedirmek o kişiye “Sen beceriksizsin! Yapamazsın!” hissini verdirir ve bir süre sonra bebek de keşfetmeyi, yaratıcılığını kullanmayı bırakır. Monotonlaşır! Çocuk sahip olduğu neşe ve mutluluk gibi değerleri duyumsamaz. Gerçek farkındalıkla yemek yemek mutluluktur. Sizce hangisi daha kıymetli? Bir kase çorbayı mideye dökmek mi? Yoksa yarım kase çorbayı farkındalıkla yemek mi?

 “Bebeğe 0-3 ay kesinlikle kucak gerek ”

-Bebeğinizi kucağınıza almaktan çekinmeyin diyorsunuz ama bize tam tersi söylenir hep…

Bebeğe 0-3 ay kesinlikle kucak gerekir çünkü bebeğin sinir sistemi kucakta gelişir. Tabii ki 24 saat kucağınızda taşıyın demiyorum ama beslenme sırasında ve ağlıyorsa kucağınıza alın, coşkulu alın lütfen! Kucağa alışır korkusuyla aldığınızda bunu bebek de hisseder. Ve bu bir bebek için çok acı bir duygu olmalı!

-Saçını süpürge etmeden de rahatça çocuk yetiştirmek mümkün mü?

Evinizdeki bir çiçeğe bile emek veriyorsunuz. Onun ihtiyacına göre suluyorsunuz, aldığı güneşe dikkat ediyorsunuz, gerektiğinde toprağını, saksısını değiştiriyorsunuz. Bir insan yetiştirmek elbette emek işi, yeri geldiğinde fedakarlık da gerektirir. Bebeklerin mizaçları farklıdır. Ancak bebeğin mizacı dışında büyük bir etken var burada. Çocuk büyütmek herkesin kendi yolculuğu aslında… Tamamen aynı özelliklerde iki çocuk hayal edelim ve bu çocukların anneleri de tamamen aynı emeği vermiş olsun. Bir anne “Saçımı süpürge ettim, kendi hayatımdan vazgeçtim” derken diğeri verdiği emek için mutlu olabilir, yaptığı fedakârlıklar onu mutlu edebilir. Biz hayata nasıl bakıyoruz, nasıl yaşıyoruz bu da önemli bir nokta.

……

Ne güzel aktarmış değil mi ? Katılan , katılmayan olacaktır eminim. Bil bilen böyle diyor , deneyimler farklı olabiliyor.

Şifa olsun, katkı olsun.

Sevgilerle,

 


^^Başınıza her gelen güzel şeyin daha da ötesini deneyimlemek nasıl olurdu?
^^Ya da sorularınızın cevaplarını inanç kalıplarınızla, yıllardır edindiğiniz bilgilerle düşünmek zorunda kalmasaydınız, olasılıklara kendinizi açsaydınız bu nasıl olurdu?

 

IMG_20161111_172253

 

Eveeet , tekrar blogumda yazılarımla karşınızdayım şükürler olsun . Benim için bol deneyim, keyif içeren 3 ayın sonunda burda olmak çok daha keyifli.

Bugün sizlere yakın zamanda birçok danışanın deneyimlemesine vesile olduğum , dönüşüme şahit olduğum Access The Bars uygulamasından bahsedeceğim.
Ben Access ‘le birkaç yıl önce, bir arkadaşımla sohbet ederken tanışmıştım, konu arasında geçen bu bilgiden çok etkilenmiştim fakat zamanla bilgiyi arka plana atmışım ki inceleme gereği duymadım . Daha sonra deneyimlemeye hazır olduğum bir anda tekrar karşıma çıktı ve görür görmez eğitimine dahil olmaya karar verdim.
Şimdi birçok kişiye seans yapıyor ve bu dönüşümü hep birlikte deneyimliyoruz. Ben de buna sebep olduğum için hep şükrediyorum. Bundan daha iyi nasıl olur ?
Peki nedir bu ACCESS THE BARS , sistem nasıl işler, kimlere yapılır ve kişiler nasıl faydalanır?

Access , bizi hayalini kurduğumuz hayatı yaşamaktan alıkoyan alışkanlık, yargı ve kararları hızlıca, basitçe ve pratik şekilde değiştirebilmemiz için alan açar.
Başımızın üzerinde iyileşme, zaman, umut, farkındalık, yaratıcılık, güç, yaşlanma, cinsellik, para ve benzeri şeylerle ilgili düşüncelerimizin, fikirlerimizin, duygularımızın, inançlarımızın ve kararlarımızın depolandığı 32 nokta vardır. Bars seansında bu noktalara parmak uçları ile yumuşakça dokunularak, bu noktalar aktif hale getirilir. Seans , bu noktalardaki enerji birikiminin serbest bırakılması ile vücudunuzdaki blokajların çözülmesini sağlar.
ACCESS BARS SEANSININ OLABİLECEK FAYDALARI

unnamed
***Bars uyku zorluklarını değiştirmede çok yararlı olabilir . Özellikle bana ulaşan geri bildirimlerden biri bununla ilgili oluyor. Seans sırasında ve seans sonrası uyku ve derin gevşeme hali , seansın ertesi gün daha dinlenmiş kalkılan uyku sürecini beraberinde getirir.

***Zihin ve bedendeki gerilimi yok eder.

***Sınırlı düşüncelerin ötesine geçmenizi sağlar. Olasılıklar dünyasına geçişiniz size düşünmediğiniz, tahmin bile etmediğiniz yenilikler sunar.

***Kişinin anda kalmasına alan açar.
Hani düşünmekten bir hal olduğumuz zamanlar var ya, ilaç gibidir. Daha sakin bir zihin ve denge sağlar.

***Kızgınlık, kırgınlık ve geçmişte unutamadıklarımızdan bizi özgürleştirir.
Geçmişte bizi çok fazla sarsan konular, travmalar artık eskisi gibi büyük anlam içermekten uzaklaşır.

***HAFİFLİK HİSSİ ÇOĞALIR.
***Depresyon, Anksiyetenin dönüşümüne yardımcı olur.

***Korkular, fobiler, kaygı ve endişeleri azaltır hatta tümden yok eder.

***Bedenin yaşlanmasını yavaşlatır, anti aging etkisi yapar.

***Daha derin olan ve daha dinlenmiş kalkılan uyku süreci getirir.

***Hamilelikte kolay, rahat ve sakin doğum sağlar.

***Maddi sıkıntı ve parasal blokajlar çözülür, para akışında belirgin bir artış olur

***Bizi daha enerjik ve daha hareketli yapar.

***Hem rahatlamış, hem de enerjik hissetmenizi sağlar.

***Yaşamın her alanında daha fazla kolaylığa, neşeye, ilerlemeye alan açar , blokajların çözülmesine yardımcı olur.

***Artan farkındalık ve ruhsal gelişme sağlar ve olasılıklardan daha nicesi…
ACCESS BARS HAKKINDA DİĞER BİLGİLER

Eda Özgüler
***Seans yapılan kişilerde hiçbir olumsuz etkiye rastlanmamıştır.

***İlgilenen , ihtiyaç duyan herkese Access yapılabilir.

***Seanslar 60- 90 dakika arası sürmektedir. Kişiye, akışa göre değişen süreler içerir.

***Seans sınırlaması yoktur.İlk seansta da kolaylıkları deneyimleyebilir, eğer isterseniz hayatınıza düzenli dahil de edebilirsiniz.

***Seanslar oturarak ya da uzanma halinde gerçekleştirilebilir, keyifli ve rahatlatıcı olanı uzanma halidir.

***Her birey seans sırasında farklı şeyler hissedebilir. Hiçbir şey hissedilmeyedebilir. Bu etkili olmadığı anlamına gelmez.

En kötü ihtimalle muhteşem bir masaj deneyimi olur ne dersiniz?

En iyi ihtimalle muhteşem dönüşüm ve kolaylıklar sizinle buluşur.

Siz de bu deneyimi yaşamak isterseniz, mail adresimden dönüş sağlayabilir,detaylı bilgi alabilirsiniz.

Sevgiler,

Eda ÖZGÜLER
Profesyonel Koç

Şimdi seninle , enerjini keyifle yükseltecek bir çalışma yapalım ne dersin?

Kendine yarım saat ayır ve eline al kağıt, kalemi. 5 sene sonrasına gitmeni istiyorum. Yani 02.06.2021 de olduğun anı ve günü yaşamanı istiyorum. Kendine mektup yazıyor olsan bir tam gününü nasıl anlatırsın?

images (3)Nerede yaşıyorsun?

Nasıl bir evde uyanıyorsun?

Yanında kimler var?

Evini anlat biraz, ne renk? Enerjisi nasıl? Nereye bakıyor? Mesela eşyalarından , odalarından bahset. 

Günün nasıl geçiyor?

Gün içinde, sana iyi gelen neler yapıyorsun?

Hangi işi yapıyorsun? Gelir kaynakların neler?

Hesabında ne kadar biriktirdin?

^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^

Bu soruların cevaplarını içeren bir mektup istiyorum işte, o kadaaaarrr 🙂 Gerçekten o zamandaymışsın gibi.

Sadece dikkat etmen gereken iki önemli nokta var;

  1. Hislerine odaklan istiyorum. Bu hayatı kurgularken neler hissediyorsun? Nasıl bir enerjiyle uyandığın, sevdiğin işi yaparken ki sevgin, tutkun vb… Hislerini ön planda tutarak yaz mektubunu, cümle aralarında bahset onlardan . Yani birkaç ay sonra o mektubu gördüğünde yine yeniden aynı şekilde heyecanlandırsın seni. Heyecanını kat , neşeni kat, tutkunu kat…

      2. Diğer bir nokta ise; gelecek zamandan bahsedermiş gibi bahsetmek yerine , ‘ uyanacağım – yapacağım ‘ yerine; şimdiki zamanda anlat. Tam o gündeymiş gibi: 

         ‘ Güne …. bir evde uyanıyorum. Günüm …. uğraşı ile geçiyor. Hesabımda … biriktirdim.’ gibi…

                            Dilediğin gibi yazabilirsin artık, sayfalarca uzatabilirsin. 

berrak-deniz-yan-07-3442

En keyifli yere geldik, hazır mısın? İlan ediyoruz şimdi. Kağıdı al eline , okumaya başla sesli bir şekilde. Hatta ayağa kalk, dolan evin içinde, oturarak donuk donuk okuma  istersen. BU SENİN HAYATIN, HAYALİN , HATTA GERÇEĞİN. Söz uçuyor, yazı kalıyorsa , hayallerin kalbinden kağıda döküldü, netlik kazandı ne güzel. Tebrik et kendini. 

İnsan , hayal ettiğine kavuşur. Hiç kurgulamadığı hayale kavuşan insanlar gördün mü? Varolanlar içinde de, o hayatı kurgulamadığı için hiç değerini bilmediğini gözlemlemişsindir. Sen heyecanınla, adımlarınla, kararlılığınla hayaline kavuş. Git peşinden, niyet et onun için, dua et. 

E bu böyle n’olacak şimdi diyorsan eğer, o enerji yüklü mektubu, en sevdiğin kitabın içine koyabilirsin ilk adım olarak. Yeni yazımda , bu yazdığın hayatın için neleri , nasıl yapabileceğin üzerine yazıyor olacağım. Sen bugün hayalinin tadını çıkar yeter:)

tumblr_mgn98zpLtb1s2i3p8o1_500

Geleceği planlarken, anı kaçırma. Aslolan zaman ve gelecek olan zaman arasındaki dengeyi iyi kurmak sana iyi gelecektir.

Sevgiler,

Eda ÖZGÜLER

 

 


Aydınlık bir odada siyah bir ışık yandığını hayal etsek?

Sadece ışığın etrafında küçük bir karanlık alanı oluşur ve oda hala aydınlıktır değil mi? .

MUTLU İNSANLAR için durum tam da böyledir işte. Hayatları, bakışları aydınlık olanlar, küçük karartıların düzen gereği olduğunu kabul edenler, her haline şükredecek birçok sebep bulabilenler.

Ya tam tersi olsaydı?

Karanlık bir odada beyaz bir ışığın yandığını hayal etsek?

Odada aydınlık bir alan oluştusanırım. Rahatlıkla hareket edebilirsin artık. Hatta belki de oda tamamen aydınlandı değil mi? Eve geldiğimiz an ışıkları yaktığımızda aydınlanan odalar gibi…MUTSUZ İNSANLAR için de durum bu kadar umut verici işte şükürler olsun…

Tek bir adım ile aydınlanabilir senin de dünyan.

images (2)

 

Peki nedir o adım?

Önemli olan , en önemlisi aydınlık isteyip istemediğin . Ama gerçekten isteyip istemediğin. Mutsuzluktan besleniyorsan eğer, o hamleyi gerçekleştirmek için sağlam bir karar vermen gerekiyor.

 

Gerçekten mutlu olmayı deneyimlemek ister misin?

Mutluluktan beslenmek nasıl olurdu?

Seçimini yaptığın an  kapının eşiğine geleceksin ve bir bakacaksın kalbin sana neyin iyi geleceğini söyleyecek. İşte o senin ışığın olacak, ilk adımın.Düşün ki artık aydınlıktasın. Derince bir nefes al ve kendini tebrik et. Ne güzel bir karar verdin hatta adım attın kendin için. Bundan daha iyisi nasıl olur?

Kendi hayatıma bakınca da aynı süreci görüyorum. Aynı böyle bir sürecin içinden geçerken ben, aydınlığa nasıl ve ne zaman çıktığımı dün gibi hatırlıyorum. Bir seçimle başladı herşey, nasıl olacağına, ne yapacağıma dair en ufak bir fikrim yoktu benim de.Benim ışığım sadece seçimim oldu. Sonra bir baktım ki herşey seçimimle hizalı ilerlemeye başlıyor.

Senin de bu süreci deneyimlemeni gönülden istiyorum. Eşikte durma, karanlıkta da. Gir odadan içeri ve ışığa izin ver yansın. Öyle ya da böyle seçimini yap. Kurban rolünden çık ve gücünü hisset.
maxresdefault

 

Sonra mı?

Artık o odadan çıkabilirsin.

Artık kocaman dünyana dönebilirsin.

Odalar mı?

Bırak onlar artık ihtiyacı olanlar için çalışma alanı olsun:)

SEN ARTIK FARKINDASIN , DÜNYASIN, İSTEDİĞİN DÜNYADASIN VE PARIL PARIL…

Sevgiler,

Eda ÖZGÜLER

 

Hayata yeni bir anlam kat sen de…

Çoğu sohbetin geldiği yer ‘ zor be hayat , çok zor ‘ cümlesi olduğu için yazıyorum bunları. 

Hayatı sen hangi sıfatla karşılıyorsun? Senin hayat tanımın ne?

81671

***Hayat karmaşası                  ***Hayat yolculuğu
***Hayatın çilesi                         ***Renkli hayat
***Hayat koşuşturması            ***Hayat zor!!!!…

 

Neyle çıkarsan yola onunla devam ediyor ömrün. Seni yoracak kelimeleri farkındasın değil mi? Bunlarla zihnini meşgul etmektense şimdi hayatın kolay, keyifli olduğunu deneyimlemeye niyet et . Yaptığın her işte, attığın her adımda kolaylığı görmeyi dene. Biliyorum başlangıçta biraz tümsekler çıkabilir karşına ama eminim birkaç düşünce denemesi , birkaç farklı , farkındalıklı adım sonrasında senin için de değişecek herşey. Düşüncelerin değiştikçe karşına çıkanlar da değişecek. Adım adım , yavaş yavaş…

Çile, şansızlık gibi anlamlar yüklersen yaşadıklarına, esas anlamdan şaşarsın. Şaşmak yerine asıl mesajı anlasan ne de hafif ilerler yolun değil mi?
Bu, senin hayat tanımın. Herkesin bir deneyimi var ve herkes bu deneyimi yaşıyor.Eylemlerdeki söylemlerinden bahsediyorum hayat tanımını değiştirmeni isterken. herkesin muhteşem bir hayatı olduğundan, herkesin kolay bir hayatı olduğundan bahsetmiyorum. Açlık yaşayanları , evsizleri, uzun süreçli hastalıkla karşılaşan insanları biliyoruz ve bu da onların deneyimi.

*******************************————————————–*******************************************
Benim için de hayatın tarifi zor olduğu yönündeydi önceleri. Benim de konuşmalarım ya zorluğa dair oluyordu ya da zor diyenleri onaylamakla geçiyordu . Hatta ispata yöneliyorsun böyle anlarda, haklı sebeplerin var gibi ; ‘ Zor değil de ne? ‘diye. Sonra bir baktım ağırlaştıkça ağırlaşıyor herşey. Bir kelimeyle değişir mi derseniz aslında en önemli adımlardan biriydi ağzımdan çıkanlar, bunu biliyorum. Sonra yavaş yavaş hayatımda kolaylığın yerini alacağına çok inanmıştım ve aldı da .Peki hiç mi aklıma gelmiyor ya da zorlandığım yerler olmuyor mu ? Tabi ki oluyor. Tıkandığım yerlerde önce şu ana dönüyorum, sonra kolaylıkla olmasına niyet ediyorum ve daha kolay olması için ben ne yapabilirim buna odaklanıyorum.
^^Artık benim için hayat sadece farkındalık dolu ,deneyim dolu bir yolculuk. Yolum , yol arkadaşlarım ,takıldığım taşlar ve tümsekler hepsi olması gerektiği yerde ve olması gerektiği gibi.^^

life-is-beautiful-wallpaper-2
Sen de sıkça tekrar ediyorsan bunu, her ne yapıyorsan sonunda ne kadar kolay olduğunu hatırlat kendine.Tamda bir yerlerde ‘zor‘ diyecekken yakala kendini ve susmayı dene.Hala kolay gelmiyor olabilir, daha yolun başında olabilirsin, bilincin bunu reddediyor olabilir . Ama yine de dene söylememeyi.
Başka bir tanımsa senin ki ve özgürleştirici değilse, tam tersi iyileştirici bir kelime ile değiştir tarifini.
Kendine bir yol geliştir ve zaman tanı kendine. Dene, boz , tekrar başla, tekrar dene, pes etme . İstersen yapabilirsin biliyorsun.

Dönüşüm istikrar ister.

Eda ÖZGÜLER

 

 

Her sene olduğu gibi bu yıl da ne çabuk geçti ve daha yapmak istediğim ne çok şey vardı demek istemiyorsanız, daha dolu dolu geçirmenin yollarını düşünmek ve hemen harekete geçmek en uygunu olur sanırım.
Diğer yıllardan farklı kılmak adına neler yapabilirsiniz ve vizyonunuza yönelik ilerlemek isterseniz bu nasıl olur ve de en keyiflisi olan , yılın sonunda geriye dönüp baktığınızda neler görmek istersiniz?
Öncelikle yazmanın gücüne inanın ve delilleriniz olsun kendinize sunacağınız.Sözel anlatırken kendinizi izleyin ve daha sonra yazdıktan sonra bir bakın , daha gerçekçi ve güçlü gelmiyor mu?

Yazarak yaptığınız tüm çalışmalar sizi daha çok motive edecek ve geldiğiniz noktayı, gitmek istediğiniz noktayı çok daha kolay gözlemlemiş olacaksınız. 

images (5)

 * Kendinizle hayatınızla ilgili tüm gelişmeleri yazabilirsiniz.

 * Bu yıl gerçekleşmesini istediğiniz sizle ve çevrenizle ilgili niyetlerinizi, dileklerinizi yazabilirsiniz.

 * Sadece önemli tarihleri ve olayları not edebilirsiniz.

 * Hayatınızda varolan herşey için şükürlerinizi yazabilirsiniz.

Bunlardan birini yapmanız halinde , arada düşerse enerjiniz , tekrar olumlu alana geçmenizi sağlayacak en önemli adımı atmış olacaksınız. Hangisinden istiyorsanız oradan başlayın. Şimdi o defteri tasarladığınızı görüyor gibiyim:)

Ben , bu yolculukta ilk adım olarak kendimle ilgili olan tüm gelişmeleri yazmayı tercih ettim. Başarılarımı, değişimimi, farkındalık seviyemi görmem için o defterde yazılı olan her bir kelime o kadar değerli ki , iyi ki dediklerimin arasında olacak ve hep saklanacak…

Cork board at wooden panel wall interior background

Hazırsa defteriniz, o yazılmaya hevesli bir şekilde başucunuzda kalsın ve siz şimdi bir pano temin edin. Eğer bu çalışmayı bir yerlerde gördünüz ve yaptıysanız etkisini eminim biliyorsunuzdur.
HAYAL PANOSU
* Bu yıl neler gerçekleşsin istersiniz?
* Nerelere gitmek, neleri keşfetmek, neleri deneyimlemek istersiniz?
Yeni bir iş, yeni ev, tatil, evlilik, bir ilişki, yeni bir oda, kazanmak istediğiniz üniversite , deneyimlemek istediğiniz adrenalin dolu bir aktivite… Hedefinizin ne olduğuna karar verin, bu konuda net olun. Genelden detaylara inin.Nasıl bir ev, kaç odalı, içinde neler var  ya da nasıl bir ilişki , birlikte neler yapıyorsunuz? Adı her ne ise hayalinizin, onu zihninizde canlandırdığınız halini fotoğraflayın. Bunu bir dergide bulabilirsiniz, bir gazete sayfasında, internet aracılığı ile temin edebilirsiniz. Görsel hale dökün isteğinizi, hayal ettiğiniz eve benzeyen bir resme denk geleceksiniz eminim ya da hayal ettiğiniz odanın görseline. Sadece buna gerçekten zaman ayırın. Bulduğunuz fotoğraf, her baktığınızda sizi heyecanlandırsın, gözünüze gerçek halini yansıtsın.Yani yapmak için yapmayın.
Görselleriniz hazırsa panoya o fotoğrafları yerleştirmek kaldı geriye. İstediğiniz düzende bir kolaj hazırlayın. Her biri sizin için çok değerli biliyorum. Gerçekleşmesinin önemini de biliyorum. Her birini yapıştırırken o hisse girin.

ŞİMDİ ….. HAYALİM GERÇEKLEŞMİŞ OLSA NASIL OLUR?

Panoyu her zaman görebileceğiniz bir yere asın. Özellikle sabah ilk gözlerinizi açtığınız an ve akşamları uyumaya yakın olduğunuz an, bilinçaltı için verimli zaman dilimleri. Bu zamanları iyi değerlendirin. Olumlama için de bu zamanları değerlendirebilirsiniz 🙂
Hatırlayın, vitrinde gördüğünüz bir giysiyi , tatilde gördüğünüz muhteşem manzarayı anlatın desem kolaylıkla anlatabilirsiniz. Görsel hafızamızda kısa ya da uzun süreli yer alıyor. Bu yapmış olduğumuz panodaki tüm hayal ettiklerinizin görseli de gün içinde aklınıza gelecek ve bir süre sonra siz de bununla ilgili hareket etmenizi gerektiren bir durum varsa , onu hayata geçireceksiniz. Bir arkadaşınızdan destek, bir başvuru, daha planlı yola devam etmek… Ya da inanın sadece hayal ettiğiniz için olacak. Eğer olmuyorsa ya inanç yoktur ya bir bağımlılık vardır ya zamanı değildir ya da ‘gerçekten istiyormuyum’ ‘ bu gerçekten benim isteğim mi’ sorularının cevaplarını vermek gerekir.Her istediğimiz mutlaka olacak gibi bir durum yok ne de olsa.
Benim de hayatımın her alanı için yapmış olduğum panom başucumda asılı. Ayrı olarak da bir konu üzerine yapmıştım. Ve 51 gün sonra hayatımda varolmasının keyfini sürüyorum.
Ben ve benim gibi birçok insan yaptıysa eminim siz de yapabilirsiniz.Siz de kendinizden emin olun....
Sadece inanın ve en değerliniz kendiniz için güzel adımlar atın.

İç huzru bolca deneyimlediğimiz, her gün şükrettiğimiz, kendimizi ve etrafımızı farkında olduğumuz, değerlerimize sahip çıktığımız, sevdiklerimizin değerini bildiğimiz, özgürce sevdiğimiz ve isteklerimizden ruhumuza uygun olanlarının bize geldiği bir yıl diliyorum.

 

Eda ÖZGÜLER