Etiket

motivasyon

Browsing

Her güne bitirirken bağ keserek özgürleşmemizin ardından her yeni günde kendimizi koruma altına alabiliriz.
Dua, imgeleme, enerji beden üzerine yapılacak uygulamalarla bunu sağlayabiliriz.

Güne başlarken şöyle diyebilirsiniz:
” Bugün dışarıdan gelen tüm negatif etkilere kendimi kapatıyorum.
Kendi enerji alanımı korumaya niyet ediyorum. ”

Dilerseniz şöyle yapabilirsiniz ( özellikle evden çıkarken de uygulayın ) :
Göbek deliğinizden başlayarak, çeneniz ( dudak altınızı baz alın ) arasındaki hat üzerinde fermuar çekermiş gibi elinizle 3 kez tarama yaparak yukarıda yazan niyeti tekrarlayabilirsiniz.

Evden çıkarken, bir ortama , toplantıya, görüşmeye girerken de şunu deneyebilirsiniz:
Göbek deliğinizin üzerine elinizi koyun ve yukarıda yazan niyeti tekrarlayın.

Basit ve etkili bu uygulamaları kullanabilirsiniz.

Kolaylıkla.

Bugünlerce bolca access bars seansı yapıyorum.
Ve her bir seans bizi ortak yerlere getiriyor.
Değerimizi her bir an kabul ediyor olsaydık gerçek, hayatımız neye benzerdi?
Ne olduğunun önemi yok. Birşeyleri hep ama hep kendimizden daha büyük yapıyoruz sanırım. Ve peşinden korku geliyor.
Neyi kendimizden daha güçlü yaptık, daha değerli kıldık ( Değerli, geçerli, doğru , güçlü, haklı… )
Ailemizi mi?
Çevremizi mi?
Patronumuzu mu?
Yakın arkadaşımızı mı?
Eşimizi mi?
Yoksa nazarı mı? ( Nazar değecek korkusuyla , nazarı çok güçlü kılarak ” anlatmamam lazım ya da daha fazlasına sahip olmamam lazım yoksa başıma bir şey gelir diyen ve bu ağırlığı yaratanlar el kaldırsın:) )

Her bir prosesle buralarda dönüşüm sağlamak muazzam . Katman katman, bir anda en derinler. Halı altında olan her şey…

Dün gece şuraya ulaştık.
Hepimizde yeni bir yer açsın diye hemen yazayım dedim.
” Her bir zerremin, her bir saniyemin değerini bilseydim gerçekten hayatım neye benzerdi? Neler olurdu?
Her bir vaktin bana özel hediye olduğunu bilseydim bu ne yaratırdı? “
Ve sonra;
” Sadece ve sadece varlığımla neredeysem orayı onurlandırdığımı bilseydim, olsaydım , alıp kabul etseydim hayatım neye benzerdi? Yap-ma gerekliliğini ortadan kaldırsaydım , öylece orda olmamın hediye olduğunu ben bilseydim hayatım nasıl olurdu, ben kim olurdum? “

Bir söz söylemek, yardım etmek, bildiğini göstermek, mutlaka çaba sarfetmek ,ortaya koyacak mutlaka birşeylerinin olması gerektiğine inanmak , varlığına eklemek zorunda olduğuna inanmak… Bunlar sadece sende yok, sadece bende yok, çoğumuzda az çok hepsinden var. Bunu yanımızda götürmek bir seçim ve tam şuan başka birşeyi seçebiliriz.
Zorundalıktan değil, iyi hafif eğlenceli geldiğinden yana seçimimizi kullanabiliriz.
Kendimiz olmaktan yana seçimimizi kullanabiliriz.
Gücümüzü hatırlamayı her gün seçebiliriz ve alıp kabul etmeyi 🙏🙏

Kolaylıkla.

Gün içinde kaç kez misafir oluyor bu kelime sana ?

Yetersizim.

Ve ne kadar büyüyor içinde ? Onunla birlikte hareket edemeyecek kadar mı? İçinde kaybolup üzerine çöken ağırlığı anlamayacak kadar mı?

Kocaman bir durdurucu kendisi. Ve farket ki bu öyle özel vakitler yaratıp gelmiyor. Şuan instagramda, facebookta, işte herhangi bir yerde takip ettiğin biri, bir arkadaşın , eşin , çocuğun birçok yerden tetikleniyor olabilirsin. Tetiklendiğini farkedebiliyor musun peki ? Sosyal medyada bu kadar vakit geçirirken hissettiğin şey hafiflik mi , ağırlık mı?
Akşam, dönüp güne bir baktığında , odağın eksik, yanlış, yetersiz olmalarında gezmişse daha çok , nerden başlayabilirsin buna bir bak olur mu? O kişiyi takip etmeyebilirsin bir süre ya da daimi. Yakın çevrenle ilişkilerinse konu, kendi sınırlarının üzerine çalışabilirsin. Hani bizim kimseyle işimiz yok ya, hani konu biziz ya, tetikleyicileri durdurmak da, oralarda mevcut olmamak da ( en azından duygunun yüksek volümü azalana kadar ) senin elinde. Yapabilirsin. Kendi kendinin sınırlarını zorlama bence:) ” Olduğum hal iyi, iyiyim , bu hal tamam ” dile yerleşirken hayatta da kendi şiddetine maruz bırakma kendini ❤ Dilerim .

Dünyada tek sen o işi yapacak olsan durum nasıl olurdu? Ya da tek sen çocuk yetiştiriyor olsan ? Yetersiz hissetmem için bir şeyleri / birilerini değerli, kendimi değersiz yapıyorum, bir şeyleri / birilerini büyük, kendimi küçük yapıyorum, bir şeyleri / birilerini doğru, kendimi yanlış yapıyorum. Sanırım böyle. Enazından bende uyandırdığı böyle.

Buralardan bakmak sende ne uyandıracak merak ediyorum.

Kolaylıkla.

Kaçımız ” senin / sizin için yaşıyorum ” sözlerinin geçtiği bir evde büyüdü? …. Bir çocuğun dünyasında nasıl algılandı ki bu? ” Yaşatmak için yaşamalıyım ve onları buna pişman etmemeliyim , bu büyük emeğin karşılığını vermeliyim ” mi yoksa??? Ve bu yükü omuzlayıp bir de bugünlere kadar taşıdı ?

Peki ya kaçımız sevdiğimiz herhangi birini ” sensiz yaşayamam ” dediği için yaşatmaya çalıştı/ çalışıyor bir yerlerde ? Ya da sen söyledin bunu ona, ne zaman , nerede, kime ? Kendinden öte değerli kıldığın kimler oldu ? .

 Ve bir de ” seni ölene kadar asla bırakmayacağım” ” sonsuza kadar seveceğim” … Ve kaçımız bu söz uğruna bitmesini istediği bir ilişkiden ” neden ayrılamıyorum, kurtulamıyorum? ” diye sebebini hala arayıp duruyor da bulamıyor ?         ( donakaldığım yerlerden biriydi zamanında bulduğum anda ) .

Sanki kulağa iyi gibi gelen kocaman hapisler yarattık biz farkında olmadan. Niyetimiz kötü değildi elbette ki . Yalnız burada birçok yer var hapis yarattığımız , anlamadan. Böyle beylik sözlerle ” daha da anlasın , çok inansın ” lara gerek var mı sevgimizi tanımlarken? Sevgi özgürleştirmiyorsa , nerede kaldı iyileştiriciliği ? 

Bu cümlelerin yarattığı hapisler bedeninin bir yerinde / yerlerinde kilitli. İzin ver açılsın kilit. Kaç yıldır hapsediyorsun bir bak istersen. Bırakmak bir an-ken, kaç yıldır o söz orda kalsın diye enerji harcıyorsun?
Şimdi ” söz büyüdür ” dediğimiz yere geldik işte. Bu söz başka söz. Büyüyü bozma zamanı olsun ister misin? Verdiğin tüüm sözleri hatırla, hatırla. Farketmek özgürleştirir dönüştürmeyi seçersen. Aynı sevgi gibi .

Cümleler nasıl dönüşür ki o zaman ” Uyumumuz devam ettiği sürece seninle birlikte olmaya gönüllüyüm. ” . 

Olur mu?

Var mı senin de aklına gelenler?

– İnsanlara sürekli tavsiye veriyorum ama onlar da istiyorlar.
– Nasıl istiyorlar ?
– İşte anlatıyorlar sorunlarını.
– Anlatıyorlar da sonunda soruyorlar mı peki senin fikrini ya da yardım istiyorlar mı gerçekten?
– E anlatıyorlar ya, bunun için değil mi? Bence öyle.

Acaba sohbet etmenin başka yolu var mıdır? Biri bir şeyler anlatırken, o sormadan akıl vermeden, tavsiyede bulunmadan , orada kalınabilir mi ? Fikrimizi sormadı ki. Birşey anlattı. Belki sadece anlatmak istedi. Belki siz ona iyi geliyorsunuz. Belki kusacak yer aradı sizi buldu, belki yardım istemeyi bilmiyor. Ne fark eder? Sormadı ki 🙂 Peki benim akıl vermek isteyen yanım hangi ihtiyacını karşılıyor olabilir? Niyetiniz tamamen iyi olabilir, onun üzülmesini istemiyor olabilirsiniz, sonunda karşınızdaki kişi ” Aaa bunu daha önce hiç düşünmemiştim ” de diyebilir , yani iyi gelmiş olabilir. Ya da daha kötü hissetmiş olabilir. Giriş ve sonucundan çok , gelişme kısmına odaklıyım ben bu kısımda. Gerçekten sordu mu?.
.
Peki o zaman nasıl sohbet edeceğiz?
.
.
Deneyelim mi bugün ya da bu hafta boyunca? Biri bana anlatmaya başladığında ben nasıl durabilirim, nasıl yaklaşabilirim? Herkesin oradaki duruşu farklı olabilir, o yüzden kendimiz bulalım mı burayı?

Yardım talep etmek konusunda farklı bakış açılarımız olduğu bir gerçek. Yapamıyoruz, aklımıza gelmiyor. Belki bu sayede , biz de birine bir şey anlatırken yardım istemeyi öğrenebiliriz ne dersiniz?

Zamanında burada her haftaya başlarken haftalık çalışmalar yazardım. Uzun süredir ara vermiştim ama bu hafta böyle bir içimden geldi. Hepimize hediyesi olsun.
Neler olacak merak ediyorum kendimde ve sizde? Ben de hatırlatıyorum kendime çokça ” E Eda sormadı ki 🙂 “
Ve öğrenebiliriz biliyorum🙏 Sadece o anı farkında olun , yavaş yavaş dönüşecek.

Kolaylıkla.

Biraz seçim yapmaktan bahsedeyim istedim. Ve bunun öncesinde ihtiyacımız olan halden. İyilik halinden.

Yaşam enerjisi düşük, mutsuz , keyifsiz kaç kişinin seçim yaptığını ve bunlara ulaştığını gördünüz? Sanırım yoktur varsa da çok az olsa gerek. Bu benim ilginç bakış açım.

İstekleriniz gerçekleşsin istiyorsanız öncelikle frekansınızı yükseltmeye yönelin, daha enerjik uyanmak, gün içinde keyifli olmak ve yatarken de kendini iyi hissetmek. Yaşam enerjisinden ve kendi enerjinizden faydalanın. Bunun nasıl olacağıyla ilgili daha önceki postlarda bolca yazdım. Eğer hiçbiri cezbedici gelmediyse kendi rutininizi oluşturun sabahları ve akşamları en az 1 rutin kurun sizin enerjinizi artıracak.
” Bana ne iyi gelir ? ” Yani diğer isteklerinizden önce enerjinizi yükseltmek isteğiniz canlansın içinizde. İlk adım.

Ben bir şeyin hayatıma dahil olmasını istiyorsam – bu şeyin ne olduğu hiç mühim değil istek istektir – önce iyi ,enerjik, keyifli hissedebileyim ki sonra hayal kurayım, planlar yapayım, harekete geçeyim , dostlarımla ailemle bunları paylaşayım , heyecan duyayım değil mi? Bana böylesi olur geliyor.

Bolca bolca bolca hayatınıza neşeyi davet edin. Bu ” O ” kişi olmanıza izin verecek.
Önce olun ve sonra yapın.
Önce neşeli keyifli biri olmayı seçin ve sonra rutinlerinizle bunu destekleyin. Ol-mak ve yap-mak kısmına sonra uzun uzun değineceğim zaten yeniden.
Kendinizi daha zinde , keyifli, neşeli hissetmeniz için hangi enerji, alan , bilinç ve seçim olabilirsiniz ki hayallerinizden de öte istekleriniz hayatınıza kolaylıkla , neşeyle , ihtişamla aksın ?

Kolaylıkla.

Sevgili Jim Rohn’un bize ulaştırdığı en güzel bilgi şudur ki; SEN hayatında en çok yakın olduğun , bolca vakit geçirdiğin 5 kişinin ortalamasısındır.

Bunu şöyle test edebilirsin istersen:

Bundan bir yıl önceye git, hayatında kimler vardı bir etrafına bak. Sağlık durumları, ilişkileri ya da evlilik hayatları , ekonomik durumları, hayalleri ve kariyerleri durumdaydı ve o sırada SEN hangi noktadaydın? Bunlarıı tek tek yaz, çok iyi – iyi – ortalama – kötü diye sınıflandırabilirsin.

Şimdi gelelim bu yıla.Kimler eklendi yakın vakit geçirdiğin alana ? Kimler var etrafında ? Onların bu saydığım yaşam alanları ne durumda? SEN şu an hangi noktadasın? Bir yerlerde mutlaka zihnen, fikren ya da maddesel aynı ortalamalarda olduğunu göreceksin. Bunları da not al.

Peki bu ne işe yarar? Şimdiki çevren sana iyi geliyorsa , ne güzel yerini gördün , güzel vakit geçirdin tebrikler. Fakat sen bir üst basamağa çıkmak istiyorsan kendi kriterlerini belirledikten sonra çevreni gözlemle . kişiler değişiyor mu ? Yoksa birlikte mi gelişiyorsunuz? Değişim varsa izin ver , kendine uyumlu insanları hayatına çekmeye niyet et.

Kendi deneyimlerimden yola çıkıp söylüyorum ki ; o en çok sevdiklerin, dostların , akrabaların tabi ki yine yanında olacaklar. En çok vakit geçirdiklerin değişecek sadece. Sen alan açan tarafta ol ve uyan’ık ol yeter.

Güzel yolculuklar:)

Sen işin değilsin.
Varlığın sadece işinden ibaret değil.
Kendini tanımlarken mesleğini hangi sırada söylediğine bir bak.
İşin dışındaki dünyadaki varlığını görebiliyor musun?
Varlığın … Sıfatların ötesinde… Statü ötesi… Mesai saatlerinden öte… Kendini iş olarak gördüğün her yeri yıkıp yaratımını iptal edelim mi?
” Ben sadece bu konuda iyiyim ” dediğin , diğer yetenekleri , potansiyelini görmeyi reddettiğin, görmezden geldiğin, bildiğini bilmediğin her yer,
Ve tam da burda başarıya yüklediğin tüm anlamlar,
Sana söylenenler,
Ancak o zaman tam olacağına inandığın , illa illa diye tutturduğun ve şuanı, nefesini , varlığını yokettiğin her yer,
Sanki ” o ” olmazsan, yarımmışsın gibi hissettiğin her yer,
” Sen bu konuda çok iyisin ” dediklerinde sadece ordan para kazanmayı seçtiğin, kendini küçülttüğün , daralttığın, birçok gelir olasılığını kapadığın her yer,
Haketmediğini düşündüğün her yer,
O meşhur pasta dilimi realitesini seçtiğin her yer,
Bir gün sonra bambaşka bir meslekle kendine ve dünyaya katkı olacakken her gün her gün her gün katılık yarattığın her yer,
Kendini işinle bir tutup, işin bilincini reddettiğin ve onun dönüşmesine izin vermediğin her yer,
İşi kontrol etmeye çalıştığın her yer.

Belki çalışmak bile sana ait değil.
Zorunda , illa , kesinlikle diye öğretilen her yer – ki burası işin neşesini alır- halbuki konu çalışmak mı, üretmek mi, katkı olmak mı?
Kendin olsaydın , seçeceğin herşey yerine sırf onlar görsün diye, onaylasınlar diye, ispat edebil diye seçtiğin her yer….

Ve şimdi ; işle, senle ilgili şuan bahsettiğim veya bahsetmediğim seni tutan her yeri tüm zaman alan boyut ve realitelerde yıkıp yaratımını iptal edelim mi?
Kendi realiteni keşfetmen için neler mümkün?
Ve şimdi sen sonsuz olasılıklara izin verseydin ne/ neler şekle bürünür ve yoluna çıkardı? Yeni seçtiğin yerde ne hissederdin? O hissin yanında olmaya , hizalanmaya gönüllü müsün?

Kolaylıkla…

Zor olan değerlidir!!!

Kaç tane kolaylığa bu inançla kapını kapadın ya da zorluğa çevirdin onu? Haketmediğini düşündüğünden miydi yoksa tüm olanlar? ” Kolay beni bulmaz ” gibi bir ses mi buna engel oldu, kolay olanı alıp kabul etmene?
Yoksa ispat mı bu, o bu şu ” ne çabaladı ama ” desin diye, kabul gör diye, beğenil ve sevil diye.

Zor olan değersiz demiyorum da zorlaştırmamayı seçebilirsin diyorum. Değerini buna göre belirleme diyorum. Sana katkı olacak , deneyim olacaklara kapıyı arala , belki kolay olan da değerli olacak ne dersin?
Bunu hakediyorsun. Sadece varolman hakediyor.

Mesela ilişki isteğin. Bırak kolay olsun. Zaten içinde emek olacak. Bir de üstüne zorlaştırma. Ya da iş arayışın var ya hani. Önce bir süre cefa çekmene gerek yok ki onunla buluşmak için.

Zor olan değil de sen değerlisin . Bunu hiiiç yanından ayırma olur mu?

” Kolay olanı , kolay geleni hakediyorum. “
“Kolaylığı seçiyorum” de bir süredir aklında olan o isteğin için . Ohhh nasıl bir ferahlık:)

Kolaylıkla olsun, kolaylıkla aksın.

Bir beden çalışmasıyla geldim bugün.

Bu çalışmayı gece 23.00 – 01.00 arası yaparsanız harika olur ama illa o saatte yapmanız  zorunlu değil. Sağ elinizi, parmaklarınız açık duracak şekilde karaciğerinizin üzerine koyun ve önce varlığını hissedin. Öfkenizden, kininizden, kibrinizden etkilenen, esas görevlerini bu sebeplerden ötürü yapamayan bir organınız kendisi. ( yeri midenin sağ yanında, sağ göğsün altında ) 10 dk boyunca elinizi ordan ayırmayın ve şunları tekrar edin ” Doğduğum andan bugüne dek taşıdığın ağırlık yaratan tüm öfkemi, kinimi, kibrimi, hırslarımı serbest bırakıyorum, arınmaya niyet ediyorum, arınmayı seçiyorum. Geçmişten bugüne herkesi affediyorum. Kendimi affediyorum.” Eğer aklınıza isimler gelirse onları da söyleyebilirsiniz : ” … ( kişiyi ) affediyorum ” diye ekleyebilirsiniz yukarıdaki cümlelere . 7 gün boyunca ara vermeden devam edin. Sonrasında haftada 1 şeklinde devam edebilirsiniz.

  • Karaciğer değerlerinizde yükseklik ve karaciğer hastalıklarından herhangi birisi sizde varsa deneyin. 
  • Geçmişe dair öfkeleriniz geçmiyorsa deneyin.
  • Burcunuz ateş grubuysa ( koç, asla,yay ) mutlaka deneyin ve yazdığım şekilde devam edin.

Yaklaşık 4 senedir bu çalışmayı kime verdiysem harika geri dönüşler ve mucize sonuçlar aldım.  Bakalım sizin hayatınızda neler olacak?

Hatırlatma: Çalışma sebebimiz öfkelenmemek değil , öfkeyle ilgili konusu geçmiş ama bizim taşımaya devam ettiğimiz yüklerimizden arınmak.  Çünkü duygular dünyada bizim için var. Öfke , öfkelenmek normal. Dünü bugüne taşımak ağırlık sadece. Ve bir diğeri kibir, hırs konusu. Kibirden , hırstan kaçmak değil, onların bizim bakış açımıza göre yarattığımız ağırlıklarından arınmak. Kibirli olmayı ya da hırslı olmayı iyi -kötü kılmadan , tanımsız yerden işlemek, kutupluluk yaratmadan.

Her geçen gün hayatınıza daha fazla hafiflik aksın dileğim.