Etiket

motivasyon

Browsing

Yarışlar, kıyaslamalar, ötekileştirmeler.
” Yemeği kim önce bitirecek bakalım. ”
“Dersini kim önce yaparsa ona ödül var.”
” Aferin benim akıllı oğluma, ablan gibi tembel olma sakın. “
” Bak onların çocukları nereleri kazandı, ne işler yapıyor, sen hala otur böyle bekle.” leri duya duya kendi ritmimizi çok başlarda bıraktık biz. Hatta o nedir, nasıldır bilmedik.
Büyüdükçe yemekten, dersten çok daha öteye gitti hatta.
Bildiğimiz, bilmediğimiz her konuda yarışır bulduk kendimizi.
O yüzden hep odağımız O oldu. O, isim değiştirdi her seferinde, fakat konu değişmedi.
Acaba onun önüne geçebilecek miyim?
Sizce bunun sonu var mı?
Hırsın böyle yanlış tanınmasının altında bazen böyle yaşanmışlıklar olduğunu düşünüyorum.
Ve başarılı- başarısız tanımlarımızın da.

Kendi ritmimizi bulduğumuzda ve onu etiketlemediğimizde yargıyı durdurabiliriz.
Yarışı bitirebiliriz.
Her seferinde O kişilerle yarattığımız savaşı bırakabiliriz ( farketmeden savaş yaratıyorsunuz burda aslında )
İşte o zaman daha dingin, telaşsız bir yerden sorabiliriz kendimize:
” Sahi ben nasıl bir hayat istiyorum, ne istiyorum? “
Yarışı bırakışın ardından gelen bu soruyla daha geniş bir alan açılacak baktığımız yerde.
Kalbimizden seçim başlayacak.
Bedeninizden yansıyan gücü farkedeceksiniz zaten o sırada.
” Sahi sen ne istiyorsun? “
O’na bakınca eksik, O’na bakınca başarısız, O’na bakınca yetersiz olan her yeri bıraksak , O’na bakmayı bıraksak, odağımız sadece kendimizde olsa ve ” biz neyi seçerdik” kısmına giriş yapsak , ritmimizi bulsak ve bu ritimle dans ediyormuşcasına yaşasak sahi hayatımız nasıl olur?

Kendinizi yarışırken, etiketlerken ve her seferinde yanlış ilan etmeye çalışırken , yargıya girmeden önce bi’ durun.
Çok uzun süre bireysel ya da kollektif duyduğumuz tüm bu cümlelerin bizde böyle güçlü etki etmesi normal.
Hissettiğiniz şey normal.
Ve bu hikayenizin dışına çıkabileceğinizi hatırlatın kendinize.
Her tetiklenmenizde, kıyasta, yarışta hissettiğinizde kendinizi, kendinize hatırlatın bunu.
Ve o sesi her duyduğunuzda ( başarısız, yavaş, üşengeç, tembel, kaybettin… ) onun karşısına bir ses geliştirin.
Bir olumlama ya da durdurucu bir kelime.
Bu çok iyi gelecek eminim.
Kolaylıkla.

Hep kaybetme korkusu üzerine konuşurken kazanmaya dair korkularımıza da değinmesem olmazdı:) Adım adım gidelim mi bu konuda ? 

1. Konu her ne olursa olsun ( mutlu olmak, para kazanmak, mucizevi bir ilişki, sonsuz sağlık, huzur , sizin kazanmak dediğiniz neyse o ) kendinize şunu sorun; 

” O istediğim şeyi kazanınca neyi kaybetmekten korkuyorum? “

Burada gelen her cevaba detaylıca bakın. Ailenizi mi, zamanınızı mı, özgürlüğünüzü mü, sağlığınızı mı, huzrunuzu mu ? Neyi ? Burada yazdığınız hikaye ne?

Ya öyle olmayacaksa?
Ya da öyle olmasına da gönüllü olsaydınız?

Buralara da bir bakın ve hikayeleri sonlandırın, değiştirin, dönüştürün, iptal edin ve ( bir kere sadece bir kere yapacaksınız unutmayın ) o en kötü ihtimal hikayenizi okeyleyin.

2. Kazanma korkusuna eşlik edenler şunlar olabilir :
Nazardan korkuyor olabilirsiniz.
Görünür olmaktan korkuyor olabilirsiniz. Saklanmak kolay gelebilir.
Olan şey büyürse kontrol edememekten korkuyor olabilirsiniz.
Bu zamana kadar bildiğiniz tek şey kaybetmek olabilir veya her şeye kayıp diyor olabilirsiniz.
Haketmediğinize inanıyor olabilirsiniz.

3. İçinizden şöyle cümleler geçer mi mesela:
“Benim gibi biri bunu / seni hakedecek n’apmış olabilir? ” ( Kazanmış olmayı öyle hayati yaptığınız yerlerden biri ki, aslında olan bir türlü varlığınızın bunu hakettiğini alıp kabul edememek. )

” Bak gör bu ilişkide kesin biter, kesin bir arıza çıkar.”
” Ben demiştim elimi attığım her iş kurur benim.” 
” Ne zaman yüzüm güldü ki, kaderim bu benim , hep hevesim kursağımda kalır.”

Bu cümlelerle bilindik hikayelere, konfor alanınızda kalmaya devam etmek istiyor olabilir egonuz. Kazanmak, bilinmeyen bir yer onun için ve onu korkutuyor olabilir. 

Sizin zihninizde dolaşan cümle ne? Bu cümleleri söylerken farkedin kendinizi ve o an durun.Elinizdeki tüm işleri bırakın birkaç saniyeliğine.Bu kime ait diye bir bakın önce, bunu en çok kim kullanırdı? Ona iade ettiğinizi söyleyin içinizden ve iptal ediyorum deyin bu cümlenin her seslenişinde.

4. Kendinizi şaşırtmaya hazır olun:) 
Bir kere de farklı olabileceğine, bunu hakettiğinize, sürdürebileceğinize inanın.
Onlar şanslı siz şanssızsınız bakış açısının dışına çıkın.
Değiştirmek isterseniz buna hemen başlayabilirsiniz. Yeter ki isteyin. İspat etmeye çalışmalarınızı ve bundan duyduğunuz gizli hazzı bırakmaya gönüllü olun.

Kolaylıkla

Not: Kazanmak ve kaybetmek bakış açısı. Kazanmak ya da kaybetmek herkese göre değişir. Yarattığımız bir kutupluluk  var ve onun üzerinden anlatmak kolay 🙂 Belki de hiç kaybetmek yoktur ne dersiniz? 

(….. Yazıyı yazarken canım Şebnem Ferah’ın şarkısı geldi aklıma. Sonra bir baktım yazının başlığı olmuş. Daha iyisi olamazdı…)

” Sana hamile olduğumu duyduğumda yanlış bi’ zaman olduğunu düşündüm / anneliğe/ babalığa hazır değildim, o yüzden hiç istemedim / istemedik / aldırmak istedik / elimden gelen herşeyi yaptım yine de dünyaya geldin “

Sizin hikayenizde böyle bir bölüm var mı? Size birebir anlatılan ya da duyduğunuz?

Ebeveynleriniz bir çocuğun varlığına hazır değillerse, onlara göre yanlış zamanda olduysa , bunu dile getirdi ya da hissettiler ya da çeşitli müdahaleler düşündüler ya da yaptılarsa ve siz yine de dünyaya geldiyseniz,
Ve bunları bilerek ilerlediğiniz yolda hatırladığınız yerler için;
🔸Sürekli ebeveynleriniz tarafından kabul görmek için onları memnun etmeye çalışıyorsanız ( çünkü istemediler ve bir şekilde doğdunuz, onları bu karardan pişman etmemek için memnun etmeniz gerekir! )
🔸İlişkilerinizde bir şekilde ve sürekli olarak istenmeyen durumuna düşüyorsanız,
🔸Kabul görmediğinizi düşündüğünüz yerlerden kaçıyor ya da orda kalmak için sürekli kendinizi sevdirmeye çalışıyorsanız,
🔸Kabul gördüğünüz yerlerde de istenmeyen olmak için müthiş bir çaba sarfediyorsanız ( hikayeyi mutlaka aynı hale çevirme çabasıdır bu, alıp kabul edemeyiz bir türlü istenen olduğumuzu )
🔸Sadece ebeveynlerinizi değil herkesi sürekli memnun etme çabası içinde kendinizi buluyorsanız,
🔸Kendiniz olamıyor, içinizden geleni söyleyemiyor, sınırlarınızı koruyamıyorsanız,

o zaman bu ilk dünyaya geliş hikayenizi şifalandırmayı seçmeniz iyi bir yol olabilir.
İlk adım, bu zamana kadar neyi neden yaptığınızı farkında olmak. Bu farkındalık sizi hafifletecek.
Sonrası dönüşüm süreci.

Not:
Yukarıda tüm yazılanlar genelleme ve örneklendirmedir. Sevilme, kabul görme ihtiyaçlarınız , memnun etme çabanız varsa, kaynağında illa ki istenmeyen çocuk olma konusu çıkmayabilir. Bunların hepsi sadece ihtimal.
Gözlemleyin,farkedin ve dönüştürmeyi seçin diye.

Kolaylıkla.

Seçim yapmak nedir’i anlamak, tüm kilitlerin anahtarı bana göre. O yüzden aklıma geldikçe hep yazacağım bu konuyu…

🔶 Diyelim ki, sevgilinizle /eşinizle sorunlarınız var, ayrıldınız ya da devam ediyor. Burda sevgilinizle barışmak istemeniz veya sorun bir anda uçsun gitsin demek seçim değildir. Problemden çıkma isteğidir.
Ve problemi ortadan kaldırma arzusu da anlık işler. Günü, haftayı, ayları kurtarır belki.
Seansa bunun için gelenleri hep uyarırım:)
Uzun vadede ihtiyacınız olan bu konuda seçim yapmaktır.
Bu nasıl olur?
” Ben bu hayatta nasıl bir ilişki içinde varolmak istiyorum, nasıl biriyle birlikte olmak istiyorum? Bu gerçekleşirse ben ne hissedeceğim, kim olacağım?
Burayı bulduktan sonra işte bu kişi olmayı seçin.
” Böyle bir ilişkide olmayı seçiyorum. “
( cümle ne güzel görünüyor değil mi, tabi demek yetmiyor, bunu seçtiğinizde bedeninizdeki gücü, hafifliği hissedeceksiniz, gerçek mi değil mi pratik yaptıkça ayrımını yapabilirsiniz. )

Ve sonra da olanları izleyin, belki bir daha barışmayacaksınız, belki hayatınıza başka biri girecek, belki barışacaksınız ve o kişi o ayrıldığınız kişi olmayacak bambaşka bir kişi formuna evrilmiş olacak , ilişkiniz dönüşecek ve siz inanamayacaksınız:)
🌟 Bu anlattığım yerde problem yok, çözüm yok , sadece büyük bir enerji alanından talebi sunmak ve talebin karşılığında kim olacağınız konusunda netleşmek var farkındasınız değil mi? İsimler yok, ayrılmalar, barışmalar… Hiçbiri yok
🔶 Ya da diyelim ki, maddi sorunlar yaşıyorsunuz, faturalarınızı ödemek bile zorlaştı artık. İster istemez ilk talebiniz ve odağınız geçinmekte olacaktır. Faturalarınızı ödemek, kartlarınızı ödemek sizi rahatlatacak gibi görünse de bu plan ve istek kısa süreli etki edecek. Bir sonraki ay yine aynı kaygı.
Şimdi bu problemin dışına çıkın ve gerçekten nasıl bir hayat yaşamak istediğinize odaklanın. Ne kadar maddi kaynağa açıksınız, nasıl bir finansal realiteniz olsun istiyorsunuz ve bu olunca nasıl hissedeceksiniz, kim olacaksınız? Hayatınız nasıl olacak?
Buna bakın, yazın, hayal edin.
Sonra izleyin. Başka bir kaynak mı ortaya çıkacak, iş mi değiştireceksiniz, paraya bakış açınız mı değişecek? Gözlemleyin.

Bu konuda sonsuz örnek verilebilir.
Peki nasıl yapabilirsiniz ve neler yapabilirsiniz? :
🔸 Kendinize dürüst olun. Gerçekten hazır mısınız değişime?
Bunun için herşeye gönüllü müsünüz?
🔸İnanıyor musunuz o istediğiniz şeyin olacağına? Hakettiğinize ya da ortaya çıkacağına ya da keyifle, kolaylıkla devam edeceğine? İnanmak çok değerli…
🔸Bağımlılığınız var mı o konu ile ilgili? İlla o sevgili olsun, illa o iş olsun, illa şu kadar gelir olsun, illa o ev, o yer. Her şeye gönüllü olmak bunları da içerir.
🔸 Yazmayı seviyorsanız yazarak çalışın. Gerçekten o istediğiniz olursa ne hissedeceksiniz?
🔸Güç duruşu çalışması vermiştim, onu da uygulayabilirsiniz bu konularda.

Ve son olarak seçtiğinizi nasıl anlarsınız kısmı kaldı👉 Eğer seçim yaptıysanız kim olacağınıza, nasıl olacağına dair, 24 saat içinde ya da biraz zaman verelim:) o hafta içerisinde bu konuyla ilgili mutlaka ve mutlaka birşey görür, birşey duyar, bir adım atar ya da birşeyleri bırakırsınız. Mutlaka ve mutlaka işaret gelir.
Eğer gelmezse bilin ki, hala orada seçmediğiniz bir yer, gönüllü olmadığınız bir şeyler var.
Ve bu bir anda zengin olacaksınız, bir anda hayatınızın aşkını bulup evleneceksiniz, hayalinizdeki işi kuracaksınız, yarın dünyayı gezmeye başlayacaksınız demek değil. Öyle de olabilir fakat beklediğiniz işaret küçük bi kıpırdama olsun. Bunu görürseniz artık seçiminizle hizalı gitme vaktidir, enerjinizi isteğinizle uyumlamışsınızdır ve bir tek şey kalır. Zaman vermek🍀 Zamana da gönüllü olmak…
Çiçek ekip hemen çıkmasını beklemediğiniz gibi, ektiğinizden emin olduğunuz gibi sadece onunla yaşayın, bekleyin. O çiçek açacak.
Seçim yapmak zor olduğu kadar kolay da; ama bazen daha zoru onunla hizalı gitmek, onunla birlikte uzun bir yol olsa da yürümek, koşmak, durmak, beklemek, uçmak. Ne gerektiriyorsa, ne geliyorsa hepsi.

Kolaylıkla ve neşeyle olsun🌿

Anlamlı bir hayat yaşamak istiyorsan yaşama gerçekten yüzünü dön, yaşamla barış içinde olmayı seç.
Yaşamın içindeki mucizeyi ancak böyle keşfedebilirsin.
Yaşamın kendisinin mucize olduğunu.
Gerçekten yaşamayı sevebilir misin?
Koca bir hayat akmaya devam ediyor. Sen şu an onun parçasısın. Kendini bıraktığın yıldan ve yerden çıkarıp tam buraya getirebilir misin?
Çocukluğumuzun acılarına dair yazdığım her yazıda hatırlatıyorum kendime, sen de okurken hep hatırla.
Sadece çocukluğunu, travmalarını şifalandırmak için yoksun burda.
Bir oraya git bak, sonra buraya gel, sonra ileriye bakıp hayal kur, sonra tekrar buraya gel.
Bu bir döngü, bu bir denge.
Ben hatırlatıcı ve kolaylaştırıcı olmayı seçtiğim için oralara dair bolca yazıyorum. Ama sen her okuduğunda farkında ol.
Gerçek olan an bu an. Gittiğin yerde kaybolmadan buraya gel.
Geçti.
Güvendesin.
Buradasın.

Seyret.
Dinle.
Dokun.
Bak, gör.
Hisset.
Geçmişe ya da geleceğe gidip de her uzun kalışında sırayla yap bunları olur mu?

Şu ana gelmenin en kolay yolu.

Hee yok, ben orda acıda ya da beklentide kalmayı seviyorum, gerçekliğe gelmeye niyetim yok diyorsan da kalabilirsin orda. Bunda yanlış bir şey yok. Bunu da bile isteye seçtiğini farkında ol yeterli.

Keyif dolu bir hafta olsun dilerim❤

Hayat sabit kalmıyor, değişiyor, dönüşüyor.
Sorular bazen hiç bilmediğimiz yerden geliyor.
Bazen de cevaplar.
Dünün derdi bugünün şükrü oluyor.
Bugün şükür ettiğimiz yarın derdimiz olabiliyor.

Bir şeyler oluyor da,
Olan herşey hayrımıza oluyor.
Bilsek ki böyle?
Olanı olduğu haliyle kabul etsek?
Anladım ki nefste değil sadece mertebe.
Hamdda, şükürde.
Derin bir nefeste.
Her şükürde daha derini keşfetmekte.

Ne çok hatırlatırım seni kendime, canım cümle:
” Senden gelen lütuf da hoş kahır da hoş.”
İdrake geçmemiz, düşüncelerin arasında ağırlaşırken bir anda herhangi bir cümleyle hafifliği hissetmemiz , olana olacağa gönüllü olmamız için neler mümkün?

Bazen olur ya,
İyi hissetmeyebilirsin.
Ya da acı çekiyor olabilirsin.
Saatlerce, günlerce…
Bazen bir şeyle herşeyi yıkabilir,
Bir şeyle herşeyin varmış gibi hissedebilirsin.
Bazen herşey üstüste gelir
Bazen hepsi aynı anda gider gibi olur.
Bazen bunalabilir
Nefes alamadığını hissedebilirsin.
Bazen hiç yataktan çıkmak istemeyebilir
Bazense uyumak istemeyecek kadar enerji dolabilirsin.
Bazen herşeyi bırakıp kaçmak isteyebilir,
Bazen olduğun yere köklenmenin yollarını arayabilirsin.
Bazen de köklenmekten hiç hazetmeyebilirsin:)
Bazen hiçbir yere ait hissetmeyebilir
Ömür boyu yuvayı arayabilirsin.
Bazen kendini dünya kadar bazen de kendini karınca kadar görebilirsin.
Hepsine yerin var.
Hepsine hakkın var.
Hepsine iznin var.
Kaçmaktan, korkmaktan daha hafif ona olana kapıyı açmak, buyur etmek.
Hatta bazen öyle seversin ki gitmesine izin vermek istemezsin. Sevgili gibi olur.
O zaman hatırla.
Bırakmaya da hakkın var.
Bunu tercih edebilirsin
Tutunmayı bırakabilirsin.
Yeni bir şeyi seçebilirsin.
Her gün, her an.
Değiştirebilirsin.
Vazgeçebilir, yenisini yapabilirsin.
Esne.
Koşmaya hakkın olduğu kadar, durmaya da hakkın var.
Esne.
İzin ver.
Herşey hareket halinde.
Hareket etmesine izin ver.
Yaşamanın daha kolay bir yolu var eminim.
Belki yollardan biri budur ne dersin?
Hakkın olduğunu bilmek, esnemek ve izin vermek.
🍀

İsteklerine dair motivasyonunu kaybettiğin her an hatırlat kendine bu yolu neden seçtiğini. Güçlü nedenini hep hatırlat.
Ve sor kendine: ” Eğer gerçekleşirse en iyi ihtimalle hayatım nasıl olur, ben kim olurum? ”
Gözlerini kapatıp hayaline gir, duygusuna.
Kim olurum kısmındaki kendini izle. Nasılsın?
Odaklan buraya.
Her seferinde.
Hiç pes etmeden.
Bak oraya.
Besle.
Sahi nasıl olur?

İsteğine dair kaygılandığın anda ise tek bir soru sor kendine:
” Gerçekleşmezse en kötü ihtimalle ne olur, korkum ne? “
Canlandır bunu.
Gerekirse yaz.
Sesli anlat.
Belki dakikalar yetecek.
Belki bir tam gün geçecek.
Belki bir kaç zaman.
Tam olarak gir o alana.
En kötü ne olur?
” Oh be ” yerine gelene kadar, bağımlılığın yokolduğunu hissedene kadar, isteklerinden ibaret olmadığını algılayana kadar, özgürleşene kadar, yani tüm hayati kılmaları bırakana kadar, bulunduğun yerin içinde birkaç iyi şey bulana kadar, burası da iyi diyene kadar devam et.
✔ Canlandırırken bunu, hafiflik şimdide olmayabilir, yarını, 1 ay sonrasını, 1 yıl sonrasını, 5 yıl sonrasını da hesaba kat.
Bir an / zaman gelecek, hafiflik orda yakalayacak seni.
Orayı bulana kadar en kötü kısmını düşün ve bitir.

✔ En iyi ihtimali istediğin her an, en kötü ihtimali ise sadece bir kez canlandıracaksın unutma.
Çünkü sürekli en kötü ihtimali kabul etmekten bahsedersen kendine ya da diğerlerine egonun oyununa girmiş olursun. İsteğine yolculukta kurban rolüne giriş hali bu, yüzünü sürekli oraya dönmüş bir hal, ” kabus değilse en kötüsü e o zaman o olsun ” gibi bir yerden ego seni şuan bulunduğun yerde tutmak istiyor bilesin.
✔ Ve bu çalışmayı yaparken korkma. Kötüyü çağırmıyorsun:)
Korkunun yüzüne bakıyorsun, onunla tanışıyorsun. Gerçekten o kadar korkunç mu diye tartıyorsun.
Bu kadar.
✔ Biz en iyi ihtimali bazen hiç düşünmediğimiz için,bazen en kötü ihtimali hiç düşünmediğimiz için, bazen en kötü ihtimali hep düşündüğümüz için karışırız.
Bu karışıklıktan çıkabilirsin.
Her isteğin, dileğin için,
İstersen dene.
Sadece dene.
Dilerim sana da hafiflik getirir.
🙏🙏

Tam ezberleri değiştirmek üzereyim,
tam o işte bu sefer yine aynı olmayı bırakıyorum, hikaye evriliyor ” dediğim yerdeyim.
Eşiğe yaklaştım.
Bir de baktım, minik adımlarla gelen korku dağ olmuş.
Değişimin ayak seslerinden çok daha güçlü geliyor.
Çünkü ilk kez kendimi şaşırtacağım,
ilk kez böyle bilinmeyene açacağım kendimi,
ilk kez özgürlüğü ilan edeceğim,
ilk kez suçluluk hissetmeyi kapının ardına koyacağım,
ilk kez varlığımın gücünü anlayacağım.
Ama o da ne!!!
Ayak sesleri daha da yükseliyor korkunun.
Aynı yerde kalmak için bahaneler üretiyor bu sefer:
” Ama şu da var, bu da var.
Bak son dakika n’oldu? “
Ah işte tam da istediğim buydu değil mi?👍
Geldi mi kapıma haklı! gerekçeler?
Oh be.
Korkmama gerek yok artık.
Aynı yerde kalabilirim.
Köprüyü geçmek , ölüm kalımdı çünkü bilinçdışım için.
Ve şimdi varlığımdan çok daha güçlü kıldım onu.
İzin de verdim.
Ve artık güvende…Bildiği yerde…

🍀Onu ikna edebilir miyim buralarda?
Tam değişimin kapısındayken ” hadi bi’ cesaret ” diyebilir miyim kendime?
Şimdi ya da biraz sonra.
Hikayeyi değiştirebilir miyim?
Bunu gerçekten istiyor muyum?
Eskiyi bırakmayı gerçekten istiyor muyum?

Hadi bi’ cesaret.
Olabilirim, yapabilirim.
Olabilirsin, yapabilirsin.

Kolaylıkla🙏

Merakla aranız nasıl?
” O ne giymiş, bu nereye gitmiş, şu ne giyinmiş, ne konuşmuşlar?” merakından bahsemiyorum:))
Kendimize ve hayatımıza dair merak duysaydık veya merakı artırsaydık?
” Başarısız olma korkum var. ” cümlesini sürekli tekrar etmek yerine, hergün içimizden ” başarılı hissetmek nasıl birşey olurdu acaba? ” diye sorsaydık ,
Ya da ” Yetersiz hissediyorum. ” yerine ” olduğum halimle iyi hissetmek, yeterli nasıl olurdu? ” diye sorsaydık,
Ya da mesela ” İnsanların hakkımda kötü bir şey söylemesini, düşünmesini istemiyorum. ” yerine ” Acaba iyi insan olma, iyi anılma talebimi serbest bıraksaydım, odağını kendinde tutmak, merkezde kalmak nasıl bir şey, bunu keşfetseydim neler olurdu? ” diye sorsaydık neler ortaya çıkardı acaba?
Cümle ve soru arasındaki enerji farkını farkında mısınız?
Hangisi daha hafif?
O halde hafif olana yaklaşalım. ( şartlandırmış gibi olmayayım ama soruları seçmiş olmalısınız:) )

Tek bir cümleyle katılık yaratıp yoketmeseydik olasılıkları,
” şöyleyim,böyleyim… ” demek yerine
” Nasıl hissetmek istiyorum, kim olmak istiyorum ? ” kısmını büyütmeyi seçseydik mümkün oldukça, hatırladıkça,
Nokta koyup önünü kapattığımız tüm cümlelerimiz ve aslında hayatımız, yerini daha virgüllü, soru işaretli ve cevabın akışta geldiği yerlere bıraksaydı,
Akışın önünde duran tüm bariyerlerimiz inseydi,
Kendimize daha iyi yaşama hakkını önce biz kendimize tanısaydık,
Ve yeter ki hakkımız olduğunu bilseydik ve izin verseydik,
Tekrarlarımız yerine kendimizi şaşırtsaydık mesela acaba nasıl olurdu?
Merakımızı artıralım işte tam buralarda, dilerim.
Bu merak daha çok işimize yarayacak eminim:)